Değişmeyen tek şey, asla değiştiremediklerimizdir

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Aylardır dünya alışılagelmişin epey dışında, büyük bir savaşın içinde. Silahların konuşmadığı, bombaların patlamadığı ve şehirlerin yok olmadığı bir savaş bu. Zira 'pandemi' olarak adlandırılan bu salgın hastalıklar savaşların bile yol açamayacağı kıyımlara sebep oluyor. Milyonlarca insan toplu halde can veriyor. Son zamanlarda tek gündemimiz bilindiği üzere corona virüs. “Peki, bunu ilk kez mi yaşıyoruz?” diye sorarsınız, cevabım hayır. Böylesi bir salgın bizim başımıza ilk kez gelmiyor.

Biz birbirimizi öldürdük, salgınlar hepimizi

İnsanlığın ölümcül salgınlarla mücadelesi 1347-1351 yıllarında 'kara ölüm' olarak bilinen veba salgınıyla başladı. Asya’nın Güney Batısı’ndan başlayan salgın kısa sürede Avrupa’ya ulaşarak dünya üzerinde ortalama 100 milyon insanın ölümüyle sonuçlandı. Tam bitti dendiği anda 1647-1652 yıllarında bu kez merkez üssü İspanya olan ikinci bir dalga yaşandı. Bu salgında 76 bin insan yaşamını yitirdi. 1817-1824 kolera salgını, onu takiben çiçek hastalığı salgını, 1848 tifüs salgınıyla milyonlarca insan öldü. Bir devir böyle kapandı. 1914 yılına gelindiğinde I. Dünya Savaşı patlak vermişti. Savaşın sonunda birçok insanın yaşamını yitirdiğinden endişe duyulurken daha ölümcül bir savaş patlak verdi. İnsanlık tarihinin en büyük salgını olarak bilinen İspanyol gribi. 18 ay süren salgının sonunda ölenlerin sayısı I. ve II. Dünya Savaşı’nda ölenlerin sayısını geçti. Dünya üzerindeki sayının 50-100 milyon arasında olduğu biliniyor. 

Sayısız virüs, milyonlarca ölüm 

Yaşananlar çoğumuza geçmiş gelse de bu büyük bir yanılgı. Zira yakın tarihimiz de benzeri salgınlarla dolu. 2002'de yaşanan şiddetli solunum yolu sendromu olarak bilinen SARS salgını bunlardan ilki. Çıkış noktası Hong Kong olan virüs haftalar içinde pek çok ülkeye yayıldı. 1 yıl kadar devam eden salgında 8 bin 422 kişi virüsle mücadele ederken, 916 kişi mücadelesine yenik düştü. Yaklaşık 7 yıl sonra ortaya çıkan domuz gribi 284 bin can aldı. Takvimler 2013 yılını gösterdiğinde, insanlık yine bir salgının pençesindeydi. Gine’de başlayan Ebola salgını kısa sürede tüm Afrika ülkelerine yayıldı. Kayıtlara 'en ölümcül ebola salgını' olarak geçen salgında bilanço epey ağır oldu. 2016 yılında son bulan salgında 11 bin 300’den fazla insan yaşamını yitirdi.

Yaşadıklarımız sonun başlangıcı olabilir 

"Son mu olacak?" sorusuna gelecek olursak... Bunun cevabını vermek zor. İnsanlık, tarihinden bu yana hep değişim ve dönüşüm içinde oldu. Önce kendini, sonra evreni değiştirdi. Ancak durmaksızın artan dünya nüfusu, gelişen teknolojiler, yenilikler ne denli büyük ve hızlıysa olası bir salgında gösterilen mücadelenin boyutu da o denli zor ve yenilmesi güç olabiliyor. Bunun en büyük örneği Korona salgını ve hepimiz bu tehlikenin içindeyiz. 

Dünya bu savaşı kazanıncaya dek #EvdeKal ki insanlık yaşasın... 

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder