Neden hep çalıyoruz neden üretmiyoruz?

AA

Artık şu klişe cümleleri duymadığımız bir gün kalmadı: 'Falancanın klibi çalıntı çıktı, filancanın şarkısı çalıntıymış, o elbise başkasının tasarımıymış.' Hatta Eurovision şarkı yarışmalarına katıldığımız dönemlerde bile her yıl çalıntı şarkı haberleri çıkıyordu. Eskiden beri duyduğumuz bu çalıntı haberleri internetin her eve girmesiyle birlikte bir artış gösterdi. Hele sosyal medya ünlüleri. Onlar için başka klipleri veya videoları 'alıntılamak' artık rutin bir durum oldu. Artık izleyici-dinleyici gözünü açtı. Neyin çalıntı olduğu kolayca anlaşılıyor. Hatta tek bir tweet'e bakıyor. Son zamanlarda ortaya çıkan ‘şahane’ çalıntı kliplere bir göz atalım ilk önce:

Enes Batur-Dolunay

Geçen hafta YouTuber Enes Batur, Dolunay isimli ilk single çalışmasını piyasaya sürdü. Klibi Diriliş Ertuğrul’dan hallice olan esasında Post Malone’un Circle klibine fazlasıyla benzeyen bir video ile şarkı tanıtıldı. Belki de Post Malone’un klibinin linkini yönetmene atıp ‘Bundan istiyorum’ dedi. Kim bilir…



Reynmen- Derdim Olsun

Karlı bir günde katilimiz kurbanıyla birlikte mezarlıkta son hazırlıklarını yapıyor. Bir anda kurbanın Mahna Mahna şarkısına eşlik ediyor. YouTube’da izleyebileceğiniz 2011 yapımı Mahna Mahna Killer isimli kısa filmden bahsediyorum. Reynmen bu filmden en az benim kadar etkilenmiş olsa ki, klibinde Mahna Mahna Killer’dan ‘esinlenmiş’.


Bu da Mahna Mahna Killer isimli 2011 yapımı kısa komedi filmi.


Tuğba Yurt- Vurkaç

Tuğba Yurt’un korku filmlerini andıran bir yemek masasında çekildiği Vurkaç klibi ve  İrlandalı şarkıcı Hozier’ın Dinner and Diatribes isimli şarkısının klibine olan benzerliği… Farkı siz söyleyin.



İşin tuhaf yanı, bu klipler milyonlarca kez tıklanıyor. İzleyiciler, diğer sanatçıların klibine olan benzerliği fark ediyorlar. Peki neden hala orijinal bir klip çekmeye yeltenmiyoruz?

Amerikan rüyası

Evet.Amerikan filmleriyle büyüdük. Aynasızların gangster’leri kovaladığı New York sokaklarının similasyonlarını kendi mahallemiz belledik. İster istemez oradan bir şeyler çaldık. Gerek film olsun gerek şarkı, gerek klip. 'Onlar yapıyor biz de yapabiliriz' görüşü hakim oldu hepimizde ve sadece onların yaptığı şeyleri yapmaya adadık kendimizi. Eksiği var ama fazlası yok. Tam olarak onlar gibi olsun ki ‘Biz amerikanın yaptıklarını yapabiliyoruz’ diyelim. Ama onlardan farklı olmaya cesaretimiz yok nedense.

Eğitim sistemi

Ağaç yaşken eğilir ne de olsa... Ezbere dayalı bir sistemimiz var. Ezberle, sınavdan geç, diploma al ve iş bulama. Döngü bu yönde. Peki böyle bir eğitim sisteminde yaratıcı olmak ne kadar mümkün? Yaratıcı olan pırıl pırıl insanların bile köreltilmesine neden olan meşhur sistemimiz. Öğretmen ne istiyorsa tam olarak onu yap getir asla kendi fikrini ortaya koyma yoksa notun düşer. Hepimiz üniversitede bu tip akademisyenlerle karşılaştık. Yaratıcılık hevesi de yavaş yavaş köreldi. Artık farklılıklara katlanamaz hale geldik.

Kolayımıza geliyor

Sürekli aynı şeyleri görmek aynı şeyleri yapmak istiyoruz. Hiç çaba sarf etmeyelim, hiç farklılığımız olmasın. ‘Hayranlar bunu istiyor’ düşüncesinden bir sıyrılın. Gerçekten de bunu istiyorlar mı?

Bakıyoruz video iyi izlenmiş. E hazır senaryo varken yenisi üretmek için neden vakit harcayalım ki?


Tabi madalyonun bir de diğer yüzü var. Artık o kadar saçma şarkılar yapılıyor ki ‘Nasıl klip çekebiliriz buna?’ diye karar kara düşünüyor yapımcılar. İyi şarkılar 90’larda kaldı ne de olsa. Yani şimdi ‘Yala dur’ diye bir şarkıya nasıl yaratıcı bir klip çekilebilir ki?

Kısacası, farkını ortaya koyabilecek biri yok denecek kadar az. Sanırım artık çalacak bir şey kalmayacağı zaman üretmeye başlayacağız. Esas korkmamız gereken durum bu.


Sıradaki haber yükleniyor...