Bir 3 Aralık daha geçti

14 Aralık 2015, Pazartesi 19:00
AA

Bilindiği gibi 3 Aralık Dünya Engelliler Günü. Ülkemizde de çeşitli etkinliklerle farkındalık yaratılmaya çalışılıyor. Engelliler o gün daha çok hatırlanıyor. Bu sene de öyle oldu. Birçok belediye ve sivil toplum kuruluşları, çeşitli etkinlikler düzenlediler. Konserler, tiyatrolar, spor yarışmaları yapıldı. Ünlülerimiz tekerlekli sandalyeye oturup basketbol oynamayı denediler. Bürokratlarımız, genel müdürlerimiz bu etkinliklere katıldılar.

Daha hassas olmalılar

Bugün 14 Aralık ve engelliler yine unutuldu gitti. Aslında böyle günlerde engellilikle ilgili farkındalık yaratma ilkokullardan başlamalı. Birçok belediyenin ‘Dostlar alışverişte görsün’ usulü yaptıkları etkinlikler yerine, tüm okullarda ‘Engelli günü’ kutlanmalı.

Oradaki genç beyinlere engelliliğin ne olduğu örnekleri ile anlatılmalı. Ve daha sonra o çocuklarımızın büyüyüp iş güç sahibi olduklarında, engelliler konusunda daha hassas olmaları sağlanmalı. Yolda gördükleri engellilere, neredeyse uzaydan geliyormuş gibi bakmaları önlenmeli. Engellilere duyulan yaklaşma korkusu ve acıma duygusu ortadan kaldırılmalı. Yıllardır engelli insanlarla iç içe olan bu satırların yazarı içlerinde öyle yetenekli, zeki ve hayata bağlı kişilerle beraber oldu ki bazen kendinden utandığı bile olmuştur.

‘Sen, ben ve diğerleri’

Daha önce de defalarca yazdık. Televizyonlarda söyledik. Örneğin; Almanya’da ilkokullarda bir ders var: ‘Sen, ben ve diğerleri.’ Öğretmen kürsüye çıktığında, bir engelliye nasıl davranılacağını anlatıyor. Bir insanın engelli olma nedenlerini aktarıyor, bir engelliye nasıl yaklaşılacağını öğretiyor. Örneğin görme engellinin koluna girmek yerine, onun gören birinin koluna girmesi ve yarım adım önünden yürümesi gerektiğini anlatıyor. Tekerlekli sandalyeli engelliye nasıl yaklaşılacağını, hatta nasıl konuşulacağını bile bu derslerde anlatıyorlar.

Öğretmenler eğitilmeli

Ama bizim Milli Eğitim Bakanlığımız bu konuda okullarımıza henüz uygulamalı ders koymuş değil. Hal böyle olunca da ‘Dünya Engelliler Günü’, 10-16 Mayıs arası ‘Türkiye Sakatlar Haftası’ gibi gün ve haftalarda çoğunlukla basit gösterilerle bugünler geçiştiriliyor. Tabii böyle dersleri müfredat programına almadan önce, bu konuda ders verecek öğretmenlerin eğitilmesi gerekiyor.

Paralimpik Okul Günleri

Geçen hafta yazmıştık. Milli Eğitim Bakanlığı İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile, Türkiye Milli Paralimpik Komitesi’nin imzaladığı ‘Paralimpik Okul Günleri’ uygulaması 4 Ocak’ta başlıyor. 1 yıl içinde, İstanbul’daki 365 bin ortaokul öğrencisine ulaşmak hedefleniyor. Bu çabalar yeterli değil. Dünyanın birçok ülkesinde benzeri Paralimpik Okul Günleri yapılıyor. Ama her işin başında o ülkelerde Milli Eğitim Bakanlığı’nın ön gördüğü ve hazırladığı programlar var. İnşallah ülkemizde de o günleri görürüz.

"Kansere inat, yaşasın hayat"

Kansersiz Yaşam Derneği, Cigna Finans’ın destekleriyle kanser konusunda bilgilendirme ve eğitim programlarını kapsayan ilk turu 6 şehirde tamamlandı. Bursa’da başlayan etkinlikler, daha sonra Eskişehir, Ankara, Adana, Antalya ve İzmir’de devam etti. Böylece gerek yapılan toplantılarda, gerekse sosyal medyada 10 binlerce insanımız kanser konusunda bilgilendirildi.

Nelere dikkat edilmesi gerektiği, her şehirdeki uzmanlar ve doktorlar tarafından seminerlere katılanlara anlatıldı. Bu bakımdan verdikleri destek dolayısıyla Cigna Finans’a bir kez daha teşekkürlerimizi sunuyor, Kansersiz Yaşam Derneği’nin de bu tip bilgilendirme toplantılarına devam etmesini diliyoruz.

Çengelli Pano

‘Yaşamak istiyorum’

16 yaşında CP yani sereblal palsi rahatsızlığı olan ortopedik engelli genç kızım. Annem ve babam boşandılar. Ben annemle birlikteyim. Dedemlerle birlikte 6 katlı binanın 6’ncı katında ve asansörsüz bir binada yaşıyoruz. Ben bu sene liseye geçtim. Annem çalıştığı için beni okula anneannem kucağında götürüyordu. Büyüdüğüm için artık beni taşıyamıyor. Tekerlekli sandalyemle hareket edebiliyorum. Bu sene okula gidemedim. Dışarı çıkamıyorum, dört duvarın arasında kaldım. Asansör yaptırmak istiyoruz ama annem 15 milyar toplayabildi. 15 milyara ihtiyacımız var. Sizden ricam sesimi duyurabilirseniz belki benim de okula gitmemi ve dışarı çıkmamı sağlarsınız. Beni inanmayacağınız kadar mutlu edersiniz. Başak Aydın mektup—name@hotmail.com

'Beşiktaş forması gönderin'

4 yıldır cezaevindeyim. Fanatik Beşiktaşlıyım. Burada mağdurum, gelenim gidenim yok. Beşiktaş’a gönül vermiş bir taraftar olarak sizden XL beden bir forma istiyorum. Şimdiden teşekkür ederim. Sinan Akıncı 1 no’lu F Tipi Kapalı Cezaevi Kreş Koğuşu/İzmir

'Mektup bekliyorum'

*İçerden ve dışarıdan hiç fark etmez, benim gibi yalnızlık çeken ve sevip de kavuşmayanlardan, yani tüm güzel insanlardan mektup bekliyorum. Ferhat Şimşek T Tipi Kapalı Cezaevi C-3 Koğuşu/Şırnak

*24 yaşındayım. 2 yıldır cezaevindeyim. İçeriden ve dışarıdan mektup arkadaşı arıyorum. Herkese sesleniyorum, dört duvar arasında insan konuşup dertleşebileceği arkadaşa ihtiyaç duyuyor. Abdulkadir Boyacı 4 no’lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu C-13 Koğuşu Silivri/İstanbul

'Kitap yollar mısınız?'

* Başıma gelen talihsiz bir olay yüzünden cezaevine girdim ve 20 yıl daha burada kalacağım. Cezaevinde zamanımı değerlendirebileceğim ve bilgimi arttıracağım her türlü kitap ve dergiye ihtiyacım var. Özellikle eski kitaplara ayrı ilgim var. Çok teşekkür ederim. Anıl Peker 2 no’lu K.C.Evi C-9 Koğuşu/ Balıkesir

* Kitap okumayı çok seviyorum. Aynı zamanda spor ve modayla da yakından ilgiliyim. Bu alanlarla ilgili bana kitap ve dergi yollar mısınız? Vedat Yıldız 7 no’lu L Tipi Kapalı C.İ.K. C /6 Koğuşu Silivri /İstanbul

 

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.