Bir Direniştir Kadınlar Günü

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Bugün 66 yıl boyunca verilen mücadelenin günü Dünya Kadınlar Günü. Ancak bana kalırsa doğru tabir Dünya Emekçi Kadınlar Günü. Bizlerin bugün en pahalı mağazalarda yarı yarıya yapılan indirimlerden, birbirimizi ezerek alışveriş yaptığımız ve çeşitli firmaların “kadınız güçlüyüz”, “kadınlarımızın yanındayız” vb. türde naralar atarak ‘sözde değer’lerini gösterdikleri sığ bir anlamdan çok daha fazlasını ifade eden bir gün. Ancak sokakta ve söylemlerde gördüğüm şey biz kadınların bile bize adanan bu günün anlamına ve değerine yeteri kadar hâkim olmadığımız. Daha doğrusu buna tenezzül dahi etmeyişimiz. Biz bugün 8 Mart’ın içini tamamen “tüketim” ile dolduruyor olsak da bundan yıllar evvel tarih eşit hakların mücadelesi uğruna can veren kadınları yazdı. 

Değişmeyen tek şey değişememek oldu

Öncelikle epey geçmişe gidelim yani o güne. Yıl 1987 yer New York. Dünya ekonomik krizle boğuşurken bundan en çok etkilenen kuşkusuz dokuma fabrikalarında çalışan kadın işçiler oldu. Ağır çalışma koşulları, uzun mesai saatlerine karşılık düşük mesai ücretleri belli bir noktadan sonra dayanılmaz bir hal aldı. Greve çıkan kadınların tek beklentisi vardı. “ Daha iyi koşullarda çalışmak, 10 saatlik iş ve en önemlisi eşit işe eşit ücret”. Sonuç ne oldu. Öldüler. Ya da bugün pek çok kaynakta yazdığı gibi greve çıkan kadınlar fabrikaya kilitlendi ve öldürüldü. Şimdi bugüne dönelim. O günden bu güne ne değişmiş diye bakalım. İşte burada şimşekler çakıyor ve aslında hiçbir şeyin değişmediğini görüyoruz.

Yıllar geçti biz öldürülmeye devam ediyoruz. Öldürülmeyecek kadar ‘şanslı ‘olduğumuzda neler yaşıyoruz Her gün kullandığımız toplu taşıma araçlarında ‘orantısız mesafelere’ maruz kalmak, etek boyumuzdan, rujumuzun rengine, çiğnediğimiz sakızdan, vücudumuzun oranlarına kadar varan karar mekanizmalarıyla boğuşuyoruz. İdealize edilmiş kadın bedenlerinin arasında sıkışıp kaldığımız yetmiyor gibi sokakta, işte, okulda kısacası birlikte yaşadığımız her alanda sözlü ve fiziksel tacizin her türlüsüne maruz kalıyoruz. Bu anlattıklarım ortalama bir kadının ömründe karşılaştığı şiddetin yalnızca küçücük bir kısmını ifade ediyor. 

Bu günü bize kazandıran yani o ilk adımı atan Clara Zetkin’in “Erkekler öldürdüğünde yaşamı korumak için savaşmak bizlere düşer” sözü aslında her kadın için derin anlamlar içeriyor. Bizler yaşamı korumak için savaşmak istiyorsak kadın olarak her birimiz bu savaşı önce kendi içimizde, sonrasında da bizi ikincil olarak konumlandıran, gelenekler ve dini söylemler üzerinden kadını itaatkâr olarak tanımlayan -düşünce bile diyemeyeceğim akıl yoksunu hurafelere- karşı vermekle yükümlüyüz. Bu kuşkusuz geleceğe borcumuz. 

Sizlere kadınlarda erkekler kadar eşittir anlamına gelen “kadın ve erkek eşittir” sözüyle veda etmeyeceğim. Bana kalırsa bu ifadeyi aklımıza gelen her türlü mecradan çıkaralım. Zira kadının erkeklerle eşit olduğunu zikretmek bile iki cinsiyeti eşitsiz hale getirmekten fazlasına yaramıyor.

Yaşanılası bir dünya temenni ediyor. Emekçi tüm kadınların Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü kutluyorum.


Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder