Ünlülere ne içiriyorlar?

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

O değil de benim bildiğim “Ünlüler Gönüllüler Survivor” (Show TV) takımının Hasan’ı en son Camoka ismiyle Amerikan güreşi ve boks ringlerinde fırtına gibi esiyordu... Şimdi Survivor adasında, üstelik dayanıklılık yarışmasında Nihat Alptuğ Altınkaya’ya yenilmiş olması işkillendirdi beni. Bildiğim kadarıyla hayatı idmanlarda geçen bir sporcu ve dansçı olan Hasan’ın öyle kolay pes etmeyecek bir performansı olmalıydı. Artık moral mi desek, konsantrasyon eksikliği mi, bilemiyorum... Mustafa Topaloğlu’nun 80 kiloluk ağırlığın altında kılının kıpırdamadığını düşünürsek, bu ünlüler takımının Hindistan cevizi sütüne bir şeyler mi atıyorlar acaba diye sesli düşünmekten alı koyamıyorum kendimi. Ne dersiniz?
[[HAFTAYA]]

ÖZETSİZ Mİ DEDİNİZ?


O değil de, önceki cuma yayınlanan “Adını Feriha Koydum” dizisi için “Özetsiz yeni bölüm” duyurusu yapılmıştı. Ama yeni bölüm izlemek için ekranın karşısına geçenler üstte yazan yeni ibaresine rağmen yaklaşık 10 dakika kadar bir önceki bölümün kolajını izlediler. Sonra bir anda ekranın altında bir sayaç belirdi ve yeni bölüme doğru geri sayım başladı. Bu tip yanıltıcı bir izlemeizletme politikasının kısa zamanda kendisini vuracağını bilmiyor mu acaba yayıncı kanal? Nasıl olsa yediririz mantığıyla ekranın her alanına sokulan reklam giydirmeleri ve ona bağlı bu cinlikler hakikaten hafifletiyor işi.

Finans danışmanı kimdir?


O değil de, “Adını Feriha Koydum” dizisinden yürürsek yine önemli bir ayrıntı dikkat çekti. Bildiğim kadarıyla Emir’in bütün mal varlığı bloke edilmiş değil miydi? Cebinde bir kuruş bulunmayan bir adamın son model arabasından inip yine son model bir orta/ üst segment arabaya binmiş olmasını hangi finans danışmanı anlatabilir bana? Anlatabilecek birini bulursam benim de danışmanım olmasını rica edeceğim kendisinden. Cebinde para olmadan sosyete hayatı yaşamanın püf noktalarını bilmek istiyorum vallahi. Kim istemez sahi?

BUYURUN RÖNTGENE

O değil de, memleketin hafıza kartını tespit için en iyi servisi “Kim Milyoner Olmak İster” yarışması (atv) vermiyor mu sizce de? Önceki programda TBMM’nin diğer adını Yüce Divan koyan arkadaşın yarattığı tahrifatın izleri geçmemişken önceki akşam da üniversiteyi Türkiye dördüncüsü olarak kazanmış genç adamın ilk barajın “keklik” tabir edilen sorularında bile sıfır çekmiş olması büyük bir skandal değil midir? İçinde bulunduğumuz toplam cehaletin resmini çekmek isteyenler hiç makine filan bulundurmasın yanında. Oturup izlesin “Kim Milyoner Olmak İster”i... Deyim yerindeyse “çileden çıkmayacak” bir izleyici varsa gelsin alnından öpeceğim bizzat. Allah kolaylık versin Kenan Işık’a. İyi dayanıyor vallahi!

TRT Tablet’e dikkat !


O değil de, TRT’nin tablet bilgisayarlar için gerçekleştirdiği uygulama dikkatinizi çekti mi? Uygulamayı indirip çalıştırmaya başladığınızda neredeyse kurumun tüm kanalları içinde elinizi kolunuzu sallayarak dolaşır buluyorsunuz kendinizi. Arşivden, görüntü kaydına; tüm ekranlardan tüm radyo frekanslarına kadar kuruma ait ne kadar vitrin varsa rahatlıkla deneyimliyor, sanki portatif bir kanal sahibi gibi kendi zevkinizin patronu oluyorsunuz. Bir sürü özel TV kanalının henüz gerçekleştiremediği bu uygulama için bir hayli erken davranıp rakiplerinin önüne geçen TRT artık reyting ve teknoloji yarışının tam da göbeğindedir; bilginize...

Orhan Amca kalıcı olsun!

O değil de, Bir süre önce “Behzat Ç.” dizisinde (Star TV) eleştirdiğimiz figüran sorununa kapak gibi bir yanıt geldi önceki akşam. Orhan Amca denilen yarı akıllı karakter bildiğiniz döktürdü oyunculuğunu. Üstelik bir Kore Gazisi olarak tarihten aldığı anekdotlar üzerine kurduğu saf lafların hepsi ciddi bir özeleştiri içeriyordu. Gülmesine güldük ama düşünmeden de edemedik izleyince... Orhan karakteri ekranda kısmen aykırı duran yegane polisiyemizin içinde bir hayli harekete neden oldu. Bana kalırsa bir şekilde yararlanılmalı bu karakterden. Dizinin direkt olarak dillendiremediği tüm mesajlar bu ağabeyimizin ağzından bal misali dökülebilir. Hakikaten bir fenomen yaratılır bir süre sonra da. Bu arada gençler arasında yeşil cin tabir edilen içkiyi içen ekibin yarattığı sarhoşluk ortamı hani deyim yerindeyse bire bir gerçekçiydi. Bildiğim kadarıyla bazı ölümlere neden olduğu için dünyanın en tartışmalı içkilerinden biri kabul edilen, neredeyse saf alkol derecesine sahip bu içkinin bünye üstünde yarattığı deformasyon en iyi böyle anlatılabilirdi. “Behzat Ç.” için alkolü güzelliyor diyenlere de yanıt oldu bence o sahne. Kimse dile getirmedi ama fotoğrafın bütününe bakınca akıllarda yanıverdi aynı önerme; “Alkol sağlığa zararlıdır!”...

BEN Mİ YANILIYORUM


O değil de “Yaprak Dökümü”nde Fikret’i canlandıran Bennu Yıldırımlar yeni dizisi “Umutsuz Ev Kadınları”nda da (Kanal D) eski kaynanası Cevriye Hanım’ın eline düştü fark ettiniz mi? Yanlış görmediysem bu dizide de yine aynı gelin-kaynana kombinasyonuyla karşı karşıyayız. O kaynana yine Güler Ökten değil mi? Ben mi yanlış gördüm acaba?

Ekranda sponsora ipuçları...

Önceki gece “Evim Şahane” programının (Kanal D) tekrarını izlerken akıl tutulması yaşadım. Hakikaten bir enkazdan bir saray nasıl kurulabilirmiş bir kez daha gördüm. Dekorasyon programları daha çok sponsorlar yardımıyla yapılıyor. Bu yüzden genelin zevkinden ziyade sermayenin zevkini yansıtabiliyor ekrana... “Evim Şahane”yi farklı kılan da bu zaten. Hiç sponsora dayanmadan, bir hayli kalabalık bir ekip ve çoklu bir sevkle döşeniyor evler. Durum böyle olunca da ortaya hakikaten minik çaplı saray yavruları çıkıyor. Sponsor ille de kendini göstermek istiyorsa bunu insanların gözüne sokmadan yapabileceği birçok mecra olduğunun ipucunu veriyor “Evim Şahane”... O yüzden sadece izleyiciye değil, ekrana yatırım yapmak isteyenlere de bir ipucu kaynağı olarak öneriyorum bu şahane işi!

 

Yazarlarımızdan

06 Ağustos 2020, Perşembe 07:50
06 Ağustos 2020, Perşembe 07:38
06 Ağustos 2020, Perşembe 07:19
06 Ağustos 2020, Perşembe 07:13
Sıradaki haber yükleniyor...
holder