Saba işi havada!

28 Temmuz 2013, Pazar 05:00
AA

Show TV’ye geçtiği duyurulan Simge Fıstıkoğlu sabah kuşağı sunacak. Daha doğrusu habercilik yapacak. Bu da demektir ki Saba Tümer’in yerine konuşlandığı iddiaları havada kaldı, aslı çıkmadı.

Yeni sezona girerken yeni Show TV için Saba’nın durumu hâlâ çok bilinmeyenli denklem gibi duruyor. Suskunluğunu bozup; “Devam kardeşim” dese gereksiz yere “gönderildi” gibi inceliği olmayan iddialara maruz kalmayacak...

Sırlar moda oldu...

Kanal D’nin yeni dizisi “Sırlar” yarın “motor” deyip iş başı yapacak. Yeni sezonun en iddialı işlerinden biri olacak “Sırlar”ı son birkaç yıldır yaptığı işlerle alkış toplayan Kanal D iç yapımlar üstlenecek.

[[HAFTAYA]]

Bildiğim kadarıyla başrollerde “Kuzey Güney” dizisinin komiseri Kaan Taşaner ve Dolunay Soysert üstleniyor. Kadroda sorun yok yani. Hikaye de sıradan bir çizginin dışında seyredeceğine göre yeni nesil bir “İntikam” çalışması yola çıktı diyebiliriz; hayırlısı olsun.

DOĞUKAN O SES TÜRKİYE’DE OLSA...

“O Ses Türkiye”nin yeni sezon için değişen jürisi tartışılıyor. Şimdilik herkes bahis safhasında. Acun Ilıcalı tam olarak açıklamadan jürinin kimlerden oluşacağı elbette net değil.

Herkesin gönlünde yatan bir aslan var. Benimkisi biraz farklı bir aslan. Daha doğrusu bir aslan yavrusu. Rahmetli Barış Manço ağabeyimizin oğlu Doğukan. Onu sadece “Survivor” parantezi içinde izleyenler belki gözden kaçırmışlardır ama Doğukan genlerinden başlayarak, eğitimine kadar; hatta “Survivor” öncesindeki kariyerini de katarsak, tam bir müzik adamı.

Yani mevcut yarışma jürisinin içinde olanlardan bir tık daha yüksekte müzikal birikime sahip. Gördüğüm kadarıyla konuşma ve analiz etme sorunu da yok. Kısacası jüri için biçilmiş kaftan. Ama o sandalyeye oturur mu; işte bu sorunun yanıtı şimdilik meçhul ve sadece temenniden ibaret!

İlle ağlatmalı mı?

“Tamam mıyız?” yeni bir Çağan Irmak filmi. “Asmalı Konak”tan bu yana “ağlatan” işlerle özdeşleşen Çağan için yine “ağlatacak” iddiası dolanıyor ortalıkta.

Ben tam tersine bu zeki adamın güldürmeye oranla daha kolay olan ağlatma hattından çıkıp tüm fanlarını şaşırtmasını arzu ediyorum kendi adıma. Belirli bir kitleyle belirli bir alana tıkılıp kalmadan. Yönettiği tüm dizi ya da filmlerdeki gibi özgür bir lisanla; mümkün değil mi acaba?

Kahvehaneye dikiz!

“Doksanlar”(atv) dizisini severek izlediğimi söylememe gerek yok. Birol Güven işleri belki de yıllar içinde alışkanlık yarattığı için belli bir lezzeti barındırıyor benim damağımda.

Bu tamam. Ama bu şuna engel değil; Doksanlı yılları resmeden bir dizi içinde sıklıkla çıkan anlam boşlukları var. Mesela kahvehaneler, Türk erkeklerinin işli ya da işsiz, genç ya da yaşlı fark etmeden kapalı bir sosyallik yaşadıkları merkezler.

Ve sigara yasağından önce o merkezlerin hepsi dumanından tanınırdı. Dumanından derken, içeride öyle ciddi bir sigara tüketimi olurdu ki, onun elbiselere sinen kokusunu çıkarmak için az çekmezlerdi ev hanımları. Ekrandaki “Doksanlar”a dönersek dizide kahvehanelerde sigara içilmiyor, hatta bırakın onu “pişpirik” bile atılmıyor.

Hadi desek eski ismi olan “kıraathanelerin” hakkını veriyor olsun, ama ortada kitap okuyan filan olmadığı için o da yok. Dumanı tütmeyen kahvehane Doksanlara ait değildir kardeşim. Buna şahitlik edecek en az bir milyon kişi bulabilirim.

HALUK NEDEN İÇERİDE?

“Çocuklar Duymasın” dizisinin (Fox TV) fragmanında Haluk karakteri elleri kelepçelenerek nezarethaneye götürülüyor. Namuslu ve ilkeli bir aile babası olarak tanıdığımız Haluk ne yapmış da içeri girmiş olabilir.

Bir ihtimal iftiraya maruz kalmıştır ama bu zor. Çünkü kendi halinde bir adam olduğu için pek de düşmanı yoktu bildiğim kadarıyla. İkinci ve en kuvvetli ihtimal, her daim kapısının arkasında sakladığı Haydar namlı sopasıyla birine dalmış olabilir ki, bu hakikaten mümkün.

Elektrik aksamından dolayı takılı kalan kornaya bile gider yapan Haluk bir gün o sopayı bir yerde kullanacaktı. Kullanmış da sanırım. Allah kurtarsın!

Sıradaki haber yükleniyor...