YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Sevgili dünlük, yaklaşan bahar ayları ve her daim oynamaya hazır gönül yaylarımızla, İzmir’in en güzel zamanları başlıyor. Bademin, eriğin, kirazın çiçek açtığı, sürgün verdiği ve çimlerin yeşerdiği güzeller güzeli bahara doğru yürümekteyiz. Diğer yandan siz de fark ediyorsunuzdur, pandemi sürecinin etkisiyle, konuştuğum hemen herkeste ciddi bir sıkılmışlık ve sıkıştırışmışlık hissi var. Hatta hafta içi çalışanların, hafta sonunda da kısıtlama olduğundan, maalesef hiç nefes alacak bir alan bulamaması oldukça üzücü.

Bana genelde, şehire yakın keşif noktaları sorulurken bu dönemde en çok sorulan soru, “Şehir içinde, iyi hissetmek için ne yapmak lazım?” oluyor. Elbette bugünleri geride bırakacağımıza inancım tam, ancak şimdilik size, bana İzmir’de en iyi gelen seyahat yönteminden ve onun kısa sürede yarattığı şahane terapi etkisinden bahsetmek istiyorum.

BOSTANLI İSKELE

İzmir’de eğer bir iskeleye yakınsanız, dünya daha güzel bir yer olmaya başlar. Tabi şehrimizde 10 vapur iskelesi olduğunu düşünürsek, şehrin keyfi de bana göre on kat artıyor. Benim terapim yalnızca, vapur seyir halindeyken olmuyor. İskelede inip yürümeye başladığımda da sürüyor çünkü her iskele ayrı güzellikte bir semte kavuşturuyor bizleri.

En sevdiklerimden biri Bostanlı. Hemen karşısında tramvay yolu, yanı başında Suat Taşer Açık Hava Tiyatrosu, sıra sıra kahve dükkanları. Bir kahve alıp dönüp iskeleyi izlemek bile iyi gelir insana. 1993 yılında yapılmış olan Bostanlı İskelesi’ne bir de bu gözle, telaşsız bakmanızı çok isterim.

KONAK İSKELESİ

Mimar Zeki Sayar’ın tasarladığı iskele 14 Nisan 1938 tarihinde hizmete girmiş; ancak sahil dolgu işleminden sonra 1980’li yıllarda yeniden yapılmış. Çocukluğumda, Konak İskelesi’nin terasında bir kısmı açık olan çok şık bir kafe restoran vardı. Orada ilk kez, ayaklı bardakta servis edilen dondurma yemiştim ve bana çok havalı gelmişti.

Yıllar içinde gerek konumlama gerek değişen koşullar sebebiyle zannediyorum eskisi gibi keyifle oturulacak bir işletme göremedim orada. Bu biraz üzücü olsa da, Konak İskele’de indiğinizde bu defada yol sizi, sihirli Kemeraltı yolculuğuna çıkarır. Saat Kulesi’nin asla azalmayan popülaritesine şaşırır, hızlı hızlı yürüyen insanları izler, tramvay yolunun iki yanında performans sergileyen müzisyenleri dinler ve mutlu olabilirsin. O kadar basittir.

ÜÇKUYULAR İSKELESİ

Üçkuyular arabalı vapuruna binmenin bence en güzel yanı, vapurun kocaman camlarından denizi, sonsuz bir film gibi izleyebilmek. Her defasında upuzun bir yolculuğa çıkmış gibi hayal kurarım ben. Bir Tanju Okan şarkısı eşlik eder genelde yolculuğuma; “En güzel aşkı bulacaksın/Bir akşamüstü onunla karşılanca/Aşkı bulacaksın onunla/Göz göze gelip yüzün kızarınca!”

Vapur kantininden yeni demlenmiş bir bardak çay alır ve bu şarkıyı dinlerim. Kim demiş işe gittiğimi, güne keyifle başlar ya da huzurla güneşi batırırım. Mutlu olmayı seçmek için bize bir iskele ve 20 dakikalık vapur yolculuğu yeter. Üstelik sonunda İnciraltı’na, Güzelbahçe’ye, Urla’ya, Çeşme’ye, Alaçatı’ya, Mordoğan ya da Karaburun’a gidebilirsiniz. Hepsi birbirinden cennettir.

Yazarlarımızdan

15 Nisan 2021, Perşembe 07:00
15 Nisan 2021, Perşembe 07:00
15 Nisan 2021, Perşembe 07:00
Sıradaki haber yükleniyor...
holder