Doğru zaman, az para, bol kazanç!

AA

Nihat Hatipoğlu’nun yapım masrafı sanırım çok da büyük bir kalem tutmaz. Ya da şöyle söyleyelim, bir dizi masrafına kıyasla sözü bile edilmez. Ama ilginç bir şekilde bir diziye kıyasla rakiplerini reytinglerde ezip geçiyor. Bu da demektir ki TV’de doğru zamanlama çok önemli. Parayla görkem yaratabilirsiniz ama görkemle izleyici oluşturamazsınız. Az parayla çok kazanmak isteyenler Hatipoğlu örneğini doğru okumalı, belki de TV yayıncılığında “tematik” işlerin önemini bir kez daha düşünmeli. Bu arada Nihat Hoca’nın İslam’ı seçen Kanadalı gence canlı yayında dinini değiştirtmesi TV tarihinde ilklerden biridir. Bizde ses getirmedi ama sanırım dünya o anı çok konuşacak!

[[HAFTAYA]]

Ne çektiniz (!) be çocuklar...


Yeni bir yarışmaya hazır mısınız? Hadi hazırsınız diyelim sinirleriniz yeterince sağlam mı? Hem yarışanı hem de izleyeni hem gerip hem de kahkahaya boğacak yeni bir iş başlıyor Kanal D ekranında. “Kızma Kazan” isimli bu yarı şaka programını “Yalan Dünya” dizisinden tanıdığımız Öner Erkan sunacak. Çağdaşları içinde Öner’i çok ayrı bir yere koyarken önemli bir ayrıntıyı da gözden kaçırmıyorum hani. Farkındaysanız “Yalan Dünya” isimli dizinin karakterleri kah reklam kuşaklarında, kah format ekranında fırtına gibi esiyor. Hemen her karaktere rastlıyoruz dizinin dışındaki mecralarda. Demek ki insanlarda yaratılan güven hissi en çabuk paraya tahvil edilen meselelerden biriymiş. “Ne alternatif işler çekiyorsunuz be çocuklar” diyelim Vasfiye teyzenin ağzından...

Yoksulluk sınırını düşününce...

“Zengin Kız Fakir Oğlan” dizisinde (TRT1) vitrine çıkan “fakir oğlan” tiplemesine itirazım var. Malum ülkede “yoksulluk sınırı” diye bir şey var. Her gün takım elbise değiştiren, yemeğini dışarıda yiyen, altında arabası olan adama fakir diyeceksek, gerçekten yiyecek ekmek bulamayanlara ne diyeceğiz? Elbette ki karikatürize edilen bir dizi karakterinden böyle bir analiz yapmak fantastik sayılabilir. Ama fakirin tanımını bu kadar karikatürize etmek de abartılı değil mi sizce?

ŞEKER BAYRAMINA DOĞRU

Memleketim Erzurum’da Artun Ünsal’ın mutfakları ziyaret etmesini müthiş bir keyifle izledim. Köfteli çorba hakikaten eski mutfakların lezzetine açılan bir zaman tüneli gibiydi. Bu arada teknik olarak bir hayli şık duran çekimler içinde Artun Ağabey’in kırlaşmış saçları ve bronz teni hakikaten yemekler kadar ilgi alanı yaratıyordu NTV ekranında. Dün akşam da ikinci memleketim dediğim Datça’nın mutfağını Vedat Milor ustayla dolaştık yine aynı ekranda. Milor, kıyısını köşesini ezbere bildiğim Datça’dan beni bir hayli şaşırtan lezzet sürprizleri çıkarmayı başardı. Yıllık tatilimde o adreslerin izini sürmek için bir kenara not düştüm izlediklerimi. Bu arada yaklaşan Ramazan Bayramı’nın bir diğer isminin Şeker Bayramı olduğunu düşünürsek ekranların en tatlı gurmesi Mehmet Yaşin’in eksikliğini hissediyorum uzun bir süredir. Bayramda Mehmet Ağabey’in anlatımıyla CNN Türk ekranlarında tatlı bir bayram turu hiç fena olmaz hani, ne dersiniz?

Ayhan Sicimoğlu CNN Türk’te

Ve ekranlara en çok yakışan isimlerden saydığımız Ayhan Sicimoğlu yeni kanalını seçti. Sicimoğlu “Renkler” isimli yeni programıyla eylül ayından itibaren CNN Türk kanalında izleyicisiyle buluşacak. Reklamını kulaktan kulağa yaparak çok kemik bir izleyici kitlesine ulaşan Ayhan Ağabey’in hayat enerjisi CNN türk ekranına çok şey katacaktır. Ve onun gözünden dünyayı izlemek de ciddi bir moral taşıyacaktır takipçilerine. Hayırlı, uğurlu olsun!

Senin için üzülmem artık!

Bir dizi transferi haberi var sırada. Geçen yıl yayınlandığı atv kanalının yüzünü güldüren, özellikle de toplam izleyici grubunda iyi sonuçlar elde eden “Benim İçin Üzülme” isimli Mahsun Kırmızıgül dizisi el değiştiren Show TV’nin ilk dizi transferi oldu. Bu durumda artık “kanal ne gibi bir yayın politikası izleyecek?” diye soru kalmadı aklımızda. Anlaşılan geçen yıl el değiştiren Star TV’nin yaptığını yapıp “para konuşur” diyerek mevcut diziler içinde iyi reyting toplayanları katacak bünyesine. Kim bilir belki programcılar da nasibini alacak bu “cebinde reyting olanı al getir” stratejisinden. Hayırlısı artık. Bu arada dizisini kaybeden atv, bir başka reyting üreten dizisi “Huzur Sokağı’nı yapımcısından alarak iç yapımlar kadrosuna teslim etti. Bunun anlamı da diğer kanalların daha önce işlevsel hale getirdiği iç yapım hacmini artırarak maliyetleri düşürmek. Gerçi Star TV çok çabuk dönmüştü bu kararından. Bakalım atv ne kadar dayanacak?

 

Sıradaki haber yükleniyor...