Denizler tanrısı Poseidon'un adasının tadına bakalım: Gökçeada İmroz

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Gökçeada, eski adıyla İmroz, Türkiye’nin en büyük adası ve en batı ucudur. rüzgarlı ada olarak da bilinen İmroz, denizler tanrısı Poseidon’un da ikametgahıdır. bir zamanlar “Üç tarafı denizlerle çevrili, kendi kendine yeten tek ülke Türkiye” denilirdi. artık Gökçeada için de bunu söyleyebiliriz. Gökçeada belediyesi organik tarım adası olmak hedefiyle, kooperatifleşerek markalar yaratmaya çalışıyor. adanın zeytinyağı ve balını adalİs markasıyla raflarda görürseniz şaşırmayın. Gökçeada’da ‘ladolia’ adlı endemik bir zeytin türü var. ben ekmeğimi önce ladolia zeytinyağına bandım, sonra denizin köpüğüne buladım, öyle tattım. o vakit Gökçeada’ya bir gastronomi turu yapalım.

Eski kahveler kafe oldu

Eski kahveler artık kafe oldu. Zeytinli Köyü’ndeki Nostos Cafe’de dibek kahvesi içip, supangle yemelisiniz. Nostos, Rumca ‘eve dönüş’ anlamında geliyor. Burası, 1860 yılından beri kahve veya kafe olarak çalıştırılıyor. Şimdilerde Thanasis Karadimitris ve Diamandi tarafından işletiyor. Sipariş verilen kahveye yetecek kadar çekirdek, taş dibeğin içine konulup dövülüyor. Buranın spesiyali Gökçeada’ya özgü bir tatlı olan galakto-burakö. Gala: Süt, Burakö: Börek anlamına geliyor. Yani, sütlü börek demek. Ballı ve kremalı ‘baklavagillerden’ bir tatlı düşünün. Bir tür laz böreği. Bu arada supangle ve krem karameli de atlamayın! Gerçekten çok iyiler.

Kaleköy’de Mustafa’nın kayfesi ve meyhaneler

Kilisenin hemen bitişiğindeki Mustafa’nın Kayfesi’nde, sakızlı bir kahve içebilir ya da karadut şerbeti ile serinleyebilirsiniz. Kaleköy’ün sahilinde ve tepesinde çok sayıda meyhane var. Poseidon ve Yakamoz adlı meyhanelerin manzarası muhteşem. Poseidon’da güneşi kadehlerinizde batırıp, şahane mezelerinin tadına varabilirsiniz. Gökçeadalı dostlarımızla öyle yaptık.

Eleni meyhane

Kaleköy Limanı’nda çok sayıda kafe, bar ve meyhane bulunuyor. Eleni, en popüler yerlerden biri. Burası sporcuların, Adalıların, turistlerin rağbet ettiği nezih ve ferah bir işletme. Adanın yazlıkçılarından Bülent Hurşutağaoğlu, Tarabya Palet 3’ün sahibinin oğludur. “Baba mesleğidir” deyip 2002’de Tepeköy’de Eleni’yi açıyor. Meyhane adını, binanın sahibinin küçük kızı Eleni’den alıyor.

Sonrasında Kaleköy limana taşınıyorlar. Bülent Hurşutağaoğlu diyor ki: Adaya özgü meyhane kültürünü yaşatmaya çalışıyoruz. Gelen müşteriler Rum kültürünü alsın istiyoruz. Ege mutfağı, Cunda, Bozcaada, Gökçeada lezzetlerini takip ediyoruz. Misafirlerden de destek alıyoruz. Tabii mutfak şefimizin yaratıcılığı da menümüzde kendine yer buluyor.

Eleni’de soğuk mezeler: İki çeşit Girit ezme, avokado ve hardal soslu karides, köy cacığı (deniz börülcesi, elma, kapya biber, salatalık, taze soğanlı), balık pastırması (akya balığı ya da orkinostan), rokalı yoğurtlama (roka ve cevizli), yoğurtlu kabak borani, levrek marine, Eleni Ezme (kuş üzümü, badem, zerdeçallı) Ara sıcaklar: Tereyağında istiridye mantarı, şarap soslu akivades, saganaki, lavunya, kalamar, ahtapot ve patlıcan ada rüzgarı (taze soğan, kaşar ve maydanozlu levrek ezmeyi közlenip soyulmuş bütün patlıcana sarılıyor. Izgara edip beşamel sosla kaplayıp, güveçte servis ediyorlar)

Eski Bademli köyünde badem kurabiyesi

Eski Bademli Köyü’nde Stenada Cafe’ye mutlaka uğramalısınız. Bademli kurabiye, ev yapımı limonata ve karadut şurubu şahane. Rum bir ailenin işlettiği Stenada’dan çıkıp Eski Bademli sokaklarında dolaşabilir, çamaşırhanenin başını bekleyen dev çınar ağacının gölgesinde soluklanabilirsiniz. Eski bir Rum okulundan dönüştürülmüş İmbros Organik Hotel’de konaklayabilir ya da muhteşem manzarasında kahve içip, soluklanabilirsiniz.

Tepeköy’de iki taverna

Barba Yorgo, adanın en eskilerinden. Şimdilerde bağ bozumunda ve kendi şaraplarını kuruyor. Taverna Angelikis, şahane mezeleri, muhteşem sahibesi ve personeliyle mutlaka gidilmesi gereken bir yer. Tepeköy’ün meydanında yer alıyor. Gecenin ilerleyen saatlerinde havada uçuşan peçeteler ve kırılan tabaklarla tavernanın kalbinde hissettiriyor.

Adanın merkezine seyahat

Bir esnaf lokantası olan Merkez Lokantası’nda; oğlak, kuzu tandır ve kavurma yiyebilirsiniz. Önder Bolluk’un Kokina Meyhane’si ne yazık ki sezonu kapatıyor ama gelecek sezonda Arda Şef’in marifetlerini tatmalısınız.

Medusa gastronomi atölyesi

Tolga ve Laleş, Çanakkale Üniversitesi Gastronomi bölümünden mezun iki genç şef. Gökçeada’da bir düş kuruyorlar. Okul arkadaşlarının da gelip katkıda bulunabileceği bir gastronomi atölyesi yapıyorlar. İşletmenin kurucu ortağı Laleş “İyi temiz ve adilin peşinde gidiyoruz. Ürünleri kendimiz yetiştiriyoruz. Yabani kuşkonmaz topluyoruz. Üç farklı yerde olan bahçelerimizde ürün yetiştiriyoruz” diyor.

Burası aslında bir şef lokantası. Michelin Yıldızlı restoranlardan tek eksikleri sermayelerinin olmaması. Bu yüzden salaş bir esnaf lokantası gibi görünüyorlar. Dükkan küçük ama hayalleri büyük. Türkiye’nin birçok yerinde atölyeler açmak istiyorlar. Bu arada atölye dediklerine bakmayın. Burası öğlen ve akşam düzenli servis veren bir işletme. Yemeklerinin hikayeleri ve ilham kaynakları da dikkate değer.

Med ve cezirli bir aşk lokantası

Medusa, aynı zamanda med ve cezirli bir aşk lokantası. Laleş ve Tolga birbirlerine aşık, iki okul arkadaşı. Aynı işte birlikte çalışmak stres ve gerilim yaratır. Onlar da bu gerilimin med cezirini yaşıyorlar ama ayrılık acısı onlarda yaratıcılığa yol açıyor. Tersten gideceğim. Bu defa menüyü tatlıdan başlayarak anlatacağım: Ayrılık acısını bastırmak isteyen ve bir barışma ihtimali arayan Tolga, ‘Saman Sarısı’ adlı bir tatlı yaratmış.

Aşklarının harını temsil eden sıcak bir kadayıf döşeği hazırlamış. Tereyağlı, ballı, karadut soslu, Antep fıstıklı bu kadayıfın üstüne de ayrılığın soğukluğunu koymuş. Çikolatalı musu dondurmuş ve sıcak kadayıfın üstüne yerleştirmiş. Donuk çikolatalı mus, sıcak kadayıfın üstünde çözülünce, aralarındaki buzlar da erimiş. Bu arada Saman Sarısı çiftin birbirlerine aşkla okuduğu Nazım Hikmet’in bir şiiridir.

Medusa hazır içeceklere direniyor

Medusa Gastronomi Atölyesi hazır içeceklere direniyor. Kendi formülleriyle içecekler üretiyorlar. Lavanta ve reyhan şerbetini tarçın, kakule, karanfil ve balla yapıyorlar. Limonatalarının formülünde ise ıhlamur, çubuk vanilya, zencefil, taze nane, portakal ve limon kabuğu var. Medusa’da likör, yoga hatta örgü atölyeleri de yapılıyor. İki ters bir düz... 

İşte bazı lezzetlerİ: Beğendili Köfte:Köftenin harcını tarhanayla harmanlıyorlar. Dionysos'un Sarhoşluğu: Oğlak etini; şarap, hardal, ilik suyu, ayva ya da kekremsi olgunlaşmamış armutlarla birlikte güveçliyorlar. Modern Zamanlar: Charlie Chaplin’in aynı adlı filminden ilham alarak, oğlak etine farklı bir marinasyon yöntemi uyguladıkları bir yemek.

Yazarlarımızdan

30 Eylül 2020, Çarşamba 08:33
30 Eylül 2020, Çarşamba 07:46
30 Eylül 2020, Çarşamba 07:42
Sıradaki haber yükleniyor...
holder