Kösem'i kimler izleyecek?

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Bugün Muhteşem Yüzyıl serisinin ikinci bölümü başlıyor. Malum adını ezber ettik, reklamlarına başlayalı bir yıldan fazla oldu; “Kösem”...

Tarihimiz dipsiz bir kuyu. Dolayısıyla günümüzün popüler konularından çok daha fazlası hayat arşivlerinde keşfedilmeyi bekliyor...

Kösem’e bu gözle bakarsanız çok da mutlu olmayabilirsiniz. Ama ben bu işe genlerimizin izini sürmek için dolaylı da olsa bir fırsat diyorum... 

Son zamanlarda Diriliş Ertuğrul (TRT 1) bu işi hakkını vererek yapan bir anlatıcı gibiydi. Açıkçası bu diziyi izlemek tarih uzmanlarını dinlemek kadar lezzet veriyordu. Hâlâ öyle...

Kösem için de farklı bir şey söylemeyeceğim. Karakterleri kimin canlandırdığı umurumda bile değil. Kaldı ki dizi riskli sayılabilecek bir kadroyla karşımıza çıkıyor. Ama neyi nasıl anlatacağına fazlasıyla emin bir oluşumun kanatlarının altında. Bu yüzden başaracak...

Bu denli önemli dizilerin oynadığı perşembe akşamlarında şansını TV izlemekten vazgeçmiş sayabileceğimiz “diğerleri” isimli izleyici grubundan yana kullanacak...

Grubun nüfusu tüm TV izleyicilerinin yüzde 40’ı kadar görünüyor. Ve Kösem oradan izleyici toplarsa, en zoru başaracak. Gönül bunu istiyor zaten, çoktandır dizi izlemeye küskün bir kitleyi ekran karşısına çekebilmeyi yani. Hayırlısı...

Bir kutu kağıt mendil!

Mayıs Kraliçesi (Show TV) önceki gece izleyiciyle buluştu. Yeni bölüm art arda iki kez verildi. Açıkçası ilk bakışta uyarlama olduğu belli olan dizilerden biriyle karşılaştığımızı hissettim...

Kore dizilerindeki o olağanüstü dramatik haller baştan aşağıya sinmişti dizinin üstüne. Eğer psikolojik olarak zor bir gün geçirmişseniz dizinin tamamını izlerken bir kutu kağıt mendili iç edebilirdiniz.

Müziklerdeki o ağır hava, gençleştirmelerdeki başarısız denemeler, ana karakterin çocukluğunu canlandıran kız çocuğu dışında (o da dublajla seslendirilmişti) kadronun tamamının çok iyi ya da çok kötü tiplerden oluşması bana “İnsan yüreği iyiyle kötünün savaş alanıdır” diyen Dostoyevski’yi hatırlattı. İyi ya da kötü, elbette dizide biri kazansın. Ama kazanan vasat olmasın. Açıkçası ilk izlenimde biraz bundan korktum...

Yine de hep söylerim ilkin günahı yoktur. İlk bölümüyle ilk on program arasında kendine yer bulamayan dizinin bahtının açık olmasını diliyorum!

Seçim zamanı geldi!

Kız Tarafı Erkek Tarafı isimli işiyle Alişan ve Çağla Şıkel izleyicilerine farklı bir iş göstermeyi hedefleyen Show TV anlaşılan bu işi başarmayı kafaya koydu...

Geçtiğimiz hafta ilk yüz program sıralamasında kendine yer bulamayan program haber önüne çekilince bir miktar toparlandı. Peki, başarabilecek mi?

Görüyorsunuz ekranda ana haberlerin öncesindeki dilim cehennem çukuru gibi bir yer oldu. Daha çok izdivaç programlarına endeksli gidiyor. Dizi tekrarları filan artık iş yapmıyor...

Yarışmanın hareketli içeriği, oyunları, sunucuların meseleye dahil olması bana göre başarılı. Ama öte taraftan karşılarında bir insan sirki var. Dram, trajedi, yalan, dolan...

Hal öyle olunca fiziksel performans gerektiren işler ekranın içindekiler kadar dışındakileri de yoruyor. Bana kalırsa bu format tam hafta sonu izleyicisi için. Çünkü orada kumanda sürekli el değiştiriyor. Bunalan hane halkı hemen kanalı değiştirebiliyor... 

Bu durumda ya hafta içinde kalıp içeriği değişecek ya da hafta sonuna taşınıp kaderi değişecek. Kısacası seçim zamanıdır...

Güldürülere nazar mı değdi?

Sanırım skeç işlerine nazar değdi. Eğlendirme Dairesi (Star TV) ve Buyur Buradan Bak (Kanal D) gibi oluşumların ayağı sekmeye başladı...

Eğlendirme Dairesi kendine verilen yeni bir krediyle yönetmenden yazar kadrosunun tamamına yakınını içine alacak şekilde yenilendi. Eğlendirmeyi bir de böyle deneyecekler...

Buyur Buradan Bak “sansürsüz” turneye çıktığına göre sanırım kanalla vedalaştı. Oysaki bu sevimli iş iyi bir gün ve saatte muadilleri kadar iddialı bir şeyler çıkarabiliyordu...

Neyse, aynı fabrikadan çıkan birkaç işin sadece bir tanesinin (Güldür Güldür/Show TV) “sorunsuz” bir rotada devam etmesi bana ilginç geldi. Pozitif ayrım, alışkanlık, güçlü kadro ya da derdi her neyse...

Haber kanallarında alt yazı trajedileri!

TV eleştirmeni Burhan Ayeri ağabeyim aradı. Görüşlerine çok önem veririm. Özellikle tüm haber kanallarında yaşanan Türkçe felaketinin altını çizmek için aradığını söyledi...

Söylediği kadarıyla alt yazılardaki imla hataları, son dakika haberlerinde anlaşılmaz alt bantlar ve neredeyse üç dili kusursuz konuşması gereken haber spikerlerinin sürekli telaffuz gafı kendisini haber kanalı izlemekten soğutmuş...

Köşesinde adımızı anacak diye çekindiğimiz Burhan ağabey, ricam üzerine kimi notlarıyla arada bir bizimle birlikte olacak. Belli ki sektöre hiza çeken bir “kanlı kalem” ihtiyacı var.

Ve o ihtiyaç kusursuz bir Türkçe’yle, Burhan ağabeyin notları olarak sizinle paylaşılacak. Notun ilkini düştük; meslekte KJ operatörleri olarak bilinen alt yazı sorumluları, üstünüzde göz var, artık kurşun mu döktürürsünüz, imla kılavuzu mu edinirsiniz; bilemem?

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder