Birgül Oğuz'dan İstasyon: Mekân ve insan

Birgül Oğuz'dan İstasyon: Mekân ve insan

Birgül Oğuz yakın zamanda yayınlanan “İstasyon” isimli novellasıyla mekânlarla ilişkimizin değiştiği şu günleri yeniden değerlendirmemizi sağlıyor Adalet ÇAVDAR/ adaletcavdar@gmail.com

12 Şubat 2021, Cuma 11:45 Son Güncelleme:
YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

İnsan yer değiştirmeyi sever. Seyahat eder. İstasyonlar yer değiştirme arzusunun cisimleştiği mekânlardır. Bir seyahatin, yer değişikliğinin ya menzili ya başlangıç noktasıdır istasyonlar. Birgül Oğuz yakın zamanda yayınlanan “İstasyon” isimli novellasıyla mekânlarla ilişkimizin değiştiği şu günleri yeniden değerlendirmemizi sağlıyor. “İstasyon”, hikâyenin anlatıcısı Deniz’in tren yolculuğuyla başlıyor. Kitabın meselesinin seyahat ya da istasyon ilintili bir hikâye olmadığını çabucak anlıyoruz. Deniz, üniversite yıllarından arkadaşı olan Nihal’in daveti üzerine başkent diye bahsedilen şehrin bir adasına doğru yola koyuluyor. Nihal yaşadığı evi, yurt dışında bir akademiye geçmek üzere olması sebebiyle Deniz’e teklif ediyor. İşte kitaba ismini veren istasyon da bu ev.

İnsanlara kucak açıyor

Kendi konforlu alanını terk edip içe dönük bir maceraya atılan Deniz ilk başlarda istasyon evle ve yeni yaşamını kaplayan ayrıntılarla “idare eder” bir ilişki kuruyor. İstasyon ev kendisi gibi, hatta kendisinden daha da müşkül durumda olan insanların gelip sığındığı, orayı bir süreliğine kendine mesken tutan insanlara tahsis edilen bir alan. Yazar, kahramanı Deniz’i istasyon eve yerleştirdikten sonra yavaş yavaş bize yakın geçmişimizi, daha evvelini, adeta buraların kaderi de budur duygusunu kaşıyarak ustaca hatırlatıyor. Memleketinde tutunamayıp gurbete giden de var üniversitedeki işini kaybedip hiçbir sosyal güvencesi olmayan, maaşından olmuş ve ne yapacağına dair pek fikri olmayan Deniz gibiler de. İstasyon ev işte böyle insanlara kucak açan bir alan.

Ortaya çıkana ‘Arkadaş’

Soğuk kış günleri adanın mikro ikliminde çok büyük sarsıntılara sebep oluyor. Bu tecrit halini kırmaya karar veren Deniz, ada halkının sevip beslediği ve geceleri boş bir kömürlükte uyuyan Arkadaş isimli bir köpekle yarenlik etmeye başlıyor. Ülkede ve adada sıkılaştırılmış güvenlik tedbirleri uygulanırken, insanların polisten köşe bucak kaçışmaya devam ettiği bilgisini de yazardan edindiğimiz bir soğuk gece yarısı, Arkadaş eve yerleşmeye karar veriyor ve Deniz’in istasyondaki hayatı ivme kazanıyor. Derken beklenmeyen, umulmayacak yaşta bir misafir gelip istasyona ve Deniz’e sığınıyor. Birgül Oğuz, arkadaşlığın, dostluğun, dayanışmanın ve mücadelenin ekmek gibi, su gibi vazgeçilmez olduğunu, bizi önce birbirimize sonra da hayata bağladığını göstermiş. Birgül Oğuz, “İstasyon” isimli bu uzun öyküyle övgüyü sonuna kadar hak etmiş.

İstasyon

Birgül Oğuz

Metis Yayınları

103 Sayfa 

Sıradaki haber yükleniyor...
holder
SIRADAKİ HABER Sinema tarihinin en klostrofobik 10 filmi