Prematüre bebek anneleri

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Her yıl Mayıs ayının ikinci pazar günü bildiğiniz gibi Anneler Günü olarak kutlanıyor. Pekii siz hiç Erken Anneler Günü’nü duydunuz mu? Bebekleri çok erken ve çok düşük kiloda doğmuş prematüre bebek annelerinin kutladığı gündür Erken Anneler Günü. Anneler Günü’nden bir kaç gün önce kutluyor onlar. Geçtiğimiz perşembe günü bir araya geldik prematüre bebek anneleriyle. El Bebek Gül Bebek Derneği’nin öncülüğünde ve global biyofarma şirketi AbbVie’nin desteği ile düzenlenen Erken Anneler Günü kutlamasının üçüncüsü bu yıl yapıldı.



Ben ikizlerimden birini 1.640 gr. doğduğu için prematüre zennedermişim meğer. 26 haftada 500 gr doğan bebeklerin ve annelerinin hikayelerini duyduğumda hakikaten utandım. O yaşadıkları süreci, zorlukları, çaresizlikleri ve kimi zaman içgüdüleriyle aştıkları engelleri anlattı anneler. İnanılmaz sağlam bir psikoloji ve çok ciddi bir maddi destek gerektiriyormuş prematüre bebek bakımı. Bu yüzden El Bebek Gül Bebek Derneği, ellerinden gelen yardımı yapıyor bu anneler için. 3 yıldır da, biraz moral olsun diye, Erken Anneler Günü’nü kutluyorlar. Bu moral ve farkındalık gününde Ayşe Tolga, Ayşe Kucuroğlu, Deniz Akkaya ve ben, o cefakar annelerle bir araya geldik. Hem dernek üyesi olan, hem de prematüre bebek uzmanı Dr. Gülnihal Şarman da bilgilendirdi bizleri.



“Türkiye’de yapılan istatistiksel araştırmalara göre son 5 yılda bebek ölümlerinin ilk sırasında prematüreliğe bağlı nedenler yer alıyor” diyor Dr. Gülnihal Şarman. Dernek olarak da bilgilendirici yayınlarla birlikte, seminerler ve toplantılar düzenlediklerini söylüyor dernek üyelerinden İlknur Özgen Akay. Ben de tüm kalbimle destekliyorum El Bebek Gül Bebek Derneği’ni.

Anneler Günü’nde yaşadıklarım

Harika bir sabaha uyandım Anneler Günü’nde. Kızlarım o minicik elleriyle kahvaltı tepsilerini taşıdılar odama. Ev halkı organize olmuş belli ki, ben kahvaltımı yaparken, iki demet papatyayla girdiler bu kez odama. Beni öpücüklere boğdular, ne kadar çok sevdiklerini söylediler ve beni yine ağlatmayı başardılar mutluluktan.



Her şey buraya kadar şahane. Akşam oldu ve uyku saati geldi kızların. Pazar günleri kızlarla evde başbaşayızdır. Önce benim yatağımda bir süre sohbet ettik. Bana bebekliklerini anlattırıp epey eğlendiler. Beni öptüler, birbirlerini öptüler… Yataklarına yatırdım, her ikisiyle de ‘kaç defa öpeceksin’ seromonisini de yaptık –ki genelde beni Mavi 10 defa, Derin 5 defa öper- uykuya direnme sürecine girdiler.
Odalarındaki telsizi açmak için arkamı döndüğümde Mavi sessizce yerinden kalkıp, arkamdan beni öpmek için sarılınca, ben korkudan bir çığlık attım ve Mavi geri geri gidip düştü. Yere de düşünce korkudan ağlamaya başladı. Derken Derin de korkup ağlamaya başladı. Eyvahlar olsun!

Önce Mavi’yi kucağıma aldım, zavallıcık için için ağlıyor. Ona kızıp bağırdığımı düşünmüş. Düşerken de ayağını incitmiş. Nasıl bir vicdan azabı duyuyorum. Bağrıma basıyorum, korkudan refleks olarak bağırdığımı anlatmaya çalışıyorum, bir yandan Derin’i de sakinleştirmeye çalışıyorum… Bir süre sonra ikisi de sakinleşti ama ben sakinleşecek gibi değilim. Bir ona sarılıyorum, bir diğerine. Onlar artık gülmeye başlamışlar bile ama ben ağlayacak gibiyim. Sonra düşündüm ki, annelik hiç bitmeyen vicdan azaplarıyla dolu sürecek. İkiye bölünme isteğiyle, yetmeye çalışma kaygılarıyla, yetemediğini düşünmeyle, kendimi hırpalayıp duracağım. Evlat sevgisi çok acayip bir şeymiş sevgili okur. Tüm annelerin Anneler Günü kutlu olsun.

Sıradaki haber yükleniyor...
holder