İzmir'den Amerika'ya uzanan başarı hikayesi

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Koronavirüs pandemisinde günlük vaka sayısının 60 binleri bulduğu bu günlerde herkesin yüreğine su serpen haber Amerika’dan geldi. İzmirli bilim insanı Dr. Serhat Gümrükçü’nün ABD’deki bir enstitüde gerçekleştirdiği COVID-19’un 48 saat içinde yok edilmesini amaçlayan ilaç çalışması tıp dünyasına duyuruldu. SARS-CoV-2’lerin kendi ana protein enzimleri kullanılarak geliştirilen Hijack RNA adlı yöntemin, hayvanlar üzerinde yapılan denemesinde virüsü 48 saat içinde etkisizleştirip yok ettiği sonucuna ulaşıldı. İnsan üzerinde deneme için FDA onayı başvurusunda bulunuldu. İzmir’de doğup büyüyen, tıp eğitimine Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde başlayan Gümrükçü, ilacı sprey olarak formüle ettiklerini, tek doz sıkım ile 9-10 ay etki göstermesini beklediklerini söyledi.

ÜNİVERSİTEYE DOKUZ EYLÜL’DE ADIM ATTIM

Sizi tanıyabilir miyiz?

Eğitiminizi nerede tamamladınız? 1982’de İzmir’de doğdum. İlk üniversite eğitimine Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde başladım. Fakültenin dördüncü yılında kişisel sebeplerden dolayı eğitimime bir süre ara verdim. Eğitimime tekrar devam etme kararı aldığımda yurt dışında okuma imkanı elde etmiştim. Bu imkanı değerlendirmeye karar verdim.

Tıp eğitimimi Moskova’da, Avrupa’nın en eski tıp fakültelerinden birinde tamamlayıp hemen ardından genetik dalında uzmanlığa başladım. Genetiğin ardından bir süre dünyanın farklı yerlerini dolaşıp (özellikle Afrika ve Ortadoğu ülkelerinde) hayır amaçlı organizasyonlar (UNESCO vs.) ile birlikte sağlık imkânları olmayan bölgelerde gönüllü hizmet verdim. Ardından eğitimimin son aşaması olan immünoloji/onkoloji alanını seçtim.

ENFEKSİYON HASTALIKLARI ARAŞTIRMA ALANIMIZDA

Yurt dışındaki çalışmalarınızdan bahseder misiniz?

İmmünoloji doktorasından sonra dünyanın önde gelen kanser uzmanlarından, kemik iliği nakli ve hücre tedavileri konularında dünya tıbbına öncülük etmiş bir hocayla çalışma şansına sahip oldum. Bu deneyim benim hücre ve gen tedavilerine eğilmeme vesile oldu. Yaklaşık 8 senedir de ABD’de yine bu konuda araştırmalar yapmaya devam diyorum. İlk senelerde asıl araştırma alanım kanser, kronik dejeneratif hastalıklar ve bağışıklık sistemi hastalıklarıydı.

Ancak bundan 12 sene kadar önce, HIV hastası olan Timothy Brown isimli bir şahsa, kan kanseri tanısı ile Almanya’da bir kemik iliği nakli yapıldı. Bu nakil sadece kanserini değil kendisinin HIV enfeksiyonunu da tedavi etmek amaçlı tasarlanmış bir kemik iliği nakliydi. Tedavinin başarılı olması sonucunu dünyaya yayan Alman ekip, HIV gibi tedavisi olmayan kronik bir enfeksiyonun hücre ve gen tedavisi ile iyileştirilebileceğini gösterince bizim araştırma konularının içine HIV de girdi otomatikman.

Amerika’daki çalışmalarımın ilk yıllarında araştırmam HIV’e yoğunlaştı. Diğer virüslere de ilgi duymaya başlayınca, genel araştırma alanımız enfeksiyon hastalıklarını da kapsamaya başladı. HIV için geliştirdiğimiz bir hücre tedavisini, bu hastalığa çare olabilme hedefiyle gecen senenin haziran ayında ilk defa FDA’ya sunduk. İlk toplantımız çok iyi geçmesine rağmen, pandemi nedeniyle FDA’nın COVID ile ilgili olmayan birçok başvuruyu beklemeye alması bizim HIV tedavisinin de zamanlamasını etkiledi.

GEÇEN YIL MARTTA KOLLARI SIVADIK

Tüm dünyayı etkisi altına alan koronavirüs ile ilgili çalışmalarınız ne zaman başladı?

Kaç kişilik bir ekiple çalışıyorsunuz? Pandemi başlayınca dünyadaki hemen hemen her bilim insanı gibi bizim ekibimiz de koronavirüs üzerine eğilmeye başladı. Geçen sene mart ayında kolları sıvadık diyebilirim. Tabii diğer araştırma çalışmalarını da durdurmamaya özen gösterdik. Şu anda laboratuvarlarımızda HIV, kanser, HBV, İnfluenz ve koronavirüs araştırmaları devam ediyor.

Benim iki araştırma ekibim var diyebiliriz. Günlük çalışmalarımın çoğu yöneticiliğini de yaptığım Seraph Araştırma Enstitüsü’nde yapılıyor. Burası kar amacı gütmeyen, bir taraftan araştırma çalışmalarına devam ederken, bir taraftan da çok pahalı olan hücre ve gen tedavilerini maddi imkânları olmayan hastalara ücretsiz uygulamak amacıyla kurulmuş bir merkez. Bu görevimin yanında ayrıca bir ilaç şirketine de danışmanlık yapıyorum. Tüm bilim ve tıp insanlarını sayarsak, ekibim 20 kişiye yakın.

Tabii bu kadar farklı araştırmaları yürütmek böyle bir ekibe rağmen kolay değil. Biz hayvan çalışmalarını laboratuvarımızda yapmıyoruz. Her alanda hangi hayvan deneyi yapılması gerekiyorsa ABD’de o konunun en önde gelen araştırmacı bilim insanları ile beraber çalışıyoruz. Biz geliştirdiğimiz tedavileri onlara yolluyoruz, onlar hayvan deneylerini yapıyor. Sonuçları birlikte değerlendiriyoruz.

HASTALIĞIN ÇARESİNİ BULMAK İÇİN ÇALIŞIYORUZ

Virüs Türkiye’de de çok hızlı yayılıyor gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Sadece Türkiye değil, maalesef birçok ülkede virüsün yayılımı kontrol altına alınamadı. Çok acı verici bir durum ama sağlık çalışanları ellerinden geleni yapmaya devam ediyor tabii ki... Bizler de diğer taraftan bu hastalığın çaresini bulup pandemiyi tamamen bitirene kadar gece gündüz çalışmaya devam edeceğiz elbette.

KORONAVİRÜSÜ 48 SAAT İÇİNDE ETKİSİZ HALE GETİRİYOR

SARS-CoV-2’lerin kendi ana protein enzimleri kullanılarak geliştirilen “Hijack RNA” adlı yöntemin, hayvanlar üzerinde yapılan denemesinde virüsü 48 saat içinde etkisizleştirip yok ettiği sonucuna ulaştığınız doğru mu?

Evet. Benzer etki mekanizmasını kullanan bir tedaviyi HIV için geliştiriyoruz son 3 senedir. Bunun çalışmaları neredeyse son aşamasına gelmiş vaziyetteyken pandemi başlayınca aynı mekanizmayı kullanarak koronavirüsü hedef alalım dedik ve çalışmalarımız iyi sonuç verdi.

AYLARDIR UYKUSUZ GÜNLER YAŞIYORUZ

Sizce bu tedavi pandemiyi sonlandıracak mı?

Umarım sonlandırır. Aylardır bu amaçla uykusuz günler yaşıyoruz. Daha genel olarak cevap vermek gerekirse, pandemiyi aşılar değil, enfeksiyonu etkili bir şekilde kontrol altına alabilecek ilaçlar sonlandıracak. Eğer böyle ilaçlar geliştiremezsek, aynı grip gibi, her sene aşı olarak koronavirüsün yeni varyantlarını yakalamaya çalışmaya mahkûmuz.

Tıbbi çalışmanızı duyurduktan sonra ne gibi tepkiler aldınız?

Çoğunlukla olumlu tepkiler aldım. Senelerdir yaptığım çalışmalar halka hiç duyurulmadığı için, bir anda böyle bir şeyle ortaya çıkınca “sen de kimsin kardeşim” gibilerinden tavırlar da almadım değil. Ama dediğim gibi bizim derdimiz bu pandeminin önüne geçip insanları bu musibetten en kısa zamanda kurtarmak.

HEDEFİMİZ İNSANLAR ÜZERİNDE DENEMEYE YAZ ÖNCESİNDE BAŞLAMAK

Tedavi insanlar üzerinde denenmeye ne zaman başlayacak?

Dediğim gibi FDA’nın COVID ilaçları ve aşıları için bir önceliği var. Onlardan cevap gelene kadar bu soruyu kesin olarak cevaplamak mümkün değil ama yazdan önce başlamış olmayı ümit ediyoruz.

BİR AYAĞIMIN İZMİR’DE OLMASINI İSTİYORUM

İzmirli olmanız kentte büyük bir heyecan yarattı. Sizinle hepimiz gurur duyduk. İzmir sizin için ne ifade ediyor?

İzmir benim için çok önemli. Ailemin büyük bir bölümü orda. Ben lise öğrenimim için İzmir’den ayrılıp Aydın Fen Lisesi’nde yatılı okumaya gitmeme rağmen üniversite öğrenimim için tekrar İzmir’e döndüm. Dokuz Eylül’de üniversitenin ilk yıllarını beraber okuduğum arkadaşlarım ve birçok hocamla hala dostluğumuz devam etmekte.

Bu sabah üniversitedeki hocalarımızla okuldaki yıllarım ve ayrıldıktan sonra neler yaptığıma dair ve son yıllardaki araştırmalarımıza dair çok güzel bir söyleşi yaptık. Ne zaman olur bilemem ama ileriki yıllarda bir vesile ile İzmir’de bir ayağımın olmasını planlıyorum. Belki sadece tatil ve aile amaçlı ziyaretler, belki de heyecan verici bilimsel araştırmaları orada devam ettirebileceğim bir akademik ortam... Kim bilir...

Yazarlarımızdan

08 Mayıs 2021, Cumartesi 07:01
Sıradaki haber yükleniyor...
holder