Kendimizi olduğumuzdan daha zengin sanıyoruz

Kişilerin sahip oldukları servete yönelik yanlış algıları, harcama ve borçlanma kararlarında gereğinden daha cesur olmalarına ve yanlış kararlar almalarına sebep oluyor

30 Mayıs 2018, Çarşamba 20:34
A A
Kendimizi olduğumuzdan daha zengin sanıyoruz

Psikologlar ve davranış bilimciler insanların niyetleri ile davranışları arasındaki farkın çoğunlukla bilişsel ön yargıdan kaynaklandığını biliyor.

Bilişsel ö yargı, bireysel karar ve yargıları etkileyen sistematik düşünme hataları olarak tanımlanabilir.

Bu kavram ekonomik kararlarımızın öz kontrol problemlerinden, kısa vadeli düşünceden ve zaman içinde tercihlerin değişmesinden nasıl etkilendiğini açıklıyor.

DAHA FAZLA KREDİ ÇEKİYORUZ

Örneğin yapılan araştırmalar kredi alırken, bu kredinin getireceği yükü hafife aldığımızı gösteriyor. Bu yüzden de ödeyebileceğimizden daha fazla kredi çekiyoruz.

Bir diğer sorun ise bir şeyi satın alırken bedelini elimizdeki paraya değil toplam servetimize göre değerlendirmemiz. Bu sebeple satın alacağımız şeyin değerinin daha az olduğuna inanıyoruz. Örneğin 25 TL’lik bir tişört almak istediğimizde bunu cebimizdeki 100 lirayla değil de bankada duran 10 bin lirayla karşılaştırıyoruz. Böylece 25 TL gözümüzde çok değersiz kalıyor.

KALDIRAÇ HİPOTEZİ

Milano’da bulunan Università Cattolica del Sacro Cuore bünyesinde çalışma yürüten araştırmacı Alberto Cardaci bilişsel önyargılar, servet algısı ve makroekonomik istikrarsızlık üzerine yoğunlaşıyor.

Bireysel ekonomik davranışlar ve sosyal bilişsel psikolojiden elde edilen bulguları deneysel ekonomi yöntemleriyle birleştiren araştırmacı, bazı insanların gerektiğinden daha fazla harcamasının sebebinin servet algılarındaki yanılgı olduğu hipotezini inceliyor.

'YA FAZLA PARA VAR, YA DA AZ BORÇ!

Yani insanlar daha fazla paraya sahip olduklarını ya da çok fazla borçları olmadığını düşündükleri için daha fazla harcama yapıyor. Buna “kaldıraç (borcun özsermayeye oranı) ön yargısı hipotezi” deniyor.

Araştırmacılar kaldıraç ön yargısını test etmek için bazı deneyler gerçekleştirdi. İlk sonuçlara göre katılımcıların yüzde 78’i sahip oldukları servet konusunda yanlış bir algıya sahip. Algı, servetin ne şekilde muhafaza edildiğine göre değişiklik gösteriyor. Araştırmacılar bu yanlış algının kişinin tüketim ve borçlanma kararlarında önemli bir etkisi olabileceğini ve mantıksız kararlar almasına sebep olabileceğini düşünüyor.

Bu davranış sadece borçlanan kişiyi değil, borç veren kişiyi de etkiliyor. Borçların ödenmemesi, karşıdaki kişinin de zor durumda kalmasına, daha geniş anlamda da kredi pazarının zarar görmesine sebep oluyor.

ÇOK SAYIDA İNSAN KENDİNİ ZENGİN OLARAK GÖRÜRSE...

Bu durumu daha geniş bir ölçeğe taşıdığımızda, makroekonomik dalgalanmaların kısmi sebeplerinden birinin, artan borçlanma olduğunu görmek mümkün. Çok sayıda insan kendisini olduğundan daha zengin görürse tüketim olmaması gereken seviyelere çıkar ve ödenmesi mümkün olmayan miktarda borç alınabilir.

AMERİKA BORÇ BATAĞINA DÜŞTÜ

2007’de ABD’de yaşanan ekonomik krizin en önemli sebeplerinden birisi, hane halkı borçlanmasının ülkenin gayrisafi yurt içi hasılasının iki katının üzerine çıkmasıydı. Bu yıllarda Amerikan toplumu kısa bir sürede “borçla ilerleyen” durumundan “borç batağında” durumuna sürüklenmişti.

(Kaynak:dunyahalleri.com)

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

;
Sıradaki haber yükleniyor...

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.