İzmirli genç yönetmen Gülten Taranç: Bu sektörde kadın değil erkek olsaydım çok daha farklı yerlere gelmiştim

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

O, henüz 31 yaşında. İkisi de akademisyen olan müzikolog bir anne ile yönetmen bir babanın kızı. Türkiye’nin en genç kadın yönetmenlerinden biri. Bugüne kadar imza attığı başarılarla pek çok kez İzmir’i gururlandırdı. Kadına şiddeti konu alan ilk uzun metrajlı filmi “Yağmurlarda Yıkansam” ile 53. Antalya Film Festivali’nde ödül kazandı. 4 yıl önce tamamen kendi çabasıyla başlattığı Kadın Yönetmenler Festivali, bu yıl uluslararası bir festival haline geldi. Kadınlar arasındaki dayanışmayı artırmak için Kadın Yönetmenler Derneği’ni kurdu. Hedefi, İzmir’de daha çok film üretilmesini sağlamak. Yeni uzun metrajlı filmi “Salyangoz” için geri sayıma başlayan, bir yandan da yeni albümünün heyecanını taşıyan genç yetenek Gülten Taranç ile kariyerini ve hayallerini konuştuk.

SİNEMA VE MÜZİK BİR ARADA

Öncelikle seni tanıyabilir miyiz? Eğitiminden ve kariyerinden bahseder misin?

Ben bir hikaye anlatıcıyım, çok farklı alanlarda hikaye anlatmanın derdindeyim. Üniversiteyi kazandıktan sonra bir yıl Rotary değişim öğrencisi olarak Meksika’ya gittim. Universidat de Quintana Roo’da İspanyolca ve Latin dansları eğitimi aldım. Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema-TV Yönetmenlik Anasanat Dalı’ndan 2013’te mezun oldum. 2010’dan itibaren kadın sorunlarıyla ilgili çalışmaya başladım.

Öğrenciyken çektiğim kısa filmlerle birçok festivale katılma ve yarışma şansım oldu. 2015’te ilk uzun metrajlı filmim Yağmurlarda Yıkansam’ı çektim. 2017 yılında Marmara Üniversitesi Sinema-TV Bölümü’nde yüksek lisansımı tamamladım. Aynı yıl müzik çalışmalarıma da başladım. Dört yıldır bestelerimi tekliler şeklinde çıkarıyordum. 3 Haziran’da ise ilk albümüm “Elbet Sevilir” tüm dijital platformlarda yayına giriyor.

ÇELLO KUTUSUNUN ÜSTÜNDE UYUMUŞLUĞUM VAR

Sanat dolu bir evde büyüdüğünü biliyoruz. Nasıl bir çocukluk geçirdin anlatır mısın?

Çello kutusunun üstünde çok uyumuşluğum var. Annem ve babam, ablamla bizi her yere götürdüler. Ablam Gizem avukat olarak apayrı bir seçim yaptı. Doğduğumdan beri festivallerin içindeyim. Evimize hep yazarlar, müzisyenler, sinemacılar, ressamlar konuk olurdu, çoğunu su tabancamla ıslatmışlığım vardır.

Şaka bir tarafa ailemin bana sağladığı en önemli şey vizyon oldu. Hep yapabileceğim hedefler koydum kendime. Ve baktığınızda ortada hiçbir şey yokken bir şey çıktığını görebilirsiniz. Bununla ilgili en iyi örnek Kadın Yönetmenler Festivali’dir. Sıfırdan uluslararası bir festivale doğru yürüdük yıllar içinde, festivalin direktörü gibi değil de annesi gibi hissettiğim çok olmuştur.

FESTİVAL TARİHLERE SIĞMADI

Kadın Yönetmenler Festivali pandemi şartlarında da olsa oldukça güzel yürüdü. Süreci anlatır mısın?

Neler yaptınız festival boyunca? Bu yıl temamız ‘süper kahramanlık’tı. ‘Sığamıyoruz’ sloganıyla tarihlere de sığamadık. 1-7 Mart tarihleri arasında İngiltere ve Kosova’da Türkiye’den filmlerin gösterimiyle başladık. Ülkemizde ise uluslararası seçkimiz gösterimdeydi. Pek çok atölye ve panel gerçekleştirildi. 22 Nisan-5 Mayıs tarihleri arasında ise Ulusal ve Balkan Filmleri gösterildi ve yarışmalarımız sonuçlandı. 25 Haziran-30 Haziran tarihleri arasında ise Seferihisar’da Açıkhava gösterimleri olacak, ödül törenimiz için bir araya geleceğiz.

DESTEKLER BİZE UMUT OLDU

Müzik yolculuğun nasıl gidiyor? Yeni albümden bahseder misin?

Müzik yolculuğum keyifli gidiyor. Bugüne kadar çıkardığım tüm teklilerin düzenlemesini Umut Utku gerçekleştirdi, 3 Haziran’da çıkacak albüm kayıtlarını da kendisi aldı. Çok içimize sinen duygusal bir albüm oldu. “Müzik susmasın” desteğiyle çıkacak bu albüm. Yunus Emre Enstitüsü ve Kültür Bakanlığı pandemi döneminde bu destekle birçok müzisyene umut oldu. Böyle bir dönemde bizler için en küçük bir destek bile çok önemli çünkü çalışılabilecek pek de alanımız kalmadı.

İKİNCİ UZUN METRAJLI FİLM YOLDA

Bundan sonraki hayallerin hedeflerin neler?

İkinci uzun metraj filmim “Salyangozların” ön hazırlık aşamasındayım. Yapımcım Eylem Atakav ile Köprüde Buluşmalar ödülünü aldık, bizim için çok güzel bir başlangıç oldu. Önümüzdeki yıl İzmir’de çekmeyi planladığımız filmimiz için çok yakında oyuncu görüşmelerine başlayacağız. Albümde de filmin içinde geçecek şarkılar var. Biraz ters bir sıra oldu ama insanlar bildikleri ezgileri filmlerde duyduklarında daha kolay özdeşiyorlar hikayeyle o yüzden önce şarkıları dinleyeceksiniz sonra filmi izleyeceksiniz.

11 YÖNETMENLE BAŞLADI ULUSLARARASI BİR FESTİVALE DÖNÜŞTÜ

Kadın Yönetmenler Festivali nasıl doğdu?

Çok bireysel bir çabayla başladı. İlk yıl, benim çağrımla 11 kadın yönetmen İzmir’e geldi. İkinci yıl 25 yönetmenin filmi geldi. Ayrıca atölyeler ve paneller eklendi. Üçüncü yılımızda festivale dönüştük; 45 yönetmenin filmi gösterildi. Dördüncü yılımızda uluslararası bir festival haline geldik. Toplam 115 film katıldı.

Ayrıca benim başkanlığını yürüttüğüm “Kadın Yönetmenler Derneği”, İzmir Alsancak’ta kuruldu. Kadınlar arasındaki dayanışmayı ve İzmir’deki film üretimini artırmak için çalışacağız. Kadınlar üzerine çalışmamın en büyük nedeni yaşadığım zorluklar. Ben “babamın kızı” değil de “babamınoğlu” olsaydım şu an sektörde bambaşka bir yerde olurdum. Kadın olmak gerçekten dezavantaj. Tüm mücadelem bu yüzden.

Yazarlarımızdan

28 Temmuz 2021, Çarşamba 10:17
28 Temmuz 2021, Çarşamba 07:01
28 Temmuz 2021, Çarşamba 07:01
28 Temmuz 2021, Çarşamba 07:00
Sıradaki haber yükleniyor...
holder