Aybaba'nın intikamı

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

FEDA sezonunda, FEDAkarlık yaparak belki de tarihinin en düşük bütçeli Beşiktaş'ını çalıştırma görevini üstlenen, ardından sezonu 3. sırada tamamladığı için eleştirilip görevine son verilen Samet Aybaba'nın intikamı çok can acıttı.

İlk 4 haftayı kayıpsız olarak 12 puanla geçmişti Beşiktaş. Şampiyonluk şarkıları erkenden söylenmeye başlamıştı. 5. haftaya gelindiğinde ise hesaplarda olmayan bir durum belirdi. Galatasaray engeline takılan Beşiktaş, çıkan olaylar sebebiyle 4 maç seyircisiz oynama cezası alırken, 4. hakeme itiraz eden hocasını da 3 maçlığına kaybetmişti.

İşte böyle bir dönemde Antalyaspor deplasmanı büyük önem taşıyordu. Yaralarını saracaktı Kartal. Yeniden kanatlanıp zirvede uçacaktı. Ama beklenen olmadı. Yaralarını saran, beklenen patlamayı yapan Medical Park Antalyaspor oldu. Beklenen patlama diyoruz çünkü, geride kalan 5 hafta sonunda 3 puana hasret kalıp, ligin dibine demir atmışlardı.

İlk 45 dakikadaki görüntü gerçekten içler acısıydı. Atiba eskisi kadar yırtıcı değildi. Defans bloğunda Escude-Sivok arasında anlaşmazlıklar yaşandı durdu. Fernandes etkisizdi. Almeida üzerindeki baskıdan çabuk bunaldı, sırf bu yüzden koşmadı bile. Ne hücuma çıkabildi Kartal, ne takım halinde savunma yapabildi.

İkinci yarıda rüzgar tamamen Antalyaspor lehine esmeye başladı. Çünkü Samet Aybaba, aksayan yerleri gördü ve öldürücü hamlelerini erken yaptı. 34 yaşındaki Escude ve 31 yaşındaki Sivok'un 'Kaplumbağa' kadar yavaş kalmalarını fırsat bilen Aybaba, süratıyla dikkat çeken Lamine Diarra'yı dağınık Beşiktaş defansının içine salıverdi. Üstelik bunu iki kez yaptıktan sonra, daha da fazla fırsat yaratma imkanı varken, üstüne gitmedi Beşiktaş'ın. Ekstra taktiklere de ihtiyaç duymadı. 2-0'dan sonra geri çekildi, oyunu orta sahaya yığdı ve maçı garantiye aldı.

BİLİC'İ KARALAR BAĞLADI


Karşılaşmayı locada izleyen Slaven Bilic, yerinde duramazken, futbolcuların saha içinde maç boyunca bu kadar ilgisiz olması dikkat çekiciydi. Öyle ki bir pozisyonda Almeida topu ıskalayınca gülümserken, Bilic sinirinden elindeki not kağıdını ısırıyordu. Maçtan sonra yine en çok onun için üzüldüm. İki elini yüzüne götürmüş, sağ kolunun üzerine yatmış kara kara düşünüyordu "Ben bu takımı nasıl adam edeceğim" diye...

Futbolcular mı? "Bu mağlubiyet umurlarında olsa, zaten sahada 'bezgin bekir' gezip durmazlardı...

 

 

 
 

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder