Özlem Denizmen

04 Aralık 2025, Perşembe 07:00

Rutin körlüğü

 Aynı ev, aynı yol, aynı düşünce… Beyin bir süre sonra ‘burada yeni bir şey yok’ diyerek algıyı kapatıyor. Buna nörobilimde ‘rutin körlüğü’ deniyor. Göz görüyor ama fırsatı seçemiyor. Hayatta olduğu gibi para konusunda da bu yüzden hatalarımızın farkına varamıyoruz. Mesela hep aynı markete gidip aynı markalara uzanıyoruz, fiyat değişmiş mi bakmıyoruz. Küçük kaçaklar, gereksiz abonelikler, kredi kartı harcamaları gözümüzün önünde duruyor ama beyin onları artık önemli saymıyor. Konfor alanı sadece evde değil, bütçede de bizi uyuşturuyor.

FIRSATLAR KAÇIYOR

Bir de bunun kardeşi var: Fırsat körlüğü. Fırsat, imkan, avantaj tam karşımızdayken onu fark edememek. Ücretsiz eğitimler, devlet katkıları, burslar, indirimler, yatırım fırsatları el altından akıp gidiyor. Rutin düşünce kalıpları yüzünden ‘bakarım’ diyerek erteliyoruz ve fırsat gözümüzün önünde kayboluyor. Bilim diyor ki, beyinde RAS diye bir dikkat filtresi var. Uzun süre aynı rutinde kalınca bu filtre ‘tehdit veya yenilik yok’ diye dikkatimizi kapatıyor. Küçük bir değişiklik bile beynin algısını yeniden açmaya yetiyor. Buna da ‘yenilik etkisi’ deniyor.

KÜÇÜK BİR DEĞİŞİKLİK

Herkes her hafta şehir değiştiremez ama günlük hayatta minik yenilikler büyük fark yaratır. Farklı bir markete gitmek, ayda bir abonelikleri gözden geçirmek, internette 10 dakika fırsat araştırması yapmak, sosyal medyada hep aynı içerikler yerine farklı bakış açıları izlemek… Zihni tazeleyen her küçük değişiklik, para kararlarını da keskinleştiriyor. Konfor alanı bazen rahatlık değil, farkındalık kaybıdır. Küçük bir hareket, büyük bir uyanış başlatır. Cüzdanı koruyan çoğu zaman büyük adımlar değil, açılan gözlerdir.

AYNI KIYAFETİ GİYMEK ZORUNDA MIYIM?

SORU: Özlem Hanımcım mesela kıyafet konusunda elbisemiz var ya da ayakkabı, ama bir tane, öyle mi olmalı? Yani hep o 1 elbiseyi, ayakkabıyı mı giymeliyiz? Yoksa bir renk var diyelim, ikinci bir renkten de olamaz mı? “Bir zaman gelecek, isteğimiz de kalmayacak ki” dedikten sonra kontrolsüz harcamaya devam ediyorum. Neşe

CEVAP: Eğer sen finansal özgür olmayı başarmışsan istediğin ayakkabıyı, elbiseyi istersen 100 tane al. Hiçbir şey olmaz.

20 Kasım 2025, Perşembe 07:00

Para yaşın kaç?

Doğum yaşımız var, kemik yaşımız var, hafıza yaşımız var, kulak yaşımız var... Her şeyin yaşı var da paranın yaşı yok mu? Merak etmeyin o da var... Hadi gelin para yaşınızı ölçelim.

Para yaşımız, nüfusta yazan yaşımızdan çok farklı olabiliyor çünkü para kararlarını sadece mantıkla değil, duygularla, alışkanlıklarla ve aileden getirdiğimiz kalıplarla veriyoruz. Davranış biliminde buna ‘finansal olgunluk’ deniyor. Yani bir kişi parayla ilgili kararlarını anlık duygularla mı, planla mı yoksa güven ihtiyacıyla mı veriyor? Hepimizin para yaşını şekillendiren bir geçmişi var. Evde para konuşulmayan bir ortamda büyüdüysen, doğal olarak daha çekingen bir para yaşın olur. ‘Aman yarın ne olur?’ kaygısıyla yetiştiysen, temkinli ve güven arayan bir para yaşına geçersin. Sosyal, hızlı tüketimin olduğu bir ailede büyüdüysen de daha hevesli bir para yaşın oluşur. Türkiye’de ise bu tabloya üç güçlü tetikleyici ekleniyor: Enflasyonun yarattığı kaygı, kredi kartının kolaylığı ve bir yandan da BES - altın - ev gibi uzun vadeli güven alışkanlıkları. Bunların hepsi bir araya gelince para yaşımız bazen 15 oluyor, bazen 50...

FARKINDALIK

Duygusal harcama yapan, stresliyken alışverişe yönelen bir kişi genelde genç bir para yaşına sahip. Her şeyi listeleyen, analiz eden, sepet oluşturan kişi daha çok 30’larında. Riskten kaçan, garantici davranan ise parayla olgun bir ilişki kurmaya çalışan 50 yaşında gibi. Para yaşını bilmek bu yüzden çok önemli; insan neden aynı hatayı yaptığını görünce ancak o zaman değiştirebiliyor. Mini bir alışkanlık bile büyük fark yaratabiliyor. Örneğin bir harcama yapmadan önce 10 saniye durup “Bu karar kaç yaşımın kararı?” diye sormak bile para yaşını bir adım büyütüyor. Çünkü farkındalık arttıkça davranış değişiyor.

NOT: Bireysel Emeklilik Sistemi’nde yıllık devlet katkısının (93.000 TL) tamamından yararlanabilmeniz için yıllık ödemenizi 312.000 TL’ye tamamlamanız gerekiyor. Elinize bir yerden ekstra para geçerse bu arayı kapatmaya çalışın

NE YAPMALIYIM?

SORU: Bir fabrikada fabrika müdürüyüm. İki kızımız var. Eşim ikinci çocuğumuzun bakımından dolayı şu an çalışmıyor. Ekim 2026 gibi işbaşı yapacak. Şu an bir ev, bir arabamız var. Şirket aracı kullandığım için kendi aracımız boşta ancak özel sektör iş garantisi olmadığı için de elden çıkarmak istemedik. Sizce aracı satıp üstüne bir miktar para koyup arsa almak ve zamana bağlı olarak tutmak mantıklı olur mu? Sonrasında araba alınabilir. Her iki çocuğum için de BES ödüyorum. Sizin düşüncelerinizi merak ettim, şimdiden teşekkürler. Saffet

CEVAP: Çocuklarınızı Allah bağışlasın. Her şey gayet iyi. Araba masraf demek. Ama seni güvende hissettiriyor diye tutabilirsin hem eşine lazım olur belki. Çocuklar küçük. Eşin çalışmaya başlayınca onun maaşı sadece yatırıma gitsin. O zaman konuşuruz yine. Evinizin huzuru bol olsun.

13 Kasım 2025, Perşembe 07:00

Hayallerin gücü

ZENGINLIK

Zamanla fark ettim ki hayallerimiz sadece hedeflerimizi değil, zenginlik anlayışımızı da belirliyor. Kimi ‘çok para kazanmak’ diye hayal kurar, kimi ‘güvende olmak’, kimi de ‘huzurlu bir hayat’ diye… Yani herkesin zenginlik tanımı kendine göredir. Kimi için zenginlik; büyük bir ev, dolu bir hesap, markalı eşyalar… Bir başkası için; sabah kahvesini sessizce içebilmek, çocuğunun gülüşünü duyabilmek, içi rahat uyuyabilmek... Zenginlik aslında paranın miktarı değil, huzurun derinliği sanki...

ŞÜKÜR

Bir gün fark ediyorsun ki ne kadar çok şeye sahip olursan ol, şükür duygun eksikse, hep ‘bir şeyim yok’ hissi kalıyor içinde. Gerçek zenginlik, sahip olduklarını fark ettiğin anda başlıyor. Ve en az istek ve ihtiyaç duymak olarak ne güzel.

EVİM YOK, YETERSİZ HİSSEDİYORUM

SORU: Ben 30 yaşındayım ve 1 yıllık evliyim, çocuğum yok, yurtdışında yaşıyorum ve çalışıyorum. 1 milyon TL’nin üzerinde altın birikimim var. Oturduğumuz ev eşime ait, evlenmeden önce almış. Şu anki birikimimle herhangi bir taşınmaz alamadığım için kendimi yetersiz gibi hissediyorum, sizce bu normal mi? kSeval CEVAP: Aileden öyle görmüşsün o yüzden bir malın yoksa aslında güvende değilim duygusundasın. Benim sana tavsiyem küçük bir ev al Türkiye’de, memleketiniz neresi ise kendini iyi hissedersin. Orayı kiraya verirsin, küçük gelirin olur.

EŞİM EVİ SATIP ALTINA YATIRMAK İSTİYOR

SORU: Bizim 3 dairemiz var, 2’si kirada. 2 de çocuğumuz var. Onların geleceği için almıştık. Eşim bu aralar şu düşüncede: Evlerden birini satıp altına mı yatırsak? Eşimin yaşı 43, EYT emeklisi, ben ise ev hanımıyım. Daireler 7 yıllık, ‘eskiyorlar’ diye böyle düşünüyoruz, sizin düşünceniz nedir? Sibel