Pazar Postası Ceylan: Namus, kıyafette aranmaz, kimsenin sutyeni kimseyi ilgilendirmez

Ceylan: Namus, kıyafette aranmaz, kimsenin sutyeni kimseyi ilgilendirmez

Ceylan: Namus, kıyafette aranmaz, kimsenin sutyeni kimseyi ilgilendirmez

Ne kadar büyürse büyüsün insanların gözünde hâlâ Küçük Ceylan… Ünlü şarkıcı Ceylan Avcı, işiyle konuşulmayı beceren nadir isimlerden. Son klibiyle yine dikkatleri üzerine çekmeyi başardı. Yeni imajıyla Marilyn Monroe'ya benzetildi. Buluştuk ve hem yeni imajını hem hayatı konuştuk. ALEV GÜRSOY CİMİN / alev.gursoy@posta.com.tr

Yeni şarkınız ‘Yansın Ankara’ çıktığından beri herkes sizi konuşuyor. Yeni imajınızla Marilyn Monroe'ya benzetildiniz. Bu benzetmeye ne dersiniz?
Ankaralı Marilyn Monroe! Hahaha! Şarkı çok güzel. Bir dönemler Ankara’nın pavyonları çok meşhurdu. Bunu nasıl modernize ederiz diye düşündüm. 1950’lere, 1960’lara zaman yolculuğu yaptık. “Açılın Türklerin Marilyn Monroe'su geldi!” gibi yorumlar yapıldı. Hoşuma gitmedi değil hani…
48 yaşındasınız, inanılır gibi değil!
Genetik aslında, minyon tipli kadın olmanın avantajı… Şanslıyım. Hem içeriden hem dışarıdan kendime iyi bakıyorum. Vitaminlerimi, cilt ve saç bakımlarımı asla ihmal etmiyorum. Sadece yediğime içtiğime pek dikkat etmem. Yoğunluktan spor yapamıyorum.
Henüz 10 yaşındayken şarkıcılığa başlamışsınız. Bravo size, bu kalıcılığı sağlamak başlı başına bir başarı…
Ne mutlu bana! Bu gücü Allah, ailemin duası ve insanların sevgisiyle buldum. Çok kuşak eskittim. Kariyerimi tırnaklarımla kazıdım. Halaylarım, arabeskim bambaşka bir tat. Joker gibi kadınım, beni nereye koyarlarsa oraya uyarım yani.
Büyüyen Ceylan, ‘Küçük Ceylan’ı özlüyor mu?
Öyle bir özlemim yok! Artık yaşımızı başımızı aldık. Hayatı gerçekçi ve bilinçli yaşıyorum. Doğduk, büyüdük, öleceğiz. Önemli olan güzel ve sağlıklı yaşamak.

ÖZEL HAYATIMLA İLGİLİ BÜYÜK FIRTINALAR YAŞADIM
Geçmişe baktığınızda “Güzel yaşadım” diyebiliyor musunuz?
Maddi olarak kimseye muhtaç olmadım, çok şükür kendi ayaklarım üzerinde durdum. Ancak özel hayatımla ilgili büyük fırtınalar yaşadım, onlar benim için çok üzücü oldu ama şükürler olsun bugünlere geldim.
O fırtınalar insanı büyütüyor mu peki?
Daha güçlü yapıyor. Eskiye nazaran daha bir olgun Ceylan var.

NOKTA OLAMAMIŞ İNSANLARI HARF YAPIP HAYATIMA ALMIŞIM
Hayatta güven problemi mi yaşadınız?
Hem de çok! Kadını, erkeği, eşi, dostu… Nokta olamamış insanları harf yapıp hayatıma almışım. Garip zamanlar, kurt da belli değil kuzu da... Kimseyle kavgam yok. Canımı yakanı Allah’a havale ettim ve sonlarını da hep gördüm. Rabbim hesabını sordu onlara.
48 yaş ne öğretti size?
Çok kazık yedim. Kendimden başka kimseye güvenmemeyi öğrendim.

İNSANLARIN KALPLERİ KÜÇÜLDÜ SANKİ…
Sektörünüz, söylendiği gibi kurtlar sofrası mı gerçekten?
Ben güven problemini sektör için söylemedim. Hayatı ve insanları kastettim. Her şeyi sanatçılara mal ediyorlar, ne saçma! Namus deyince akla hep sanatçılar geliyor ama sokaklarda neler oluyor! Namus kavramını sadece sanatçılara ve sanat camiasına yoramazsınız. Namusu giyilen kıyafette aramamak lazım! İnsanlar tuhaf, kötü, bencil… Toplum olarak çok bozulduk. İnsanlara bir şeyler oldu; kalpleri küçüldü sanki...
Siz insanları yargılar mısınız?
Eskiden belki, şimdi asla. Kimsenin mayosu, bikinisi, sutyeni beni de kimseyi de ilgilendirmez. Ben kimsenin namus bekçisi değilim. Namus beynindedir. Biz Müslüman bir ülkeyiz ok ama kimse kimsenin günahına ve sevabına kefil olamaz. Ben bikinimle tenha yerlerde daha rahat ederim ama Gülşen’i, Aleyna Tilki’yi asla ayıplamıyorum.
“Ceylan da açıldı, saçıldı” dediler.
Yok daha neler? Kıyafetlere gelene kadar insanların namus konusunda sorgulayacağı çok daha fazla şey var. Televizyondaki malum programları bir seyretsinler önce... Durum içler acısı. Kimin eli kimin cebinde belli değil. Rezilliğin bini bir para. Utanılacaksa bunlardan utanılsın. Kimsenin kıyafeti kimseyi ilgilendirmez.
Nelere tahammülünüz kalmadı?
Terbiyesizlik derecesinde şımarıklık yapanlara hiç tahammülüm yok. Şımarıklık yapmayın arkadaş, şükredin halinize!

HAYRANLARLA FOTOĞRAF İÇİN HER AN HAZIRDA BEKLEYEMEM
‘Seni Sevmeyen Ölsün’ isimli şarkıyla 1986’da 1.300.000 satış rakamına ulaşarak kırılması çok zor bir rekora imza atmışsınız. Altın Plak dahil olmak üzere sayısız ödül aldınız. Bunlar sizi şımartmadı mı?
Şımarmaya vaktim olmadı. Ömrüm çalışmakla geçti. Çok emek verdim, çok mücadele ettim. Bazen fotoğraf veremeyecek durumda olduğumuz zamanlar oluyor ama insanlar anlamıyor. “Sizi biz var ettik” diyenler oluyor. İnsan halinden anlamıyorlar. Belki çok hastayım, belki çok moralsizim, üzgünüm… Sanatçı olabilirim ama hayranlarla fotoğraf için her an hazırda bekleyemem.
Şu an ki ruh haliniz nasıl?
Sağlığım ve aklım hâlâ yerinde diye şükrediyorum. Çok büyük acılar yaşadım. Arka arkaya çok sevdiklerimi kaybettim. Çaresizdim ve Allah’a sığındım. Allah’tan geldik Allah’a gideceğiz. Bunu kabullenirsek acıyı yüklenmek daha kolay oluyor.

ÇOK İNANÇLI BİR İNSANIM
Çok mu inançlısınız?
Çooook! İmanla paranın kimde olduğu belli olmaz. Allah’a çok inanırım ama her şeyi de kadere bağlamam. Kader gayrete aşıktır. “Doğum, ölüm, nikah şaşmaz” derler. Allah izin vermezse yaprak bile kımıldamaz. Benim babamın, yeğenimin, kardeşimin ömürleri bu kadarmış. Allah herkese güzel, kolay, hayırlı ölümler nasip etsin.
Ölümden korkar mısınız?
Korkmam ama her yakınımı kaybettiğimde daha da sorgulamaya başladım. Neredeler, nereye gittiler, bizi görüyorlar mı? Bunu merak ediyorum ama kurban olduğum Allah’ıma bu kayıplarım için hiç isyan etmedim.

ESKİDEN HAKKIMDA YAZILANLARI OKUYUP AĞLARDIM ŞİMDİ HİÇ UMURSAMIYORUM
Herkesin konuştuğu kadar çok estetiğiniz var mı?
Evet ama yanlış estetikler yaptırıp düzeltmeye çalışmakla uğraştım hep. En büyük pişmanlığım burnum. Sağlığım gitti. Küçülen burun hiçbir zaman büyümüyor. Sıkıntısını çok yaşadım. Ameliyatlar oldum, bir tarafı yaparken başka taraf hep bozuldu. Bugünkü aklım olsa burnuma neşter değdirmezdim.
Son zamanlarda kadınların estetikle birbirine benzemesi çok eleştiriliyor.
Öyle ama bir fotoğrafta kırışık bir kadın görünce “Ay ne çirkin ya yaşlanmış” demeyi de biliyorlar. Kimseyi mutlu edemezsiniz. Eskiden çok kafama takıyordum, şimdi hiç umursamıyorum. Sosyal medya yorumlarını okuyup eskiden ağlardım bile! Şimdi asla okumuyorum. Bakın, bu dünyada denizin üstünde yürüseniz bile “Yüzme bilmiyor” derler. Başarıyı da hiçbir zaman alkışlamıyorlar. Deli gibi oldu herkes.
Değişik bir bakış açısı…
Öyle ama… “Estetiğe karşıyım” diyor ama doğal kadınlara saldırıyorlar. Kilolu ya da zayıf olmak da şuç! Bu ne hazımsızlık, bu ne kin? Eskiden böyle değildi. Azdıkça azıyorlar, herkes kafayı yedi. COVID-19 mu, ekonomi mi, havaya bir şey sıktılar da mı delirdik, bilemiyorum.

EMRAH’LA ARAMIZDA AŞK MEŞK OLMADI
Eskiden Küçük Ceylan ve Küçük Emrah birbirine çok yakıştırılırdı. Hatta ben küçükken hep evleneceksiniz sanırdım. Aranız nasıldı?
Biz aynı dönemin yıldızlarıyız ve Emrah’la iyi arkadaşız. Küçükken tanıştık, ailelerimiz de tanıştı ama aramızda aşk meşk asla olmadı. Çok severim onu.

YEMEĞE ÇIKTIĞIMIZDA HESABI BEN ÖDÜYORSAM SIKINTI BU YAŞTAN SONRA BİR ERKEĞİ BESLEYEMEM
Aşkın tanımı sizce ne?
Benim aşka bakışım değişti. Ben huzurla kafamı omuzuna yaslayabileceğim, sırtımı dayayabileceğim birini istiyorum. Beni sırtımdan hançerleyecek birini değil! Artık öyle kaşına gözüne bakmıyorum, güveneceğim bir adam istiyorum. Arkasını döndüğüne nerede, ne yaptığını sorgulayacağım biri bana lazım değil.
Gizem Tuncer, “Parasız adam, gereksiz adamdır” demişti. Buna ne dersiniz?
Çok ayıp! Parasız olup da şerefli olan çok erkek var ama yemeklerde hesabı ben ödüyorsam sıkıntı, bu olmaz. En azından beni bir yere götürdüğünde hesabı ödeyebilsin. Bu yaştan sonra bir erkeği besleyemem. Çok zengin olsun, beni şaha kaldırsın demiyorum ama şartlar biraz eşit olmalı.

KIZIMLA ARAMDA 16 YAŞ VAR
16 yaşında evlendiniz. Çok erken değil miydi?
Bugünkü aklım olsa evlenmezdim ama benimki aslında bir kaçıştı. Şöhretin vermiş olduğu “Oraya gitme, bunu yapma, dondurma yeme” baskılarından, evlenerek kurtulurum sandım. Düşün, kızımla aramda 16 yaş var. Çok erken yaşta anne oldum.

SIRADAKİ HABER