Kaostan öte bir hayat hayal mi?

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Tüm dünyada vuku bulan salgını önlemek adına yaşamlarımızı evlerimize sığdırmak durumunda kaldığımız şu günlerde, şüphesiz ki hepimiz çağın en büyük getirisi olan teknolojinin nimetlerinden faydalanarak birbirimizle yine de iletişim halinde kalabiliyor, yeni dönem ile dijital ortamda kalabalıklar içinde kalmaya son sürat devam edebiliyoruz.

Peki, içinde bulunduğumuz 21'inci yüzyılda teknoloji ve dahası pek çok yenilikten uzak yaşayan birilerini hayal edebiliyor musunuz? Türlü karmaşalarla dolu şu devirde değişim ve gelişimden kendisini tamamen uzak tutabilen, kültleşmiş geleneklerle hala son derece sade ve dingin yaşam sürebilenler var mıdır gerçekten?

Konuyu biraz irdelediğimde, varlığı uzun yıllara dayanan ve günümüzde 'günümüzü' reddederek yaşayan ilginç bir topluluk ile karşılaştım: Amishler!


Amishler İzmir, İstanbul ve Kars’a yayılır

1500’lü yılların başında İsviçre topraklarında, İncil’in doğaya uygun geleneksel değerlerle yeniden yorumlanmasına dair tartışma başlatan dönemin dini lideri Jacob Amman, düşünceleri yüzünden mensup olduğu kilisede birtakım fikir ayrılıklarına yol açar ve sonunda kilisenin ikiye bölünmesine sebep olur. Amman’ın izini sürenler akabinde 'Amish' olarak anılmaya başlar.

Aslında, yalnız manevi değerler üzerine kurulu Anabaptizm inancına sahip kilisenin kalan diğer yarısının da 'doğaya uyum sağlamak' hakkındaki görüşleri Jacob Amman ve fedailerinden pek de farklı değildir; ancak Amishler durumu biraz daha ileriye taşıyıp kendilerini dış dünyadan tamamen soyutlamanın ve katı kurallarla dolu geçmişe dönük bir hayatın gerekliliğini savununca iş tabii ki çığırından çıkar!

Anlayışları yüzünden uzun süre Avrupa’nın hiçbir yerinde kabul görmeyen topluluk, 1600’lü yıllara gelindiğinde Katolikler tarafından artık zulümlere maruz kalır ve çareyi kaçmakta bulur. İlk güzergahları neresidir dersiniz?

Ülke topraklarımıza yerleşen Amishler, zamanla ufak koloniler halinde İzmir, İstanbul ve Kars’a yayılırlar. Birinci Dünya Savaşı’na dek buralarda tıpkı hayallerindeki gibi 'izole' ve 'mutlu' bir hayat süren kalabalık, savaşın başlamasıyla birlikte özellikle Kars taraflarında Ermeni ve Rus baskısı ile karşı karşıya kalınca bu kez Amerika’nın çeşitli eyaletlerine göç eder.


Evlerinde hala gaz lambası var

Sonuçta, arkalarında bıraktıkları Kars’a, peynirleriyle ün salmış İsviçre’den gelerek 'Kars kaşarı' olarak bilinen lezzeti bırakan koloniler, gittikleri yeni yere İzmir’in eski ismi olan 'Smyrna' adında da bir köy kurarak bize olan bağlılıklarını göstermeyi unutmazlar.

Bugün Amerika’daki sayıları yaklaşık 400 bin civarı olan ve yoğunluklu olarak Kanada sınırında bulunan Amishlerin, geleneklerini korumak konusunda dün gibi hassas oldukları söyleniyor.

Kendilerine has köylerinde tarım, hayvancılık ve marangozluk gibi işlerle geçimlerini sağlayan bu sıra dışı insanlar, devletin herhangi bir hizmetinde çalışmayı kendilerine katiyen uygun görmüyorlar. Amerikan devleti ise topluluğun yaşam tarzına ve özerk kurallarına saygı duyarak onlara herhangi bir koşul sunmuyor.

Modernleşmeyi, farklılaşmayı ve yeni yüzyılın teknolojik getirilerine ayak uydurmayı reddeden Amish insanlarının evlerinde hala gaz lambası ve 19'uncu yüzyılda kullanılan ev aletleri bulunuyor.

Amishler ayrıca günümüz dijital dünyasında oldukça kabul gören 'kişisel fotoğraf paylaşımının', insan gururunu okşaması ve kişide beğenilme arzusu yaratması gerekçesiyle 'alçakgönüllülük' öğretisine ters olduğuna inanıyorlar ve kalıcı bir görüntü vermekten titizlikle kaçınıyorlar.


Sabırbir olgunluk işareti

Kentlerde yaşayan bizlere örnek olacak nitelikte mütevazı kişilikleriyle ön plana çıkan Amish topluluğunda 'sabır' ise, bir olgunluk işareti olarak görülüyor. Toplumun saflığını, birlik ve beraberliğini koruması için kişisel isteklerin en aza indirgenmesi ve sabırsızlığa yer verilmemesi, inançlarının ana kuralları arasında yer alıyor.

İdeolojilerini gerçek hayata özgürce yansıtabildikleri yaşam tarzlarında oldukça huzurlu görünen Amish yerlilerinin bu sade hayatları, hızlı ve gösterişli dünyamızda bizlere başka alternatiflerin de var olabileceğini hatırlatmış olabilir.

Yine de kabul etmeli, sadeliğe özeniyor fakat yeni dünyanın zorunluluğu olarak karmaşanın içinden de bir türlü çıkamıyoruz. Gündelik işlerimizden boğuluyor, uzun süreli dinlenmenin hayalini kuruyoruz. Yaşamı süratle tüketirken, değişime farkında olmadan adapte oluyor ve yeri geldiğinde o hep içinde bulunduğumuz kaosu özlemekten de kendimizi alamıyoruz!

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder