Muhteşem Yüzyıl'ın dönüş seferi...

16 Eylül 2011, Cuma 05:00
AA

“Muhteşem Yüzyıl” (Show TV) geri döndü. Üstelik matine suare tadıyla döndü. Son olarak bir dizinin bölüm uzunluğunu 90 dakikada filan bırakmıştık. “Muhteşem Yüzyıl”ın yeni sezondaki ilk bölümü gösterdi ki bu uzunluk artık saatlerle ifade edilecek... Dizi reytinglerde bıraktığı kadar parlak olmasa da açık ara birincilik aldı. Para harcanmıştı, ekip güçlenmişti, tarih cilalanmıştı filan... İlk dikkatimi çeken Hürrem’in doğum sonrası etkinliklerinin devam ediyor oluşuydu. Sanırım bir Cihangir Şehzade kaldı doğurmadığı... O da doğarsa dizi ince bir Kapalıçarşı havasından çıkarak, kuyum işlerini piyasalara bırakacaktır.

[[HAFTAYA]]

Çeyrek altının 200 lira olduğu günümüzde öyle balkonlardan altın akçeler saçılması filan ağız sulandırıyor çünkü... İkinci dikkat çekici nokta önünde sonunda Papa’ya şivesiz Türkçe konuşturulduğu oldu. İzleyenler bilir; adamcağızın uzun süre alt yazılı İtalyanca, ardından şiveli Türkçe ve son olarak hem yazılı hem şiveli bir saçmalama evrimi olmuştu. Nadas yaramış, Türkçe’yi çözmüştü ama kardinal ve piskoposlarda durum hâlâ “tısss” tadındaydı... Gözler bir ara dizide rock şarkıcısı Demir Demirkan’ı kanatlanmış uçarken gördü. Yanıldığımı sandım, sonradan öğrendim ki, bizzat kendisiymiş.

O çağlara da konser kıyafeti tadında bir kostümle girmiş ki Demir kardeşimiz; şenlendik hani. Muhteşem Süleyman’a konserinin kaçta başlayacağına dair bilgi vermesini de beklerdik... Neyse. Geçen sezon bir hayli drama kasan dizide yüz güldüren unsur olarak “ceee” diyen Gül Ağa belli ki dört yüz yıl sonra dünyaya gelecek olan Burhan Altıntop’un rol modeli olacağını henüz bilmiyordu... Bilmesin; Sümbül Ağa’yla atışmaları ve oda arkadaşlıkları her tarihi dizide bulunması gereken (!) bir Hacivat Karagöz havası yaratacaktır... Eh ona da saydıklarım gibi gülüp geçeriz artık. Hadi hoş geldin diyelim “Muhteşem Yüzyıl”a. Fondaki müziğin sesini biraz kısarlarsa belki bu içten temennimizi duyarlar, ne dersiniz?

Dizilerden moda notları!

Belli ki moda işiyle uğraşan bir okurumuz dizilere vitrin gezer gibi bir bakış atarak izlenimlerini benimle paylaşmış. Buyurun okuyun. “‘Arka Sokaklar’ dizisinde Gamze Özçelik’in sıfır kol tişörtüne ne demeli? Hangi polis memuru sivil de olsa bu kadar rahat giyinebilir ki? Bir de ‘Fatmagül’ün Suçu Ne?’ isimli dizide Fatmagül yani Beren Saat’in ev taşınırken Mustafa’yla tartışması akabinde arabaya binerken görülen ‘Birkenstock’ terlikleri de pek hoştu. Parası olmasa da Fatmagül’ümüz rahatına bir hayli düşkün herhalde”...

GÖNLÜMÜZ LÜFERDE!

“Reis” (atv) dizisini balıkçı aileler yakından takip ediyor. Reis’i oynayan Mehmet Akif Alakurt bu yüzden önemli sayılan mesajını önceki akşam “Burada Laf Çok” (CNN Türk) programında verdi; “Benimki 24 santim”... Bilmeyenler için bunun nesli tükenmekte olan Boğaz balığı lüferi hayata döndürmek için sürdürülen bir kampanyanın sloganı olduğunu not düşelim. Gönlümüz lüferde!

Murat Boz da yarıştıracak!

Yeni nesil popçular arasında en ağır başlı isimlerden biri Murat Boz. Tuhaf bir samimiyeti var; şarkılarında, duruşunda, sahnesinde filan... Ben neden hâlâ bazı yapımcıların gözünden kaçmış, dizilerden birinde kafa göstermemiş diye içten içe sayıklarken mutlu haberi aldım... Murat çok yakında atv ekranında bir kuşak üstte duran ağabeyi Serdar Ortaç’ın geçmiş zamanda yaptığı gibi şarkı söyleterek milleti yarıştıracakmış... Kendi adıma genç kızların kanala yapışacağını düşünüyorum. Kalan sağlar da bizimdir zaten. Hayırlısı olsun...

Kuzey’e 10 TL yatırdım!

“Kuzey Güney” (Kanal D) karşısındaki ihtişamlı rakip için koşuya Ana Haber’in 15 dakikasını çalarak başladı. Kendi adıma ikinci bölümü ilk bölümden daha lezzetli buldum... Gerçi ilk bakışta bir “Kıvanç Tatlıtuğ fashion night (moda gecesi)” havasında olsa da iş “fight club” (dövüş kulübü) atmosferine girince kendini buldu... Kuzey’in malum dövmesini gördünüz değil mi? Sıradan bir sokak dövmecisinde bile yapımı ve maliyeti bir hayli acı veren cinstendir. Adama o armayı bin küsur liradan aşağıya kazımazlar... Bizim çocuğu en son babasından 20 lira harçlık alırken gördüğüm için vücudundaki o çalışmayı bir barter (takas) anlaşmasının ürünü olarak kabul etmeye karar verdim... Kuzey ile Güney kardeşler avrat belasına birbirine giredursun bu Cemre isimli kızın o ses tonu ve konuşma şekliyle kaç kişiyi daha ayartabileceğine takıldım... Biri, ben dahil birileri “dizinin melodisini bozan o sese ince bir dublaj yoluyla veda edebilir miyiz acaba?” diye sorabilir mi lütfen? Sorduk; bakarız artık önümüzdeki bölüme... Neyse. Toplayacak olursak hikayede anlaşılmayan bir şey yok. Ciddi bir set ya da çekim kazası da göze çarpmadığına göre önümüzdeki maçlara bakacağız... Samimi bir itiraf; haftaya devam edeceğini düşündüğüm o dövüş sahnesinde Kuzey’e 10 lira yatırdım... Dilerim üste para vermem!

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.