Alaçatı'nın son durumu

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News
Geçen hafta Cengiz Semercioğlu Alaçatı'nın geldiği noktayı kaleme alarak belediye başkanına seslenmişti. Ben de yaz başında Alaçatı'ya gitmiş biri olarak sezon tam açılmadığından durumu anlayamamıştım. Geçen hafta ortası tekrar Alaçatı'ya kondum. Sezonun en yoğun olduğunu düşündüğüm Alaçatı'da esnaf bu yaz sezonundan maalesef çok mutlu değil. Gelen kitlenin Alaçatı ile alakası olmadığını, para harcamadığını, kuru kalabalık olduğunu söyleyerek yakınıp duruyorlar.



Öyle ki bazı hatrı sayılır mekanlar kapılarına insan çekmek için yeme-içme promosyon yazıları asıp kalitelerini yerle yeksan etmişler. Bu durumu bazı işletmeler çaresizlikten yapıyorlar, onları anlayabiliriyorum ama bu duruma gelmelerinde yıllarca müşteri beğenmeyip okkalı hesaplar götüren işletmelerin payı da büyük. Öyle ki yazın Çeşme'de tatil yapan İzmirliler bile bu yıl hiç Alaçatı'ya  ayak basmadıklarından bahsedip duruyor. Hafta içi birkaç mekan dışında çok iş yapana da rastlayamadım. 

ALAÇATI'NIN 2 YENİ MEKANI

ZYRA
 
Alaçatı'nın içinde yeni açılan Zyra güzel ve şık menüsüyle Alaçatı'nın keyifsiz oluşuna rağmen kısa zamanda yükselecek mekanlardan biri. Meze çeşitleri ve dünya mutfağı menüsü çok çeşitli. Gittiğim akşam yediğim Paella muhteşemdi. Bardan çıkan kokteyller ve sunumları da gayet iyiydi.



Ağustos ayı boyunca farklı DJ performanslarının olacağı Zyra'da 26 Ağustos'ta Yol Project'in, 27 Ağustos'ta da Grup Gündoğarken'in canlı performansları var.
 
LİMON
 
Alaçatı'ya farklı bir soluk getiren  ve isminden sıkça söz ettiren Limon muazzam bir bahçenin içinde. Alaçatı'nın şu an en iyi iş yapan sayılı yerlerinden biri. Geç saatte gittiğimden yemeğe yetişemesem de eğlencesine yetişebildim.



Yerli yabancı şarkıların sıralaması çok güzeldi. Çok kalabalık olmasına rağmen geniş bir alana sahip olduklarından rahat rahat eğlenebiliyorsunuz. Serkan Koca'nın işlettiği Limon'un menüsü de eğlencesi kadar iddialı.

FOTOĞRAF UĞRUNA HAYATLARINI TEHLİKEYE ATAN ÇİFTLER

Evlilik sezonunun tavan yaptığı şu dönemde, evlenecek çiftler gelir düzeyleri ne olursa olsun fotoğraf çekimlerinden düğünlerine kadar hiçbir ayrıntıyı atlamadan güzel olması için ellerinden geleni yapıyor. Son yıllarda sahilde, sokaklarda fotoğraf çektiren birçok gelin ve damadı hepimiz görüyoruz. Evlilik fotoğrafları için stüdyoda çekim dönemi rafa kalkmış durumda olacak ki bu konuda yaratıcılık halini abartıp komik duruma düşen çiftler bile var. Geçen gün Alaçatı'da kendi gözümle şahit olduğum çekimler tam da böyleydi.



Delikli Koy civarında tam 14 çift saydım. Kimileri o kabarık gelinlik ve topuklu ayakkabılarla kayalıkların üstüne çıkarak hayatlarını ciddi şekilde tehlikeye atarken kimileri de dalgalı ve derin suya aldırış etmeden, boğulma tehlikesini bile göz ardı ederek denizin içinde gelinlik ve damatlıklarla poz vermeye devam etti. Onları da çekim süresince sanki bir film çekimi tadında drone kameralar takip etti. Koca gelinlikle bir ara suyun içine batan gelini damadın zar zor çıkardığına bile şahit oldum.

ASMALI'DAN SONRA ŞİMDİ DE KARAKÖY MÜ BİTİRİLİYOR?

Beyoğlu Asmalı Mescit'in muhteşem başlayıp hüsranla biten hikayesini bilmeyen yoktur sanırım. Restoranlardan sokaklara taşan her yaştan keyifli insanlar, çevrenin popülerliğini turistik anlamda da bambaşka bir yere taşımıştı. 2013'teki Gezi dönemi sonrası belediyenin mekanların dışarıya koydukları masaları toplayarak başlattığı bitiş hikayesi aslında gerçekten çok soru işaretli ve üzücüydü. Avrupa'nın birçok şehrinde restoran ve kafe önlerinde olan masa ve sandalyeler her zaman vardır. Aslında bu tarz mekanları ayakta tutan ve nefes almalarını sağlayan insanların sokaklarda, caddelerde, meydanlarda vakit geçirerek mutlu olma halleridir.



Asmalı'da sudan sebeplere birçok mekan sahibi uzun yıllar direnseler de hepsi bir bir mekanlarına kili vurdu. Asmalı'nın o güzel kitlesi biraz daha aşağı kayarak Karaköy'de yeniden doğdu. Tek tek açılan güzel mekanlar burayı popülerleştirerek iyice yukarı taşıdı. Sokak barı kültürüne en uygun olan mekanlar günden güne çoğaldı ve Karaköy iyice güzel bir hale geldi.

Son birkaç aydır bu mekanları sık sık denetlemek için Beyoğlu Belediyesi bir ekip kurdu. Yakında bir yerleşim yeri olmasa da müzik sesi seviyesiyle ilgili bahaneler ve cezalar zinciri son bir haftadır masa ve sandalyeleri toplamamaları halinde dükkanları kapama tehditlerine kadar geldi. Geçici ruhsatları iptal etmeye başlayan belediye, peki yıllardır açık olan bu mekanlara nasıl göz yumdu? Ne acı ki eğlence hayatıyla ilgili her güzel şeyi bitirme adımları günden güne çoğalırken Karaköy'ün akıbeti de maalesef şimdiden belli oldu.

SILA VE MABEL MATİZ'İN MUHBİR'İ

Geçen haftalarda Sıla Harbiye Açıkhava'daki konserlerinde yeni şarkılar da okumuştu. Hatta konserin bir bölümünde Mabel Matiz'i de sahneye davet edip birlikte yaptıkları "Muhbir"i de söylediler. Sıla'nın yeni albümünde yer alacak bu şarkı daha piyasaya çıkmadan herkesin diline düştü. Hangi mağazaya girsem ya da hangi kafenin önünden geçsem bu şarkının YouTube'a düşen konser kaydını duyuyorum. Bir kez daha anladım ki bazı şarkıların gücü öyle fazla oluyor ki daha çıkmadan herkesi yakalayayıp yörüngesine alabiliyor.


 
MUHBİR
 
Sorma ben inim inim inliyorum
Sen sustukça geberiyorum geberiyorum
Sürç-i lisanısın inatçı kalbimin
Konuşanlara özeniyorum
 
Hüngür hüngür ağladım
Senin alacağın olsun
Utandı meyhaneler
Oyuna getirdin aşk
Sana da aşk olsun
Muhbirmiş kelimeler
 



 

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder