Sahnelerin 'Taş Bebek'i

1960 yılıydı... Yönetmenliğini Hulki Saner'in yaptığı 'Taş Bebek' filminin 'taş bebeği'ydi. Kendisine uygun görülen bu ismi yıllarca hakkıyla taşıdı. Gönül Yazar sahnelerin efsane 'Taş Bebeği' oldu. Fiziği, sesi, yorumu kadar renkli hayatı da çok konuşuldu

12 Ocak 2014, Pazar 05:00
A A
Sahnelerin 'Taş Bebek'i

Mürşide Gönül Özyeğiner; İzmirli yol müteahhidi Mehmet Özyeğiner ve Tireli Fatma Hanım’ın üç kız, bir erkek çocuğundan ortancası. Biz onu Gönül Yazar olarak tanıdık. Fatma Hanım ilk çocuğu Belma’yı kucağına aldığında 14 yaşındaymış. Belma’dan sonra Betül’ü, ardından da Mürşide Gönül’ü almış kucağına. Sonra da bir erkek çocukları olmuş. Mehmet Bey askere gidince güzeller güzeli Fatma Hanım hakkında dedikodu çıkmış.

Röportaj: Seral CUMALI

Gönül Yazar röportajlarında dram dolu çocukluğunun o bölümünü şöyle anlatır: Annemin güzelliği başımıza bela oldu. Okul müdürünün anneme aşık olması ortalığı karıştırdı. Babam annemden hesap sormak için askerden kaçıp geldi; kısa sürede boşandılar. Ben 6 yaşındaydım boşandıklarında. 4 kardeşimle üvey anne, üvey babayla büyüdük. İyi insanlardı. İki evimiz vardı sanki. Ama erkek kardeşimin psikolojisi bozuldu. Rahatsızlığı sonucu Yalova’da vapurdan atlayıp intihar etti. Cesedi bulunamadı...”

“14 yaşında annemin zoruyla evlendim...”

13 yaşındayken Ege Ses Kraliçesi seçilir Gönül. Gazeteler ondan bahseder; “Kim bu kız?” diye. 14 yaşındayken; 32 yaşındaki İzmir Radyosu sanatçısı Necdet Yazar, “Turneye çıkalım” der Gönül’e. Gönül Yazar, bir röportajında şöyle anlatır: “Çocuğum ama, Necdet’i beğeniyordum. Bekardı, Humphrey Bogart’a benzerdi, davudi bir sesi vardı. Birlikte turneye çıktık. Sahneye ilk kez Manisa’da çıktım, Muğla, Milas, Denizli derken üç ay dönmedik eve. Bir gün annem polislerle gelip beni Ankara’da Lozan Oteli’nde enseledi. Mahkemeyle yaşımı 18’e yükseltip yıldırım nikahla evlendik. Evlilik cüzdanını da mahalleye göstermek için aldı, gitti. Karı-koca Cebeci Aile Çay Bahçesi’nde söylüyor; 15’erden 30 lira alıyorduk. O sırada hamile kaldım.

‘Necdet’in alacağı 15 lirayla geçiniriz’ diye düşünürken, patron, ‘Kocanı tek başına çalıştırmam’ demesin mi? Çocuğu aldırmaktan başka çare yok. 3 aylık çocuğu aldırdım.’ Gönül Yazar’ın ikinci eşi Çapamarka’nın sahibi Bedii Çapa da kendisinden 27 yaş büyüktür. 1960’ta evlendiklerinde Bedii Çapa 47, Gönül Yazar 20 yaşındadır. Gönül Yazar, “Belki de baba arayışı içinde olduğum için, babam yaşında iki adamla evlendim” der. Daha sonra 4 evlilik daha yapar Gönül Yazar. Ama bir tek Hürriyet Gazetesi’nin o zamanki sahibi Erol Simavi ile beraberliğinden bir kızı olur; Yasemin.

Gönül Yazar; röportajlarından birinde; “Erol Simavi’yi tanıdığım günlerde daha assolist değildim, nişanlım İranlı Maruf’la evlenmek istiyordum. Onu Türkiye’ye sokmuyorlardı. Erol Bey nişanlımı Türkiye’ye sokabilmek için çok yardım etti, ama olmadı. Maruf’u kaybettim ama Erol Bey’i hem sevdim, hem minnet duydum. Erol Bey sayesinde Yasemin’e sahip oldum” diye anlatır. Bir de turizmci Vural Öger’i çok sevdiğini söyler Gönül Yazar: “Ama evinden kadınlar eksik olmuyordu. Ben baktım ki ömür boyu ağlayacağım; bari bir kere ağlayayım dedim ve ondan ayrıldım.”

“Kimseye muhtaç değilim çok şükür”

Ankara Radyosu’ndan İstanbul sahnelerine transfer olan Gönül Yazar, bir röportajında gazino dönemini şöyle anlatır: Diğer gazinolarda baş solisttim, bir tek Fahri Bey’in (Fahrettin Aslan) gazinolarında olamıyordum. Ona şöyle dedim: “Abi ya, hep böyle teğmen mi olacağım? Bunun yüzbaşılığı, binbaşılığı yok mu?..” Bir gün telefon açtı bana; ‘Bin bir taksiye, Taksim’deki suların oradan geçerek gel, Maksim’e bak’ dedi. Gittim. Bir de ne göreyim, koskoca neonlarda en üstte benim adım yazıyor. ‘Bu ne abi? Ben senden binbaşılık istedim’ dedim. ‘Gördün mü kardeşim? Sen general oldun, haberin yok!’ dedi bana Fahri Bey.

Fahrettin Aslan’ın tokadını kendisinin de yediğini birçok röportajında anlatır Gönül Yazar: “Beni Gönül Yazar yapan Maksim Gazinosu’dur. Yıllarca orada çalıştım. Çok acı günlerim, çok ağladığım saatler oldu. Onları unuttum ben, herkese hakkımı helal ettim. Herkes de bana haklarını helal etsin... Sanat hayatımın ilk yıllarında Cahide Sonku ile tanıştım, çok burnu büyük bir kadındı. Sefalet içinde öldü. ‘Cahide Sonku’nun cenazesini 4 kişi kaldırdı’ haberini hiç unutamam. O haberi okuduktan sonra 5 elbise alıyorsam 1’e indirdim. Adım cimriye çıktı, ama hayır yaşlılığımda sefalet çekmemek için tasarruflu davrandım. Çok şükür o davranışım sonucu bugün kimseye muhtaç değilim...”

Sıradaki haber yükleniyor...