Canlı müzik istilası

AA
Geçtiğimiz yıllarda Türkçe formatında canlı müzik tamamen bitti dense de durum hiç öyle olmadı. 90'lı yıllarda hemen hemen her mekanda canlı müzik hakim olurken son 2 yıldır bu durum tamamen tavan yapmış durumda. İnsanların talepleri ve yoğun ilgi göstermesi işletmecilerin iştahını her gün daha da kabarttı. Var olan bazı işletmeler, bazı akşamlarına canlı müzik koyarken yeni açılan birçok dükkan da programlarına tamamen canlı müzik ile başlıyor. Yürüken irili ufaklı her bölgede tek gitarla bile yapılan müzik sesleri duyuyorum. Nişantaşı bölgesinde yer alan yılların kült mekanı Zihni'yi saymazsak "Barcode", "Abdi", "Dutluk" birbirinden farklı kitlelere hitap ediyor. Aralarında Barcode, her gün daha da farklı isimlerle sahne açıyor. Karaköy'de "Verde" canlı müzik işini tutturmuş mekanlardan sadece biri. Cihangir bölgesinde yeni açılan "Hazine", ilerleyen günlerde geç saatlere kadar canlı müzik yapacak. Yine Cihangir'e yeni bir canlı müzik mekanı "Aramızda" ekleniyor. Bebek'te canlı müziği başlatan "Catz", bu mekanların öncülerinden. Hatta her akşam iki farklı şarkıcının sahne aldığı Catz, bu konuda en popüler yerlerden. Bu gidişle bu sezon listeye daha birçok mekan eklenir. Gözlemim ise, iyi ve sabredenler her zaman kalacak.

SABAHA KADAR AÇIK BİR OCAKBAŞI

Ocakbaşı kültürünü seven bir çok müdavim vardır. Ancak bazısı akşamüstü buluşup çok geç olmadan ocakta oturup yemeğini yiyip evlerine dönmek ister. Kimisi iş yoğunluğundan ve gece yaşantısı olduğu için geç saatte yemeğe oturur. Tam muhabbet koyulaşır ki 01.00 suları dükkan kapanır.

Beyoğlu'nda hemen 45'lik barın üstünde öyle bir ocakbaşı açıldı ki herkesin beklentisine cevap veriyor. Adı "4'den 4'e". Nasıl mı? Bu ocakbaşı akşamüstü 4'te açılıp sabaha karşı 4'te kapatıyor. Evet yanlış duymadınız, sabaha kadar açık bir ocakbaşı. Ben geçtiğimiz günlerde uğradım. İçerisi çok sıcak ve samimi olmuş. Özellikle mekanın duvarını süsleyen Zeki Müren'in Maksim'de kullandığı boy aynası çok büyüleyici ve eşsiz duruyor. Mezeleri sevdim, çok özenilmiş. Ancak esas iş, etler de bitiyor. Sahibi Sait Doğan, etleri Balıkesir'den özel getirtiyormuş. Ben her çeşitten azar azar tattım. Gayet başarılı ve lezzetliydi. Şalgam suyuna da bayıldım. Organik şalgam suyu, Adana'dan getiriliyormuş. İçtiğiniz içkiyi bitiremiyorsanız eğer isminizi yazdırıp askılık bölümüne alıyorlar ve bir daha geldiğinizde tekrar içebiliyorsunuz. İçeride Müzeyyen Senar'dan Zeki Müren'e, Sezen Aksu'dan Sıla'ya uzanan güzel müzikler eşliğinde sohbete de dalıyorsunuz.

FATİH AKIN'IN ELVADA BERLİN'İ

Fatih Akın'ın yaptığı her iş, beni bir yerlerden yakalamıştır. Bu duygumla geçtiğimiz akşam Elvada Berlin'i izlemek için Beyoğlu Sineması'na gittim. Neden Beyoğlu Sineması'nı vurguladım çünkü en eski sinemalardan olduğu için ve uzun zamandır burada film izlemediğim için çok keyifliydim. Filmin afişi bana biten bir aşk sonrası Berlin'den giden bir adamı hissettirdi. Ancak film hiç de öyle değildi ve tam ters köşeydi. Ergenlik çağında okulda silik ve popüler olmayan bir çocuğun aynı durumda olan bir arkadaşı ile evden kaçıp bir yaz tatili yapmasını ve yolda başlarına gelenleri konu alıyor. Sorunlu ailelerin çocukları olan ikilinin cesareti ve serserilikleri film akışında çok düşündürücü. İlk heyecan, duygu karmaşaları, istenmeme duygusu, kendini yetersiz hissetme duygusu da iyi yansıtılmış. Filmin bir Fatih Akın filmi oluşundan mesajı çoktu ama beklentimi maalesef karşılayamadı.

CEM YILMAZ'IN UKALA TAVRI

Birçok insan gibi oyununa gitmişliğim, filmlerini izlemişliğim vardır. Başarısı ve espri anlayışı tabii ki tartışılmaz ancak karşısında gördüğü muhabirlere işi ile ilgili bile bir soru sorulduğunda sürekli tepeden bakması ve nazik olmaması bu eğlenceli adamı gözümden düşürüyor. En son muhabirlere aşk ile ilgili bir soru sorulduğunda "Ateş et ve unut" demesi, Ebru Şallı'yı imalayarak bıyık altı bir gülüş sergilemesi bir kez daha beni yanıltmadı. Herkesin yaşadığı kendine ama ortada kısa sürede olsa bir şeyler yaşadığı, çoluğu çocuğu olan bir kadın var. Cem Yılmaz'ın bu çetrefilli cevapları vermesi, o sevmediği magazin gündemine taşınması için hoşuna gidiyor belki de. Keşke tavrı, espri anlayışındaki zekası gibi olsa da tadından yenmese.

EKİM BİTMEDEN NELER YAPALIM?

-  Filmekimi'nde yer alan birçok başarılı filmleri takip edip ilgimizi çekenlere gidelim.

- Tam kışa girmeden sağlığımızı önemseyip check-up yaptıralım.

- Özellikle sarı sonbaharın keyfini parklarda çıkarıp sararmış yapraklar kaybolmadan aralarında bol bol yürüyüş yapalım.

- 21 Ekim akşamı Erol Egin ve Göksel, Günay Restorant'ta aynı sahnede olacaklar. Fırsatımız olursa onları dinleyelim.

- Havalar tam soğumadan İstanbul'a yakın adaların sokaklarında gezip özellikle Büyükada da Aya Yorgi'ye tırmanalım.

 

Sıradaki haber yükleniyor...