Covid 19, İspanyol Gribi ve tekrar eden tarih

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Covid-19 günlerini yaşamaya devam ediyoruz. Salgın tüm dünyada yeniden hızlanmaya başladı. Herkes bu illetten tamamen ne zaman kurtulacağımızı merak ediyor. Cevap aslında çok açık. Ya bir aşı bulunacak, ya da virüs daha az öldürücü bir forma evrilecek. O gün gelene dek bu hastalıkla birlikte yaşamaya devam edeceğiz.

Bu kadar büyük çaplı bir salgını insanlık en son 1918 senesinde yaşamıştı. Birinci Dünya Savaşı’nın sonunda yaşanan İspanyol gribi pandemisinde toplam yarım milyar insanın enfekte olduğuna, 50 ila 100 milyon insanın da hayatını kaybettiğine inanılıyor. O tarihteki toplam dünya nüfusunun 2 milyar civarında olduğunu düşünürseniz o salgının boyutlarını daha iyi anlayacaksınız.



İspanyol gribi salgının ilk 6 ayında 25 milyona yakın insanın ölümüne sebep oldu. Salgın aslında İspanya kaynaklı değildi. Bazılarına göre uzak doğudan, bazılarına göre ise Amerika Birleşik Devletleri’nden dünyaya yapılmıştı. Bugün yaşadığımız duruma ne kadar benziyor değil mi? Sebep olduğu yıkım o kadar büyüktü ki, eski virüslere göre çok daha tehlikeli bir tür süper virüs olduğuna inanıldı. Oysa durum biraz farklıydı. İspanyol gribi diğerlerine göre daha öldürücü olsa da, insanlığın bu kadar ağır bir bilanço ile karşı karşıya kalmasının nedeni savaş şartları altında, kışlalarda, siperlerde iç içe yaşamak zorunda kalan insanların hastalığın bulaştırıcılığını çok arttırmış olmalarıydı. Gördüğünüz gibi, sosyal mesafe kavramı salgın hastalıklar söz konusu olduğunda, hep önemli oluyor. 

Aslında ilginç tarafı, 1918 salgınında da aynı bugün olduğu gibi hastalığa karşı etkin bir tedavinin bulunmaması idi. O zamanın hekimleri ellerinde olan ilaçlar ile hastaları tedavi etmeye çalışıyorlardı. Bugün, İspanyol gribi salgınında birçok kişinin ölüm sebebinin aspirin zehirlenmesi olduğu düşünülüyor. Hekimler çaresizlikten 30 grama varan dozlarda aspirin kullanmışlar bu da tavsiye edilen dozun aşağı yukarı 30 kat fazlası oluyor. Covid-19 salgınında da kinin bilmecesi ile karşı karşıyayız. Kininin hem antiviral, hem de antienflamatuar özellikleri olduğu düşünülüyor. Ama bilimsel çalışmalar ile bu özellikler net olarak kanıtlanamıyor. Neyse ki, kinin örneğinde güvenli dozların aşılmamasına salgının en başından beri azami dikkat gösterildi.

İspanyol giribi virüsü, Alaska’nın soğuk topraklarına gömülmüş bir kişiden alınan doku örneklerinden 2005 yılında yeniden yaratıldı. 2 sene sonra da maymunlar üzerinde denendi. Zavallı hayvanlar aynı 1918 senesinde hastalanan insanlara benzer belirtiler gösterdiler. Bağışıklık sistemleri, virüse sitokin fırtınası adı da verilen aşırı bir reaksiyon geliştiriyordu. Bugün de Covid-19 nedeni ile yoğun bakıma alınan hastaların çoğunda asıl problem sitokin fırtınası. Yeni bir klinik çalışma, yoğun bakım hastalarında kortizonun ölüm oranlarını anlamlı derece azalttığını gösterdi. Kortizonun bağışıklık sistemini baskıladığı zaten çok iyi biliniyor. 

İspanyol gribi için bir aşı hiç bir zaman bulunmadı. Zaten o günlerde böyle bir teknoloji de yoktu. Virüs kendisi için daha avantajlı olan evrimsel bir yol seçti. Öldürmedi, ağır hastalık yapmadı ve böylelikle daha çok yayılma imkanı buldu. İnsanların bağışıklı sistemleri de bu daha az tehlikeli virüs formuna karşı aşırı reaksiyon vermemeye başladı. .

Gördüğünüz gibi tarih aslında tekerrür ediyor. Virüslere karşı elimizde ne yazık ki net silahlar yok. Tıp fakültesinde bize öğretilen şeylerden biri de insanların hastalanmasını önlemenin, hastalananları tedavi etmekten çok daha etkili bir yol olduğu idi. Tam olarak buna odaklanmalıyız. Bebek adımları ile normalleşelim, sosyal mesafeye dikkat edelim, maskelerimizi takalım. İspanyol gribi gibi bu salgın da bitecek. Biz bu süreci en az kayıp ile ve en az üzülerek kapayalım.

Yazarlarımızdan

11 Ağustos 2020, Salı 07:01
11 Ağustos 2020, Salı 07:00
11 Ağustos 2020, Salı 07:01
11 Ağustos 2020, Salı 07:00
Sıradaki haber yükleniyor...
holder