9. Senfoni ile damardan tedavi

9. Senfoni ile damardan tedavi

Varis, lazerin yanında yardımcı yöntem olarak uygulanan klasik müzikle tedavi ediliyor. Uzmanlar, müzik sayesinde ağrının daha az hissedildiğini belirtiyor

14 Kasım 2011, Pazartesi 12:50 Son Güncelleme:
YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Varis, önemsenmediğinde geri dönülmez sonuçlar yaratacak kadar tehlikeli bir toplardamar hastalığı. Radyoloji uzmanı Prof. Dr. Mutlu Cihangiroğlu, toplardamarların kanı, akciğerlerde temizlenmek üzere kalbe taşıyan damarlar olduğunu, toplardamarların, atardamarlardan farklı olarak, kendi içinde kapakçık sistemi bulunduğunu belirtti.

Bu kapakçıkların, kanın kalbe gidişine izin verirken, aksi yönde valf mekanizması gibi çalıştığını ve kanın geri kaçmasını engellediğini anlatan Cihangiroğlu, şu bilgileri verdi:

''Varis dediğimiz hastalıkta, kapakçıklarda bozulmalar oluyor ve kan kaçak yapıyor. Sızan kan, vücudun alt kısımlarında yavaş yavaş birikmeye, cilt altında toplardamarları genişletmeye başlıyor. İşte bu genişlemiş toplardamarlara, varis diyoruz. Genetik faktörler, mesleki nedenler veya daha önce geçirilmiş damar pıhtılaşması, varis oluşumuna yol açabiliyor. Kapakçıkların nasıl bozulduğu, mekanizmasının ne olduğu, tamamen anlaşılmış değil. Mesleki nedenlerden çok zorlanmaya bağlı olduğunu biliyoruz, ama genetik nedenleri tam anlayabilmiş değiliz. Ama ailesinde varis olan bir kadın, eğer önlem almamışsa çok büyük olasılıkla bu sorunu yaşıyor.''

Genç kadınların, kozmetik nedenlerle varisi fark edip şikâyetçi olduklarını, büyük çoğunluğunun ise bacaklarda kasılma, ağrı, dolgunluk, kramplar ve huzursuzluk hissiyle başvurduklarını dile getiren Cihangiroğlu, ''Varis, ilerleyici bir hastalıktır. Tedavi edilmezse de gittikçe ayak beslenmesini etkiler, renk değişikliklerine yol açar, ülserlere sebep olur ve iyileşmeyen yaralara kadar varır. Kangrene kadar bile gidebilir. Bir süre sonra varisler içerisinde pıhtılaşmalar oluşur, bu pıhtılaşmalar da damar tıkanıklıklarına yol açar'' dedi.

Varisin, kadınlarda daha yaygın olduğunu ifade eden Cihangiroğlu, kadınlardaki hormon sirkülasyonunun, varis gelişimini hızlandırdığını, hamileliğin de etkilediğini belirtti.

TEDAVİDE FARKLI YÖNTEM

Varislerin gözle teşhis edilebileceğini anlatan Cihangiroğlu, şu bilgileri verdi: ''Bizim temel yaklaşımımız, eğer varis varsa, toplardamar haritasının mutlaka doppler ultrasonografi cihazıyla çıkarılarak, yetmezlik nedeninin ortaya konmasıdır. Varisin iki tür tedavisi var. Yıllardır uygulanan cerrahi yöntem ve lazer. Cerrahi tedavide, başarı oranı düşük ve tekrar etme oranı yüksek. Lazer tedavisinde başarı oranı yüzde 95'lere yakın. Cerrahi yöntemde ameliyat izi oluyor, hasta genel anestezi alıyor ve üç gün hastanede kalmak zorunda. Oysa lazerde işlem sonrası, normal hayata hemen başlıyor. Lazerin yanında, kalan varislere de köpük tedavisi uyguluyoruz. Ultrason eşliğinde varislerin içerisine tek tek girerek köpük enjekte ediyoruz. Bu köpükler de damarları büzüştürüp kapanmalarını sağlıyor.''

Medicana Çamlıca Girişimsel Radyoloji olarak bu tedaviyi farklı bir şekilde uyguladıklarını belirten Cihangiroğlu, ''Çünkü bölümümüzde yaptığımız önceki tedavilerde anladık ki bu işlemi müzik eşliğinde yaptığınız zaman hasta daha az ağrı duyuyor. Gördük ki klasik müzik, özellikle çok daha etkili oluyor. Bir yıldan beri bu teknikle tedavi uygulamaktayız. Yaklaşık 10 hasta üzerinde uyguladıktan sonra yöntemin etkinliğini fark ettik. Sloganımız da (klasik müziğinizi dinleyin, varisinizden kurtulun, işinize hemen dönün)'' dedi.

''TARİHTE DE YERİ VAR''

Günümüzde varisin lazer ile tedavisinde, işlem öncesi sedoanaljezi denilen ilaçları kullanarak, hastayı yarı baygın hale getirmek ya da kasıktan sinir blokajı oluşturmak gibi ağrıyı azaltmaya yönelik farklı tekniklerin uygulandığını dile getiren Cihangiroğlu, ''Bu tekniklerin, çeşitli dezavantajları mevcut. Bizim tercihimiz, hastayı uyanık tutup, işlemden sonra hemen ayağa kaldırıp yürütmek. İlk hasta gruplarında ağrıdan yakınan hastalarımızın olduğunu görünce bunu daha aza indirmek için farklı teknikler uygulandı. Bilimsel bir çalışma ile bulunmuş olmamasına karşın klasik müziğin ağrıya duyarlılığı azalttığını, bazı hasta gruplarında izledik. Daha önce hiç klasik müzik birikimi olmasa da hatta hiç klasik müzik dinlememiş hastalarımızda bile tüm işlemlerimizi şimdi klasik müzik eşliğinde uyguluyoruz'' diye konuştu.

Tüm hastalara Beethoven'in 9. Senfonisi'ni dinlettiklerini belirten Cihangiroğlu, ''Müziğimizi hiç değiştirmedik. Klasik müziğin tarihte de tedavide yeri olduğu belirtilmiştir. Diğer müzik türlerine kişisel tepkilerin değişkenlik gösterebileceği ve hastayı daha da duyarlı hale getirebileceği düşünüldü. Yine de net ayrım yapmak ve iddialı bir sonuca gitmek doğru olmayabilir. Müzik ne olursa olsun, amaç tedaviyi, daha tolere edilebilir ve eğlenceli hale dönüştürmektir'' dedi.

VARİSE KAPI AÇAN HAREKETLER

Varise kapı açan birtakım hareketlerin bulunduğunu dile getiren Cihangiroğlu, ''Bir tanesi, bacak bacak üzerine atmak. Ayakları veya bacakları altımıza alıp oturmak da sakıncalıdır. Örneğin, varisli hastalara, eğer namaz kılıyorlarsa, oturarak kılmalarını tavsiye ediyoruz. Bacaklardaki kan akışını engellememek gerekiyor. Bir de egzersiz veriyoruz. Uzanmış haldeyken, ayakları bir karış yukarı kaldırıp dayanabildiğimiz kadar havada tutuyoruz.''

Temel yaklaşımlarının, eğer varis varsa, toplardamar haritasının mutlaka doppler ultrasonografi cihazıyla çıkarılarak, yetmezlik nedeninin ortaya konması olduğunu vurgulayan Cihangiroğlu, varisten korunmak için şu önerilerde bulundu:

''Çok hareket edin. Uzun yolculuklarda birkaç adım atmaya çalışın. Her gün 30 dakika aralıklı olarak bacaklarınızı vücut seviyenizin yukarısında tutun. Sıcaktan sakının. Duştan sonra bacaklarınızı soğuk su ile yıkayın. Bacak bacak üzerine atarak oturmayın. Dar kıyafetlerden, yüksek topuklu ve dar ayakkabılardan kaçının. Beslenmenize dikkat edin. Spor, bacaklarınızın dostudur.''

(A.A)

Sağlık içerikleri sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.
Sıradaki haber yükleniyor...
holder
SIRADAKİ HABER Koronavirüs sonrası yaşanan koku problemi nasıl düzelir?