El üstünde tutma, elimden tut yeter

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Geçenlerde sohbet ederken, çok sevdiğim bir arkadaşım “Keşke şu kişinin aklını okuyabilsem” dedi. Aslında başkasının aklını okumaya çalışanlar ve kendi aklının okunmasını isteyenler, gereksiz ve anlamsız bir işi yüklenmiş taşeronlardır. Hayatta kimsenin aklını okuyamazsınız, bunu unutmayın. Aklını okuduğunuzu sanabilirsiniz ama emin olun yanlış yoldasınız. Ama insan niyetinin iyi mi kötü mü olduğunu ya da en önemlisi bencil olup olmadığını hayatın içindeki öğelerle fark edebilirsiniz.

Leon” adlı filmde küçük kız Matilda, Leon’a sorar: “Hayat hep böyle zor mudur, yoksa sadece çocuk olduğunda mı böyle gelir?" Leon, “Hep böyledir” diye cevap verir.

Evet, hayat hep böyledir. Ne yaşıyorsanız, ne hissediyorsanız, emin olun onu siz yaşatıyorsunuz. İşte filmlerdeki bazı replikler hayatın içeriğine, hatta yaşamımıza şekil verebilir. Bu hayat döngüsünde belki onlarca kişiye herkes gibi net olarak birçok şeyden bahsettim. Yardımcı olmaya çalıştım ama anladım ki, anlatmak istediklerimi ancak benim bildiğim kadar bilenler ya da anlamaya niyeti olanlar anlıyor. İşte o zaman anlatmaktan vazgeçip susmaya başladım. Çünkü anladım ki, bazen insanlara bir şeyler söylemek için artık omuzlarına dokunmak yetmiyor, bir balyoz gerekebiliyor. Yaşamımda en önemsediğim ve değer verdiğim yazarlardan Shakespeare’ın Hamlet’in oyununda serzenişleri buna örnek olabilir. Hayata dair ihanete dair anlattıkları... "Talihe katlanıp yaşamak mı, yoksa bir hançer darbesiyle hesabı kesmek mi?" İşte bu sözleri anlamlandırmak ve hisselerine ortak olmak ve Hamlet’e hak vermemek elde değil. Değersiz insanlardan gördüğü muameleye, insan yalın bir hançer darbesiyle hesabı kesmeli sözü gerçek değil mi? 


Mutluluk, peşinden koşup yakalayabileceğiniz bir şey değil

Herkes sevdiği kişiye bir duygu ispatı ve kendini kanıtlama peşinde. Bununla beraber mutlu olduğunu gösterme ve mutlu etmek için büyük bir çaba içinde. Ama burada kaçırdığımız en büyük olay, mutluluğun peşinden koşup yakalayabileceğiniz bir şey olmadığını öğrenmek. Mutluluk, istemek ile bunun arasında köprü kurmakla başlar. Biz olduğumuz yerde duramayız. Olduğumuz yerde durmak, hızla değişen dünyada en hızlı geri gitme yoludur. Bir insanın elinden tutmadan önce, kendi yaşam döngümüz içinde kendimizi iyi tanımamız ve bu tanışmanın içinde kendimize her daim hakikat içinde dürüst olmamız gerek. Kendini tanımak, hayran hayran kendini seyretmek demek değil. İnsanın hem ne olduğunu hem de ne olması gerektiğini araştırması. Nasıl düşüneceğini, nasıl yaşayacağını, nasıl mutlu olacağını kendine sorması. Çünkü yaşamda kendini arama ve bulma yoluna girecek bir bireyin, yönünü nasıl bulması gerektiği de çok önemli. Aşk sahip olabilmek değil,ait olabilmektir çünkü. Ve hüner; sürdürebilmekte değil sadık kalabilmektedir. Ait olmak ve sadık kalabilmek ile birlikte yaşadığımız ilişkilere başlamadan önce hazırlık yapmak olmazsa olmazlardan biridir.


Öykünün nasıl biteceğine biz karar veririz

Biz hayatın her anında yaşadığımız ilişkilerde ya da yaşamak istediğimiz ilişkilerde hazırlık yapmalıyız. Bu hazırlık neye nasıl şiar edeceğimize dair bir hazırlık. Hazır olmadığımız ilişkilerde, hazır olmadığımız kalp çarpıntılarında sadece duygularımızla hareket edersek bazen bir değil iki kişiyi mutsuz edebiliriz. Abraham Lincoln’un “Eğer ağaç kesmek için 8 saatim olsaydı 6'sını baltamı bilemek için kullanırdım” sözü çok anlamlıdır. Lincoln, “baltayı bilemek”le, kendini tanımayı kasteder. Hazırlık dediğim olgu bir aşk ve sevginin hazırlığı.

Yaşam bireysel boyutta hikayelerimizden ibaret. Nasıl her hikayenin bir başlangıcı, ortası ve sonu varsa, çoğumuz hikayenin ortasında bir yerlerdeyiz. Öykünün nasıl biteceğine ise biz karar veririz.

Mutlu olmayı bilmek kolay ama mutluluğun gerçekçiliği tartışılır. Sevdiğimiz insanlarla yaşadığımız mutluluğu huzur içinde mezara kadar götüremeyen kişiye mutlu denmez. Bu nedenle mutluluğunuzu huzur içinde mezara götürmek en büyük amacınız olsun. Bu anlattıklarımdan sıkıldıysanız her şeyi bir kenara bırakıp bir çiçekçi açın, hayatınız mis gibi koksun.

Ve unutmayın, sevdiğimiz insanları el üstünde tutmak değil, ellerinden tutmak kıymetlidir.

Tebessümle kalın.

Yazarlarımızdan

06 Temmuz 2020, Pazartesi 07:09
06 Temmuz 2020, Pazartesi 07:00
Sıradaki haber yükleniyor...
holder