Rüya şehir: Kars

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

32 saatlik yolculuğumun son durağı Kars oldu. Gece geç saatlerde buraya ulaştığımız için uzun ve yorucu yolculuğumuza küçük bir uyku molası verdik. Öncelikle şu konuda sizi bilgilendirmek istiyorum. Tren, son durağı olan Kars’ta tüm yolcularını indiriyor. Yani inmeyip anında dönmeniz gibi bir durum söz konusu değil. Bu bölgeyi gezmeden trenle dönmek istiyorsanız ertesi gün saat 10.50’yi beklemeniz gerek. Bu nedenle her koşulda burada 1 gün konaklamanız şart.


Romanlara, filmlere, şarkılara…

Orhan Pamuk’un meşhur romanı 'Kar’a; 'Güneşi Gördüm', 'Mucize', 'Deli Deli Olma' gibi ses getiren sayısız filme, hikâyeye ve şarkılara konu olmuş rüya gibi bir şehir burası. O nedenle tanık olduğum her güzelliği paylaşmak istiyorum.

Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte kahvaltımızı yapmak için yola koyulduk. Şehrin bembeyaz örtüyle kaplı küçük ve dar caddelerinde ağır ağır yürümek bile keyif vericiydi. Kars başta süt ve süt ürünleri olmak üzere pek çok yöresel lezzeti içinde barındırıyor. Kahvaltı için çıktığımız yolda yöresel ürünlerin satıldığı sayısız dükkânla karşılaştık. Burada yaptığım kahvaltı ömrümde yediğim en güzel kahvaltıydı desem abartıyor olmam. Hem fiyat olarak hem de çeşitlilik noktasında büyük şehirlerde gittiğimiz o lüks kahvaltı mekânlarının çok ötesinde bir hizmet aldık. Zaten hangi esnafla konuşsak, şehrin turistik anlamdaki hareketliğinin son 2-3 yılda bu denli canlı olduğunu söylüyor. Bölge halkı uzun süren içine kapanmışlığın da etkisiyle yerli ya da yabancı fark etmeksizin ziyaretçilerini ilgisi ve sevgisiyle adeta sarmalıyor. 


Baltık mimarisinin en güzel örnekleri

1887-1888 tarihli Osmanlı-Rus Savaşı sonrası Kars 40 yıl Rusların hâkimiyetinde kaldı. Bu nedenle mimari eserler genel olarak Baltık mimarisinin izlerini taşıyor. Öyle ki kendinizi Rusya’da gibi hissediyorsunuz. Bunun en güzel örneklerinden biri de Defterdarlık Binası. Kartuş süslemelerden oluşan üç katlı bina, son olarak 1980 yılında restore edilmiş ve bugün hala şehrin en çok ziyaret edilen binalarından biri. Tarihi binaların neredeyse hepsi merkezde toplandığı için araç kullanmaya gerek duymadan her noktaya yürüyerek ulaşmak mümkün.

Bir sonraki durağımız On İki Havariler Kilisesi. Kilise 932-937 yılları arasında Ermeni asıllı Bagratlı Kralı Abbas tarafından yaptırılmış. Adını, cephesinde bulunan 12 havarinin simgelendiği taş kabartmalarından alıyor. İstilalar sonrası defalarca kilise, cami ve müze olarak dönüştürülüyor. Ve son olarak Kümbet Camii olarak kullanılmaya başlanıyor. 

Kars’ın simgelerinden biri haline gelen Kar Kalesi’ne 20 dakikalık bir yolculuğun ardından ulaşıyoruz. Kalenin inşası 1153 tarihinde Selçuklular Dönemi’nde tamamlansa da yıllarca tahribata uğraması sebebiyle büyük ölçüde yıkılmış. Son olarak III. Murat döneminde Lala Mustafa Paşa tarafından düzenlemesi yapılan kale, tanık olduğu sayısız döneme rağmen bugün hala ayakta.

Bir sonraki yazımda sizlere Ani Harabeleri ve Çıldır Gölü’nü elimden geldiğince anlatmaya çalışacağım.

Şimdilik hoşça kalın.

Sıradaki haber yükleniyor...
holder