Seni nasıl sevmeyeyim?

15 Mart 2019, Cuma 10:12
AA

Sevgili dünlük, dün yine kendi şehrime aşık dolaşırken, binbir türlü güzelliğe rastladım. Kimse kusura bakmasın ama sizce de İzmir; içinin güzelliği yüzüne vurmuş bir kadın gibi değil mi? Bir yandan zeytinyağlı sarmasını vitrine dizerken gördüğüm esnaf, hızlıca bir çatala batırıp tadına baktırır, diğer yandan vapura yetişmeye çalışırken, ayağı takılıp düşen amcaya beş kişi birden koşar. Bir şehrin hemşehrileri değilde, kocaman bir aileymişiz gibi hissediyorum çoğu zaman. İşim gücüm mutluluk, karşıma çıkan güzellikler de rastlantı değil bence. Şimdi söyler misiniz, ben bu şehri nasıl sevmeyeyim? 

Kendi heykelinin yanına oturmak

İşe güce koştururken Karşıyaka çarşıya hızlı bir giriş yaptım. Bir an için bir bankta oturan adam heykelinin yanındaki adamı görünce şok yaşadım. Heykeli yapılan adam ve heykel yan yanaydı. Kanlı canlı karşımda oturmuş gülümsüyordu. Elimle “bir fotoğraf çekebilir miyim?” diye izin istedim. Elini kalbinin üstüne iki kez vurarak “eyvallah” der gibi bir şey söyledi. Fotoğrafı çekip, uzaklaştım. Sonrasında anladım ki, bu kişi Karşıyaka spor kulübünün emektar amigosu Bir baba hindi Mustafaymış. Mustafa abiyi tanımıyor olmam, tamamen spor cehaletimden kaynaklanıyordu. Ben onu, o beni tanımıyordu. Ancak Karşıyaka Belediyesi tarafından yapılan bu kadirşinaslık beni fazlasıyla mutlu etmişti. Bazı sembolik karakterlerin hayatta ve sağlıklı iken kıymetlerinin bilinmesi, nereden baksanız yürekleri dolduran bir umuttur, yaşam enerjisidir. Ben kendi adıma Karşıyaka Belediyesine ve heykeli yapan sanatçı Harun Atalayman’ı kutluyor ve teşekkür ediyorum. 

Londralılaştıramadıklarımızdan mısınız?

Bu hafta yine çok uzun yağmadı mı? 

Barajlar doluyor, ‘oh oh bolluk bereket’ desek de, 

akıllarda bir soru; 

Nasıl kuruyacak bu çimenler? 

Çünkü çimenler kış boyu evinde 

tutsak tutulmuş İzmir gençliğinin baharda 

özgürlüğüne kavuştuğu topraklardır. 

Kordon’dur, Göztepe’dir, 

Bostanlı’dır. Elde çiğdem gazozdur. 

Seyyar köftecinin, midyecinin, 

kokoreççinin rızkıdır, sahil çimeni.

Baharın tez zamanda gelmesini, 

sevgili güneşin sırtımızı, yüzümüzü, 

içimizi ısıtmasını ve çimeleri çabucak 

kurutmasıyla neşeli günlere bir an önce 

kavuşmamızı diliyoruz. 

Uzak değilsin yaz, hadi gel bekliyoruz.

Badem çiçekleri ve kuş sesleri

Her hafta sonu öncesinde pek çok soru geliyor. “Kahvaltıya nereye gidelim?” Sizi bilemiyorum ama ben, kahvaltı için evden çıkacaksam, ya orman görmek istiyorum ya da pırıl pırıl deniz. Mis gibi havayı içme çekip, telefon sesi yerine kuş cıvıltısı dinlemek istiyorum. Kıştan bahara dönen ağaçların çiçeklerine bakmak, çayımı kahvemi çimenlerin üstünde içmek istiyorum. Bu sebeple, Çiçekliköy ve Yakaköy hala şahane birer alternatif. Kahvaltı konusunda da yılların tecrübesi ile gerçekten kendilerini aşmış mekanlar var. Hem yakın, hem doğanın içinde. Mis gibi kahvaltınızı yapıp, yenilenip, dönebilirsiniz. 


Sıradaki haber yükleniyor...

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.