Çocuklar Duymasın'da inci gibi canlı yayın!

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Çocuklar Duymasın (atv) dizi içine canlı yayın sokarak ciddi bir risk aldı. Üstelik yayının ana teması internetti... Yaptığım canlı yayınlarda internet üstünden bir dolu mesaj alıp okuyan biri olarak böyle bir riski nasıl aldığına şaşırdım Birol Güven’in. Öyle ya, birçok sunucu internet yoluyla gelen hakaretlerden mustarip olmuştur... Sonra anladım ki Birol, bu işlerde en aktivist adamların toplandığı İnci Sözlük tayfasının gönlünü peşinen alarak siber saldırının önemli bir bölümünü bertaraf etti... Bilmeyenler için İnci topluluğunun meselelere ağzını bozarak ve içinden geldiği gibi tepki veren fantastik bir kalabalık olduğunu not düşelim...

[[HAFTAYA]]

Kendi aralarında kullandıkları klişeleşmiş “Dedeler”, “Adam haklı beyler, dağılın”, “İnci gibi” laflarını Haluk ve Havuç’un ağzından duyunca jesti de görmüş oldum... Bu arada şu da ortaya çıktı. Çocuklar Duymasın pekala canlı çekilebilir. İşin trafiği nasıl düzenlenir bilemiyorum ama oyuncular (birkaç yerde takılan Furkan’ı da idare edersek) hakikaten geldiler üstesinden bu farklı mesainin... Bilmiyorum çok mu uçtum? Ama uçurana bakacaksın değil mi Birol Güven?

Sultan’ı konuşturmaya devam...

Türkan Şoray ile önceki akşam bir araya geldik. Sultan, bildiğiniz gibi. Hayatı hâlâ sinema. Zaten o gece Sultan’ı, yönetmen Yavuz Özkan’ı, eleştirmen Burçak Evren’i, sevgili kardeşim oyuncu Ali Sunal ve validesini, Datça Belediye Başkanı Şener Tokcan’ı bir araya getiren şey de sinemaydı. Geleneksel Datça Film Festivali’nin bu yılki programını konuşuyorlardı... İsimler çok tanıdık olunca mevzua bir yerinden dalmak şart oldu. Ben de tüm sevgili dostlara selam çaktıktan sonra Türkan Sultan’ın yanına ilişerek; “Nasıl gidiyor sinema” diye sordum...

O da her zamanki tevazusuyla “Hayatım sinema Mesut Bey” dedi. Ve müjdeyi verdi... NTV’de geçen sezon yayınlanan Sinema Benim Aşkım isimli programının yayınlanmayan son dört bölümü şubat ayı itibarıyla yine NTV ekranında olacakmış... Buna hakikaten sevindim. Sinema sanatının bütün inceliklerini o sanatın tam da göbeğinde yaşayarak 50 yılını tüketmiş bir isimden bahsediyorum... Teslim edersiniz ki Türkan Şoray, Türk Sineması hakkında en çok sözü olan otoritelerden biridir bu ülkede.

Onun ağzından sinema maceramızı dinlemek bende inanılmaz bir lezzet bırakmıştı. Dört bölüm bile olsa yeni hikayeleri bu rezerve eklemek müthiş mutlu edecek beni... Sultan’ı da etmiş zaten; “Sanatıma ve sanata belgesel niteliğinde bir iş kazandırdım. Bir başyapıtta oynamak kadar etkileyici bir şey benim için” dedi... NTV’nin televizyonculuğun kitabını yazacak kadar sektörün otoritesi olan Genel Yayın Yönetmeni Ömer Özgüner’e “bu işi 4 bölümle bırakma” derim ben... Herkesin gişeyi konuştuğu bir dönemde sinemayı konuşmak hakikaten küçümsenmeyecek bir iştir çünkü...

Söylettirenler de önemli

Önce Kanal D Ana Haber’de ardından da gece 32. Gün’de izledim Emekli Albay Arif Doğan’ı... Bilmeyenler için Ergenekon davasının bu tutuksuz yargılanan isminin JİTEM denilen, varlığı kanıtlanmasa da tam olarak olmadığı da söylenemeyen illegal bir askeri örgütlenmenin kurucusu olduğu iddiasıyla gazete manşetlerinden inmediğini not düşelim... Başta Güneydoğu olmak üzere memleketin tüm coğrafyalarını etkileyen derin girişimlerin başı olduğunu anlatıp duruyor Arif Doğan. 32. Gün’de de farklı laflar etmedi... Hatta bir ara o coğrafyada ne kadar illegal örgütlenme varsa açıktan hepsinin lideri olduğuna kadar getirdi lafı. Bir sürü cinayeti olduğunu filan da ekledi... Birand ve emekli subayın kişisel sağlığı elverseydi durumu neredeyse “Amerika’yı da ben keşfettim” demeye kadar getireceğini düşünüyorum... Tabii bu işin fantezisi, unutalım hemen. Albay Doğan’ın söyledikleri çok önemli. Ama ona bunları söylettirenler yani gölgedekiler daha da önemli. Adalet yetkililerinin bu programları sıradan bir izleyici gibi izlemediklerini umuyorum...

Türk Telekomkurum değil mi?

TV izleyicisi iyi biliyordur. Ekranda örtülü, gizli ya da çağrıştıran reklam yapamazsınız. Ağızdan kaçsa bile özrünüzü basmak zorundasınız... Bir dolu canlı yayın programı izliyoruz kanallarda. Hepsinde ağızdan kaçma riskiyle dolu markalar uçuşuyor zihinlerde. Ama dile döküldü mü, sorun oluyor... Mesela bu konuda en hassaslardan biri atv’de yayınlanan programı nedeniyle Esra Erol kardeşim. Asla müsamaha göstermiyor marka telaffuzuna... Hatta çalıştığı şirketin adını verenleri paylıyor yeri geldiğinde.

Zaten o yapmasa da reji yapıyor bunu. Neyse... Önceki gün bir damat adayı çalıştığı kurumu telaffuz edince Esra’dan hiç tepki gelmedi. Sanırım Esra, kurumu sektör zannettiği için oldu bu... Adamımız Türk Telekom adını verdi. Ve Türk Telekom bilmeyenler için söyleyelim, özel bir şirkettir... Telekomünikasyon sektörü deseydi sorun yoktu ama Türk Telekom demesi açıktan bir reklamdır Esra... Olur ya, böyle bir örnek bir daha çıkarsa ekran ahalisinin karşısında canları yansın istemediğimden düştüm bu notu. Kolay gelsin...

 

Yazarlarımızdan

13 Mayıs 2021, Perşembe 07:01
13 Mayıs 2021, Perşembe 07:01
13 Mayıs 2021, Perşembe 07:01
13 Mayıs 2021, Perşembe 07:01
Sıradaki haber yükleniyor...
holder