Armağan mutsuzluklar büyütür insanı!

10 Haziran 2012, Pazar 12:19
AA

Portekiz’e giderken bir isteğin var mı diye sormuştu Zeynep… Biraz da utanarak bir Porto atkısı hiç de fena olmaz demiştim ne zaman yolumun Portekiz’e düşeceğini hesap edemediğim için mahcup olmayı da göze alarak içimdeki sese kulak vererek…

Canını acıtır bazen…
Bazı armağanlar içlerinde büyük mutsuzluklar taşır ki bunlar acıtarak öğretir insana hayatı. Bir doğum gününde üzerinde adınızın yazılı olduğu bir ebru aldıktan sonra hediye paketinin içinden ayrılık talebi içeren bir mektup çıktığında anlarsınız bunu… Bir armağan mutluluktan deliye döndürürken, nasıl kalbi paramparça eden gümüş bir bıçağa döner, böyle vakitlerde idrak eder insan…

“Umudumuz yok” korosu görevde
Hüseyin Çakıroğlu’nun verdiği armağan da böyleydi işte…1985 yılıydı…Aşık olduğum Çubukluların, Şampiyon Kulüpler Kupası’nda ilk tur rakibi Fransa’nın Bordeaux takımıydı. O dönemde müthiş bir performans sergileyen Fransızlar karşısında Fenerbahçe’nin durumu umutsuzdan da öte imkansız olarak değerlendiriliyordu. Bordeaux; Tigana, Giresse ve Batistonlu kadrosuyla müthiş işlere imza atıyordu. Fenerbahçe’ye karşılıksız aşık olanlar dışında kimse maçın ardından sarı lacivertlilerin gülümseyeceğine inanmıyordu.

Fransa buz kesti
Maçın 21. dakikasında orta sahadan atılan pasa hareketlenen Selçuk, kaleci Dropsy’i mağlup ederken Bordeaux’da “Gerçekçi ol imkansızı iste” diyenlerin tarihi bir maça tanıklık etmenin ihtimaliyle heyecanlanıyordu. Hele ilk yarı da böyle bitince umutsuzluk şarkısını çalmaktan yorulmayanlar kara kara düşünmeye başlamıştı.

Fener Alayı’nı Hüseyin başlattı
57. dakikada Fransızlar beraberliği yakalamış fakat 59. dakikada bu sefer Şenol ağları havalandırmayı başarınca, ihtimal dışının peşinde koşanların inancı daha da artmıştı. Bordeaux, 74. dakikada yine imkansızın peşinde koşanları durdurmak için eşitlik golünü Fenerbahçe ağlarına bırakmıştı. 61. dakikada o gün yıllar boyunca hatırlanacak ve her seferinde beni hem mutlu hem de mutsuz edecek golü atacak olan Hüseyin Çakıroğlu girdi sahaya Pesiç’in yerine. 78. dakikada Hüseyin, Batiston’u amiyane tabirle çarşıya gönderip sağ direk dibine mermi gibi bir şutla Parc Lescure Stadı’nda Fener Alayı’nı başlatıyordu…

Gökteki yıldızların yanına gitti
Yıllar boyunca unutulmayacak galibiyetin mimarlarından Hüseyin Çakıroğlu’nun 1986 yılında aramızdan ayrılmasını “Her ölüm erken ölümdür” klişesiyle anlatmak ne kadar basiretsizlik ise de kurulacak başka hangi cümle bana hayatımın en önemli armağanlarından birini verdikten sonra gökteki yıldızların yanına yerleşen Hüseyin Çakıroğlu’nun gidişini tanımlayabilir?

“Onlar vurdu biz büyüdük kardeşim!”
Dostoyevski okuyup(2) mütevaziliğin kitabını yazarken sahada harikalar yaratan Hüseyin Çakıroğlu’nu hiç unutmadım. Bana 7 yaşında bazı armağanların insanı mutsuz edeceğini öğretmişti rahmetli Hüseyin Çakıroğlu…Velhasıl, “Biz tüzüklerle çarpışarak büyüdük kardeşim…Onlar vurdu biz büyüdük kardeşim” (1) Rahmetli Hüseyin Çakıroğlu, her hediyenin mutluluk olmadığını öğretmişti bana…Hayatıyla, duruşuyla, idealist tavrıyla müthiş bir örnek bıraktı ders alınması gereken!

Nur içinde yat Bordo Fatihi
Porto atkısı mı? Ha evet odamın en güzide noktasında asılı… Şimdilik mutlu ediyor ama ben mutsuzluğa da alıştığım için pek de umrumda değil açıkçası…Teşekkür ederim Hüseyin Ağabey…7 yaşında bir çocuğa verdiğin en kral hayat dersi için…Allah rahmet eylesin Bordo Fatihi…

(1)    Ece Ayhan-Bütün Yort Savul’lar 1954-1997- “Yalınayak Şiirdir Sayfa 131-Yapı Kredi Yayınları
(2)    Cem Zamur-Onun Gibisi Gelmedi-Memleket Futbolundan Portreler–Sen Tek Başına Değilsin-Hüseyin Çakıroğlu-Sayfa 181-196 – İletişim Yayınları
 

Sıradaki haber yükleniyor...

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.