Özgür iradeye iade-i itibar

28 Eylül 2014, Pazar 00:26
AA

ELİF YILMAZ https://twitter.com/_ElifYilmaz_

Önce okuyun sonra bakın

Öğretmenin yaz sıcağında kan ter içinde tarla tarla, köy köy gezip babalara ‘Kızınızı lütfen okula gönderin’ diye neredeyse yalvardığı ülkeyiz biz. ‘Baba beni okula gönder’ diye kampanya düzenlenen bi ülkenin evlatlarıyız. Seçilen slogandaki yakarışı hissedebiliyor musunuz? Bu cümleyi bi daha okuyun. Olmadı bi daha! ‘Baba beni okula gönder’..! Bu ülkede kadın doğmanın ifadesidir, hatta suretidir bu cümle. Bu yüzden okumayın aslında, bakın! Slogan canlansın, yüz bulsun, insan olsun. Gördünüz mü yakarışı?

Ayrı çocuklar, aynı mektuplar

Kampanyanın, babaları razı etme turlarının çoğu kız çocukları için yapılır. Bunca yıllık meslek hayatımda masama, kimbilir kaç yüz tane gelmiştir, kız çocuğunun kaymakama, öğretmenine gizlice yazdığı mektuplardan: ‘Babam beni okula göndermiyo. Nolur yardım edin’... İsimler, memleketler ayrı, ama onlara biçilen yazgı aynıdır mektuplarda. O yüzden cümleleri de, yakarışları da...

‘İyi bi kısmet’ hayırlısıyla

Okula gitmek zorunlu olmaktan çıktığı gün yüzlerce kız çocuğu için de aslında çalan bitiş zilidir. Çamaşır, bulaşık, temizlik, yemek gibi ihtisas alanları onları beklemektedir 11-12 yaşlarında... Sonra ‘İyi bi kısmet’ hayırlısıyla... “Çamaşırı ip gibi asıyor maşallah” diye övgüleri almış, iğne oyasındaki hünerinin derecesi mahallede efsane olmuşsa, ‘kısmeti’ önce bulma konusunda yaşıtlarına fark atar. Sonra 13’ünde everirler. Sokakta koşuşturacağı yaşta koca bi evi teslim ederler, içine edip hayatının. En az bir yıl sonra karnında bi bebe tıpkı kendi gibi.

Muş Karameşe köyünde yaşayan ilkokulu bitirmiş ama ortaöğretime gönderilmeyen 9 kız vardı. Öğretmenleri iki hafta önce köye giderek teker teker aileleriyle konuşmuş, ancak 3’ünü ikna edebilmişti. Ailesi ‘Tamam okula gidebilir’ dediği an Dilek’in mutluluk gözyaşlarını İHA fotoğraflamıştı. Bu fotoğrafa bakınca ‘Özgür iradeyi’ görebiliyor musunuz!

MAHALLENİN KANUNU

Yasal değil ‘Evet!’. Yasaya da gerek yok zaten. Kasabanın, köyün, mahallenin, sokağın kendi kanunları devletin kağıda yazdığının üstündedir her zaman. Mahalle baskısından, sosyal hayata yansıyan daha gerçek bi şey yoktur bu ülkede. Az gelişmişlik kendi meşrebinin kanunlarını yapar çünkü. Devlet de bilir bunu, ama görmezden gelir sinsice. İstatistikten ibarettir o çocuk gelinlerin hayatı. Bir, iki müdahale edilen istisna var elbet. O da değerli devletimizin duyarlılık ve mücadele konusundaki piarıdır. Bizim elit vicdanlarımız için... O kadar... İstatistiklere bakın, kanıtım sağlam!

Delik deşik edilen hayat

Burdan biraz ‘büyüyüp’ gelelim mi kadın cinayetlerine... Boşanmak istersin öldürülürsün, Facebook’a fazla girersin delik deşik edilir bedenin. Gönlünü başkasına vermişsindir, bedeli beynine sıkılan kurşundur, ha bir de indirimi vardır devletinin yasalarında: ‘Ağır tahrik’... Toplumun örnek kadın tipine uymuyorsan, bi de ‘geberten’ kravatı geçirirse her duruşmada boynuna, seni yok etmenin ödülünü verir devlet, iyi halden indirimi de hak eder! Yine istatistik olursun ‘özgür iradenle’... O kadar!

Niyetlerinize zırh

Şimdi bi durup soluklanalım mı peki ‘Özgür irade’de... Artık başörtüsü 5. sınıftan itibaren serbest, ‘Özgür irade’ aşkına... ‘Özgürlük’ diye allanıp pullanıyor, birileri tarafından: ‘Özgürlük alanı genişletiliyor, normalleşiyormuşuz.” Siz kimi kandırıyorsunuz? 11 yaşında okulundan alınan, 13’ünde kocaya verilen kız çocuğunun yaşadığı bi ülkede sizler sadece; onun olmayan özgür iradesini niyetlerinize zırh yapıyorsunuz. Peki...; tüm bu trajedilerin bu ülkede yaşanmadığını da bi an düşünelim! 11 yaşın iradesi bi inanç, bi yaşam tarzını seçme konusunda nasıl irade gösterir bana bi bunu anlatın! Hangi yaşanmışlığıyla, öğrenmişliği ve bilgisiyle irade koyar, karar verir!

Bırakın düş kursunlar

11 yaşında ancak marketten dondurma ya da çikolata mı alacağın konusunda karar verebilirsin. Pembe çorap mı giyeceksin, siyah mı! Ya da en sevdiğin arkadaşın ‘Ayşe mi, Fatma mı?’ 11 yaşı küçümsüyor muyum sizce? Aksine! Ben de Pessoa’ın “Hepimizin iki yaşamı var; Sahici olanı çocukluğumuzda düşlediğimiz yaşam, sahte olanı başkalarıyla ortaklaşa yaşadığımız’ sözlerine sonuna kadar inanlardanım. Çocukluğun kıymetini çok iyi bilirim. Düşleri ve ardından gelen ortaklığı da... Bırakın çocukları düş kursunlar. Eğer bi normalleşme ve özgürlükten bahsediyorsanız şayet, bırakın düşlerini gerçek yapmak düşüyle büyüsünler.

Rahat bırakın özgürlüğü

İnsanlar ana babalarını seçemez, ırklarını, hangi ülkede doğacaklarını seçemez. Ama inanç doğuştan gelmez. Seçersin, kararını kendin verirsin ve yaşarsın. O vakit inançtır işte onun adı... Anne-babasının ‘Özgür iradesi’nin, 11 yaşındaki çocuğuna ihale edilmesine utanıp sıkılmadan ‘özgürlük’ demeyin. Siz buna ‘milli iradenin bize verdiği yetkiyle rüyamızdaki dindar nesli yetiştiriyoruz’ deyin beyler! Artık iradenin millisi de gayri millisi de asıl niyetin ne olduğunu gayet iyi biliyor. O yüzden artık rahat olun! 13 yıldır tuttuğunuz özgürlük kelimesinin yakasını da bi zahmet bırakın. Yoksa tarih size iade-i itibar davası açacak! İyi pazarlar...

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.