Kibritçi Cevat hortladı mı?

07 Aralık 2011, Çarşamba 05:00
AA

Ahu Türkpençe, “Mesut” diye bağırarak bir çocuğun arkasından koşuyordu. İlk bölümünden sonra hiç izlemediğim için neden sonra bağırdığı kişinin ben değil de oğlu olduğunu gördüm. O da ne? Hapishane gibi bir yerden bizim “Kurtlar Vadisi”nin (TNT) kibritçi Cevat’ı çıktı. Hani düşmanlarını bir şekilde yakarak öldüren o pala bıyıklı adam. Çocuğu kucakladı ve yürümeye başladı... Ahu Türkpençe sokağın kenarına sindi. Sonrası benim için kafa karışıklığı oldu. Bu Cevat, “Kurtlar Vadisi”nde ölüp “Tek Başımıza” (Star TV) dizisinde Samet olarak hortladı mı? Eğer öyle değilse neden oyuncunun bıyıkları aynı vadideki gibi bırakılmıştı? Bu yöntemler göndermelerle, alışılmış fotoğraflarla filan reyting toplamak için midir? Anlayamadım vallahi!

[[HAFTAYA]]

Öpüşerek ve dövüşerek...

Fatmagül, Kerim’e doğru meyledince (Fatmagül’ün Suçu Ne?/Kanal D) bu hafta filan ilk öpüşmenin gerçekleşeceğini tanıtım filminden anladım... Hani geçtiğimiz haftalarda sormuştum ya, “Dizinin son bulacağı haziran ayına kadar ne izleyeceğiz?” diye. İlk yanıt öpücük olarak geldi... O öpüşme meselesi dizinin bir bölümünü kurtarır. Sonra hemen ertesi hafta Fatmagül derin bir travma yaşar, ondan sonraki hafta travmanın geçmesi beklenir, bir ay kadar sonra bir öpücük daha. Ne kalır hazirana? Artık senaristler öpüştüre dövüştüre arayı da bir şekilde kapatır!

Billur bir erotizm...

Billur Kalkavan alem kadın. HTV isimli yeni sağlık kanalında gece 24.00 itibarıyla “Kırmızı Nokta” diye bir program yapıyor... Önceki akşam tanıtımını izledim. Öyle 30 saniyelik bir şey değil, bildiğin kısa metrajlı film tadında. Ve Billur konuğuyla birlikte biz erkeklerin kahvehanelerde yaptığı cinsten Haydar Dümen muhabbetleri yapıyor... Dur, hatta ne konuşuyorlardı; “Çiftler gözü dönünce asansörde ya da havalandırma boşluğunda, kaşla göz arasında nasıl sevişmeli” gibisinden bir şeyler... Vallahi eğer “Kırmızı Nokta” denk gelir de kalabalık bir kitle yaratırsa, bir dönemin “Tutti Frutti” yarışmasından kat be kat fazla fenomen olacaktır...

Saba tamamdır!

Saba Tümer’in (Show TV) konuk seçkisinde giderek daha iyi bir noktaya geldiğini görüyorum. Üstelik sadece seçkiyle değil, çağırdığı konuğa konuşulacak bir mesele yaratmasıyla da bunu yapıyor... Önceki gün Sibel Can konuğuydu ve İbrahim Tatlıses canlı yayına bağlandı. Sohbetin sonunda herkes gözyaşları içinde kaldı... Saba ve ekibi ya da şöyle söyleyelim; Saba Tümer ekranda, Caner Erdem de işin mutfağında harikalar yaratmaya başladı... Gidişat gösteriyor ki Saba uzun bir süredir ekranda yaşanan kadın kuşağı boşluğunu doldurmak üzere. Bilmiyorum o saatin yıllanmış sultanları ne düşünür?

Bir ömür yetecek mi?


Ben kendi adıma Naz Elmas’ın yeni bir diziye girişeceğini sanmıştım. Ama Star’ın “Bir Ömür Yetmez” isimli dizisine dahil oldu... Şimdilik çizdiği karakter hakkında bir görüşüm yok. Ama dizinin kaderi reytinglere ve ağır akan hikayeye bakacak olursak hayırlı şeyler söylemiyor... Müthiş bir oyuncu kadrosu var ama bir şeyler eksik. O bir şeyler neyse bir an önce bulunmalı. Naz Elmas da olabilir başka bir şey de. Bulunmazsa dizinin ömrü sezonun sonuna yetmez, benden söylemesi...

Cem mikrofonu kaptı!


Cem Ceminay’ın “Yok Böyle Dans” (Show TV) yarışmasından elenmesinden sonra bu köşede Acun Ilıcalı’ya bir tavsiyede bulunmuş, Cem’i sunucu olarak kullanmasını not düşmüştüm... Sağ olsun önceki gece Cem Ceminay’ı ekranda görünce ciddiye alıp Cem’e mikrofonu teslim ettiğini gördüm. İlk gece için Burcu Esmersoy ile bir doku bozukluğu yaşandı... Ama Pascal Nouma’nın misafir olarak katıldığı bölümde o küçük detaylar çok da önem taşımadı. Yarışmanın birkaç haftası var ve işi esprili götürmek anlamında Cem hakikaten başarılı... Görsellik dayatmasına gelince; eh onu da Burcu kapatıyor zaten. Birinin eksiğini diğeri örten ikili “Yok Böyle Dans” ekranında iyi duruyor. Bilmem izleyici ne der?

Butik kanalda iyi de...

Hiç izlemedim. Bir ayıp sayılabilir mi, hayır. Ama “Bir Kadın Bir Erkek”in yakın çevremde etki bıraktığını hatta iki yıl kadar birçok sohbete mevzu olduğunu biliyorum... Türkmax kanalında bu ayın sonu itibarıyla üç yıllık yayını son buluyor. Büyük bir kanalda olsa sanırım bir sezonu tamamlamazdı. Kötülemek adına söylemiyorum... Reytingle derdi olmayan butik kanallar için bir iş yaratıp ona var gücünle abanmak, reytingin dışındaki mecralarda etkinliğini arttırmak çok kolay... Ama iş ölçümlere geldi mi, dışarıdaki etkinliği ne olursa olsun karne üzerinde aynı sonuca varmıyorsa bir dizinin tutulması mümkün değil... Star TV diziyi transfer etmenin peşindeymiş ya; aklım karıştı, not düşeyim dedim...

 

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.