Serotonin üretimini arttıran besinler

Enerji azlığı, yorgunluk, bitkinlik, depresyon ve anksiyete gibi rahatsızlıkların altında serotonin azlığının yattığını belirten Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. İsmet Melek, "Mutluluk veren serotonin üretiminin yüzde 90'ı bağırsaklarda gerçekleşiyor" dedi. Melek, serotonini artırmak için yapılması gerekenleri anlattı.

31 Ekim 2019, Perşembe 09:48 Son Güncelleme:
A A

İstanbul'da düzenlenen ‘Mikrofon’ adlı toplantıda, bağırsaklar olmak üzere tüm organlarda yaşayan bakteriler ve virüslerin oluşturduğu mikrobiyota tüm yönleriyle ele alındı.


Toplantıya katılan çocuk enfeksiyon, kadın doğum, gastroentereloji, acil, yeni doğan, diyetisyen, çocuk gastroenteroloji, nöroloji alanlarından uzmanlar, kendi alanlarında mikrobiyotayı değerlendirip ilişkili olabilecek hastalıkları işaret ederek, sağlıklı mikrobiyota için ipuçları verdi.

"Vücudumuzu yöneten maddeler bağırsakta"

Bağırsakların vücudun ikinci beyni olduğunu belirten Nöroloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. İsmet Melek şunları söyledi:

"Mikrobiyota büyük bir yapı. Beynimizin ağırlığı yaklaşık bin 400 gram ama bağırsaklarımızda taşıdığımız mikrobiyotanın ağırlığı 2,5 kilo. Vücudumuzda 23 bin gen var ve bunun 3,3 milyonu misafir. Bu nedenle taşıdığımız mikrobiyotanın hem genetik materyali hem de ağırlığı ve etkileri büyük."

Bağırsak ve beyin eksenine dikkat!

Serotonini hayat olarak tanımlayan Prof. Dr. İsmet Melek, bu maddenin büyük oranda bağırsaklarda olduğunu ifade ederek şöyle devam etti:

"Enerji azlığı, yorgunluk, bitkinlik, depresyon ve anksiyetenin altında serotonin azlığı yatıyor. Peki serotonin nerede? Yüzde 90 bağırsakta, beyinde değil. Vücudumuz için önemli bir madde de dopamin. Dopamin eksikliğinde hareketlerin yavaşladığı, titremenin olduğu Parkinson hastalığı görülüyor. Dopamin nerede? Yüzde 70'i bağırsaklarda. Bu nedenle bağırsak ve beyin ekseni önemli. İşte bu saydığım aracı maddeler, dopamin, serotonin bağırsakta üretiliyor ve bunlar beyne ulaştırılıyor. Vücudumuzu yöneten aracı maddelerin bağırsakta üretilip vücudumuzu yönlendirdiğini biliyoruz. Yani stres, öğrenme, kavrama, günlük yaşam aktiviteleri, hareket hızı bağırsakta ürettiğimiz kapasiteye bağlı."

"Antibiyotikler, bağırsak ve beyin eksenini bozuyor"

Araştırmalara göre, dünyada en çok antibiyotik kullanan ülkenin Türkiye olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Melek şöyle konuştu:


"Çok sık ve hatalı antibiyotik kullanımı bağırsak ve beyin aksını bozuyor. Asıl bozulan şey ise bağırsakta ürettiğimiz kısa zincirli yağ asitlerimiz. Bu faydalı maddeler faydalı bakterilere yol açıyor ve beyne etki ediyorlar. Bu nedenle yediğimiz gıdalar önemli. Ambalajlı gıda tüketimi de sorun yaratıyor. Akdeniz diyeti yapmayı, doğal ürünleri tercih etmeyi ve prebiyotik yoğurt, kefir, ev yapımı turşu, şalgam gibi şeyleri tercih etmemiz gerek. Sebze ve meyve tüketimi artmalı. Paketli gıdalar ne kadar çoksa bağırsak o kadar zarar görür ve kişi sonuç olarak mutsuz olur."

"Probiyotikler kolon kanserini engelleyecek"

Gastroenteroloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Taylan Kav ise Türkiye'de kanserden ölümlerde ilk sırada bağırsak kanserlerinin yer aldığını belirterek şunları söyledi: "Çok sık görülüyor ve ne yazık ki sıklığı giderek artacak. Mikrobiyota bağırsak sağlığı için önemli. Daha önceden birtakım mutasyonlar sonucunda geliştiğini biliyorduk ama bunları başlatan büyük olasılıkla mikrobiyota Özellikle ağız mikropları. Bunların arasında bir bakteri kanser gelişimini tetikliyor. Sonrasında üzerine eklenen diğer mikroplarla birlikte mutasyonlar genetik değişiklikler ortaya çıkıyor ve kanser gelişiyor. En önemli başlatan faktör mikrobiyota. Sadece kolon kanseri değil, diğer kanserlerde de özel probiyotik uygulamalarıyla tedaviden olumlu etkiler alacağımız zamanlar yakın. Bu nedenle probiyotikler ve mikrobiyota kolon kanserini engelleme ve tedavide faydalı olacaktır."

Sıradaki haber yükleniyor...