Hıyanet Sarmalı demişken...

25 Ekim 2013, Cuma 05:00
AA

Bu yıl en ilginç skorları STV dizileri alıyor. Neredeyse yeni yayına giren dizileri bile benim diyen bütçeli yapımların belini kırıyor... Önceki akşam kanalın “Hıyanet Sarmalı” isimli yeni dizisiyle tanıştık. İsmindeki incelikten anladığım kadarıyla genellikle iyi ve kötü üzerine kurulan STV dizilerinin politik içerikli bir örneği karşımızda olacaktı... Öyle de oldu. Ama galiba ben içerikten çok birçok dizinin altında kalan bütçelerine rağmen bu dizilerin ekrana getirdiği o parlak rengi seviyorum... Televizyonda en önemli şey ışık ve şu kadarını söyleyeyim, dizileri üzerinden bu ışığın ve rengin hakkını şu sıralarda sadece STV veriyor... Yoksa hıyanetmiş, sarmalmış bunların hepsi her gün tartışma programlarında ana mönüyü oluşturduğu için ilgimi çekmiyor. Neyse, konu içerikse eğer ben “Küçük Gelin” izlemeye devam edeyim...

[[HAFTAYA]]

Muhteşem Süleyman’a ne oldu?

“Muhteşem Yüzyıl”da (Star TV) görmediğimiz bir aşk acısı vardı, onu da gördük. Sümbül Ağa tuhaf bir şekilde duygusala bağladı. Daha doğrusu senaristler bağladılar... Oysaki basit bir araştırmayla herkes harem ağalarının daha çocuk yaşlarda hadım edildiğini bulabilir. Harem ağası denilen görevlinin aynı zaman da hadım ağası olarak çağrıldığını da bulgularına ekler... Neyse, o değil de sanırım son bölümlerde Muhteşem Süleyman’ın muhteşem munislikte bir adama dönüştüğü dikkatinizi çekiyordur... Dizinin ekseninin genç veliahtların yatak odaları ve taht heveslerine doğru meyletmesi de bu yüzden sanırım... Kanuni’nin tarihteki önemine binaen artık dizide ince bir ayar görüyorum. Siz ne görüyorsunuz onu bilemem tabii?

Sektörün nefesi orada!

Ne yalan söyleyeyim zevkle izlediğim gündüz kuşağı programlarının başında “Bana Her Şey Yakışır” (Kanal D) geliyor... Özellikle bu hafta programın yarışmacıları (Antalya’dan katılıyorlar) moda dergilerinden fırlamış mankenler gibi... Mankenlik mesleği eskisi kadar popüler değil. Sektörün en büyük sıkıntısı yeterli defile olmayışının yanı sıra mankenliğin gözden düşmesi de aynı zamanda... Madem sektöre yeni isimler bulmakta güçlük çekiyorsunuz, o zaman geçin ekranın karşısına. “Bana Her Şey Yakışır” her hafta en az iki sağlam manken adayı ekrana çıkarıyor. Ben de, “Yarışmacı olarak unutulup gitmesinler, herkes kazansın” diyorum...

İzleyici değişir günler değişir!

Bir sezon içinde neredeyse bütün izleyici alışkanlıkları değişti. Yeni ölçüm panelinde seçilen denekler belli ki geçen yılın bazı işlerine çok mesafeli... Daha çok tutan dizilerin içeriğine baktığımızda “aile düzeni ve ahlakı öne çıkaran” işlerin sıcak izleyici yakalayıp, entrikanın marifet olmaktan çıkarılmasına tanıklık ediyoruz... Bu tespitten sonra dizilerin ve hatta programların işlerinin eskisi kadar kolay olmadığını söylemek lazım... Bu tutacak dediğimiz hiçbir iş tutmuyorsa izleyicinin tümünden ziyade panelin aklından geçenleri okumak gerekiyor... Buna eğer geç başlamışsanız, hiçbir dönem olmadığı kadar hızlı bir değişim trafiğiyle baş etmek durumunda kalıyorsunuz... İşte son değişimler; “Doksanlar” (atv) dizisi pazar akşamına gitti. “Kayıp” (Kanal D) cumartesi akşamına taşındı. “Fatih”in saati iki saat aşağı kaydırıldı... “Ben Bilmem Eşim Bilir” (Kanal D) hafta sonu iki güne çıkarılıp haber önüne alındı. “Babam Sınıfta Kaldı” (FOX) ikiye bölünüp iki ayrı günde yayınlanacak. Ve biliyorum gün içinde en az beş değişim haberi daha gelecek; hazır olun derim...

İsmi geçelim lütfen!

Son zamanların illeti kanser hakkında yazı dizileri tiraj kazandırıyor. Yine aynı illet hakkında yeni gelişmeleri anlatan haberler ilgiyle izleniyor. İşin uzmanları en çok reyting alan TV figürleri olma yolunda. Tüm bunlar tamam... Ama dizilerde bu illetin isminin açıkça verilmesi hoş olmuyor. Daha önce de yazdım. Kanserin aşamalarını resmeden dizilerin izleyicide çok ağır bir tahrifat bırakma gücü var... Oysaki daha çok fanteziler hatta masallar üzerine kurulan bu dünyanın işin iyi tarafından tutması gerekiyor. Umudunu yitirmiş insanlara bir nebze de olsa umut olabilmesi adına... Bu yüzden adının içinde “A.Ş.K.” (Kanal D) gibi üç manalı harf bulunan dizide kanserin isminin bizzat veriliyor oluşu adamı tüm o romantizmden alıp duvara savuruyor. Aman dikkat...

Peki ya erkekler?

Zahide Yetiş yeni kanalı atv’de “Yetiş Hayata” diyecek, bu tamam. Hayırlı olsun demeliyiz ki bu da tamam... Ama tuhaf olan bir şey var. Kadın kuşaklarını artık sadece kadınlar izlemiyor. Hatırı sayılır bir erkek izleyici kitlesi bu kuşak programlarına kilitlenmiş durumda... Çıkıp hafif bir mahalle esnafı turu yapmak ya da taksi duraklarında açık ekranlara bakmak bile meraklısına bu konuda ciddi bir istatistik verebilir... Bu durumda Zahide’nin tanıtımında sadece kadınlara oynaması zamanı doğru okuyamayan bir kafanın eseri olmalı... Tanıtım filminde erkeklere cazip gelecek kıyafetiyle ekrana gelen Zahide aynı cazibeyi içeriğe de taşımalı. Artık erkek de kuşak programlarında kendini bulmalı...

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.