Rıza Sönmez ile Teselli veren Tarifler ‘Lüfer devri’nde Mavra zamanı
HABERİ PAYLAŞ

‘Lüfer devri’nde Mavra zamanı

İstanbul’un beklenen balıklarından biri hatta birincisi lüferdir. Ahmet Midhat Efendi, bu sabırsız bekleyişi ayrıntılı biçimde anlatmıştır. “Çıkıyormuş! Çekiyorlarmış! Sözleri vapurlarda, yalılarda, köy kahvelerinde, gazinolarda, kıraathanelerde ağızdan ağıza dolaşmağa başlar. Bu sözler her ağızdan çıktıkça bin taraftan kulak kabartıları herkesin çehresinde öyle bir tavır peydâ olur ki güyâ bu çehreler birer levha imişler de üzerlerinde dahi:

– Nerede? Kimler? Sualleri yazılı imiş zannolunur!”

Eylül ayında Boğaz’a inmeye başlayan balığın her boyunun ayrı bir adı vardır. Karadeniz’de defne yaprağı, beş parmak, çinekop olarak boy atar ve nihayetinde Boğaz’a iner. Büyüdükçe ad alır: sarı kanat, lüfer, kofana en nihayetinde sırtı kara olur. “Olurdu” demek daha doğru olur.

Bahtı kara balığımız yumurtalarını dökmeden, lüferliğinin tadını çıkarmadan avlandığı için nesli tehlikededir. Eskiler Lale Devri’ne gönderme yaparak balığın mevsimini ‘Lüfer Devri’ olarak da adlandırırdı. Kibar beyler boğazda lüfer avına çıkar. Özel balıkçılık takımları, saz heyeti ve balık pişirici aşçılarla donanmış kayıklar onlara eşlik ederdi.

‘Lüfer devri’nde Mavra zamanı

Sultan Abdulaziz’le mavra

Sultan Abdülaziz’in lüfer alemlerini merak eder ve Nevres Paşa ve Mabeynci Emin Bey ile üç çifte sandalla Kanlıca Körfezi’ne giderler. Körfez lüfercilerle doludur. Tanınmak istemezler. Mehtaplı bir gece olduğu için de loş bir yere sokulurlar. Yaşlıca, zayıf bünyeli bir efendinin sandalına yanaşırlarken oltasını da koparırlar.

Bu Nevres Paşa’nın bilinçli olarak yaptığı bir iştir. Lüfer devrinde mavra zamanıdır. İhtiyarın oltasını kopardıkları yetmezmiş gibi takılmaya da başlarlar. Yan yana gelmiş kayıklarda Nevres Paşa, ihtiyarın kolunu dürtükleyip “Nasıl başvuruyor mu?” diye sorar. Bu özellikle balık tutma becerisi olmayanların sinirlerini bozmak için yapılan bir mavradır.

Ahmet Midhat Efendi bu durumu şöyle anlatır. “Lüferde yalnız balık tutulmaz. Balıkçı da olta da tutulur, uzun müddet bekleyerek hiddet içinde kalmış olan ve karşısındakinin usul usul çekerek balığı avladığına vakıf bulunan balıkçıya alay etmek amacıyla sarf olunan:

- Dokunuyor mu?

Tabiri kadar dokunan bir şey olamaz zannederim.”

Adam büyük bir öfkeyle Paşa’ya bakar ama ses etmez. Nevres Paşa mavrada kararlıdır. Tekrar tekrar hem sorar hem de dürter. Sonunda ihtiyar efendi çileden çıkar,

“Behey herif, gözün kör değil a, görüyorsun, ‘Başvuruyor mu?’ diye ne sorup durursun ve beni yağ tulumu gibi ne sarsarsın...” Kayıkçısı durumu kavrar adama kaş göz yapar en son dayanamaz kulağına fısıldar. İhtiyar, Sultan’a bakıp vaziyeti kavrayınca, korkudan bayılıp kayığa yığılır. Sonunda Sultan saraya dönmeye karar verir. Baygın efendinin kayığına da peşlerine takılmaları söylenir. İhtiyar efendi sarayın rıhtımında kahveler çubuklar ikram edilerek ağırlanır. Sultan kayıkları eşliğinde uğurlanır. Mavra kurbanının gönlü alınır.

Bu başka bir mavra: Arnavutköy Mavra Restaurant

Bakmayın adının Mavra olmasına, Arnavutköy’e bu restoranı açarlarken mavra yapmamışlar. İstanbul’un beş yıldızlı bir otelinin genel müdürü, yiyecek içecek müdürü ve mutfak şefinin iş birliğiyle şahane mezeleri olan bir et-balık lokantası kurmuşlar. Mavra, yol yalısı bir dükkan, dolayısıyla manzarası müthiş. Mekan nezih, mezeler çizgi üstü, mutfak sağlam. Mezeleri küçük dokunuşlarla farklılaştırmışlar.

‘Lüfer devri’nde Mavra zamanı

Üç peynirli Girit ezmesini trüf yağıyla, favayı kırmızı soğanlı muameleyle, tabule salatasını pancarlı pirinçle, acılı ezmeyi ısırgan otuyla hazırlamışlar. Küçük farklılıklar, isabetli müdahalelerle lezzetlenmiş yaklaşık 25 çeşit meze sunuluyor. Ara sıcak olarak karışık ot kavurması, kalamar, kiremitte ahtapot, tereyağlı karides, deniz mahsullü börek var. Ayrıca unutmayın ki Lüfer Devri’ndeyiz, ızgara edilip fırına sürülmüş ot döşeğinde lüfer de var. Kırmızı etler de ızgarada cızırdıyorlar.

Arnavutköy mavrası eksik bir yer değildi. Zamanla fıkır fıkır kaynayan eğlenceli bir mahalle haline geldi. Mavra da Arnavutköy’de tam yerini buldu.

Sıradaki haber yükleniyor...
holder