Nusret'i rahat bırakın arkadaşlar!

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Birçoğunuzun da okuduğu duyduğu gibi Nusret Nişantaşı’nın en önemli noktalarından birinde büyük bir otel satın aldı ve en alt katını et restoranı yapmak üzere inşaata soktu. Daha önce bir çok dünyaca ünlü bir markanın da tercih ettiği bu yerde ne yazık ki hiçbiri başarılı olamadı.

Geçtiğimiz hafta mekanın dekorasyon ve hazırlıkları tamamlandı sonunda açılışı gerçekleşti.

Biz de yanımızda yabancı bir arkadaşımızla denemeye gittik.

Mekanın dekorasyonu, havası, ayrıntıları, servis ve sunumları gerçekten çok çok başarılı ve daha önce yapılanlardan farklı olmuş.


https://www.instagram.com/p/CGiaNujFi_7/


Yemeklerimizi söyleyip adeta MasterChef edamızla yorumlarımızı yaptıktan sonra yanımızdaki arkadaşımız sosyal medyada fenomen olan altın kaplamalı cappuccino’yu sipariş etti ve tabii ki Nusret ile bir video çekmek istedi. Sosyal medyayı bence paylaşımları olsun yarattığı içerikler olsun en iyi değerlendiren isimlerden biri kesinlikle Nusret Gökçe. Bu paylaşımlarla bir dünya markası oldu. 

Bizimle aynı sırada restoranda olan masaları gezip hatır soran Nusret kahve masamıza gelmiş olmasına birkaç kez kendisine haber verilmiş olmasına rağmen gelmedi.

Bir süre sonra bu sefer de yan masaya ‘altın hamburger’ geldi ve peşinden Nusret masaya yöneldi.


https://www.instagram.com/p/CGcZQWplbY-/


Tam oh bizim masaya gelecek bizim altın kahve boşa gitmeyecek derken içeri yöneldi ve elimiz bağrımızda kaldık. Devamında tekrar rica etmemiz üzerine biraz gergin biraz da bunalmış bir halde gelerek bu video çekmelerin gereksiz olduğuna istemediğine dair bir tepki verdi fakat tepkisi biraz garipti nitekim bunu kendisi de anlayınca yaklaşık yarım saat fotoğraf ve video çekilme baskılarından ne derece mağdur olduğunu bundan sıkıldığını anlattı. Hesabı isteyip mekandan ayrıldıktan sonra eşe dosta mutlaka gidip mekanı bir deneyimleyin ama sakın Nusret’e baskı uygulamayın adamın canını sıkmayın diye tavsiyelerde bulunuyorum.

Dopdolu bir Nişantaşı ile sezona kışa hazırız

Kutlamaların, buluşmaların, kalabalık yemeklerin çok dikkatli ve kısıtlı organize edindiği bu günlerde bir arkadaşımın doğum gününe katıldım akşamın sonunda hava alırım diye Nişantaşı sokaklarında gezinerek eve geldim. Geçtiğim neredeyse tüm sokaklar kalabalıktı. İnsanlar mekanlara sığmayıp yol kenarlarına hatta karşı kaldırımlara taşmış.

Gerçekten şaşırdım.. Teşvikiye Hunhar festival alanı gibiydi.

Kalabalık ortamlara, AVM’lere konserlere gitmedim desem yalan olur ama ilk defa bu derece kalabalık ve rahat şekilde insanları bir arada gördüm.

Bir bakıma bu enerji pandemi öncesini hatırlatarak hoşuma gittiyse de diğer yandan bu kadar rahatladık mı diye düşünmeden edemedim..

Ülke olarak tükeniyoruz

Bu aralar oturduğum masalarda en çok duyduğum kelime ‘tükenmek’.

Yaptıklarımız, yaşadıklarımız, ürettiklerimiz yetmiyor tükeniyoruz.

Berkay Şahinle konuşuyorum "Eskisi gibi söz yazılmıyor, eski albümlerdeki ara şarkıları çıkış yapardım şimdi olsa" diyor.

Oyuncularla konuşuyorum projeler tükendi yeni ve farklı türden diziler filmler yazılmıyor diye şikayet ediyorlar.

Belki inanamayacaksınız ama fenomenlerle influencerlar ile konuşuyorum onlar bile Instagram çok kirlendi içerik üretilmiyor projeler markalar hep aynı diyor..

Herkes bir bunalmış, kararsız tam anlamıyla mutlu bile olamıyor.

Biraz durup düşündüm acaba tükendik mi yoksa tükettik mi ?

Belki de tükettiğimize yetecek kadar üretemiyoruz bu da psikolojimize, işlerimize ilişkilerimize hatta iletişimlerimize bile etki ediyor.

Sanırım yeni olanı uzun zamana yaymayı, keyfine varmayı, tadını çıkarmayı, değerini bilip devamı için çalışmalıyız..

Yazarlarımızdan

23 Kasım 2020, Pazartesi 08:23
23 Kasım 2020, Pazartesi 08:17
Sıradaki haber yükleniyor...
holder