Kurban Bayramı

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Kurban kelimesi insanlığın kullandığı en eski kelimelerden biridir. Kökü Arapçadan İbranice ve Aramiceye kadar uzanır; “yakınlaştırma”, “yakınlık” anlamı vardır. Bu bağlamda insanı Allah’a yakınlaştıran bir araçtır ve “adak” anlamını da almıştır. En eski kökenlere gittiğimizde, Akad dilinde aynı kökten gelen “ḳerebu” fiili yakınlaşmak kadar ittifak yapmak anlamını da taşımaktadır. 

Öte yandan aynı kökten gelen “akraba” kelimesinde de farklı bir yakınlığı görürüz. 

Bayram ise, neşe, huzur, mutluluk anlamı taşıyan ve Farsçadan gelen bir sözcüktür. 

İyd-el Adha olarak da bilinen Kurban Bayramı kadim zamanların çok önemli bir âdetini de göstermektedir. Îd ya da iyd Arapça bayram anlamı taşırken kökeninde “dönme”, “geri gelme” vardır. Bayramların döngüsel zaman içinde geri geldiğini anımsatan bu sözcük aynı zamanda, bir geleneğe, âdete dönüşen toplanma, birlikte olma günleri anlamı da kazanmıştır. Hem sevinç ve mutluluğun hem keder ve hüznün yaşanabileceği bu günler hep önemli olmuştur. 

Kurban kesmek Hac’ca gidenler için farzdır

Hac kelimesinin kökenine baktığımızda ise “ziyaret etme” anlamı olduğu kadar “etrafında dönme” ve “geri dönme” anlamı taşımaktadır. Bu bağlamda Hac tekrar gidilebilen, aynı yere dönülen kutsal bir ziyarettir. Belki insanın, kutsal ile olan alakasını hatırladığı bir geri dönüştür, belki de tavaf ederek nereden gelip nereye gideceğini anımsamasıdır. İnananlar Kâbe etrafında bir “devir” yaparken, bu ibadet de îd, hâc gibi dönme anlamı taşıyan devâr olarak da adlandırılmıştır. 

Aynı şekilde yılın son ayı Zilhicce yani “Dū-l-ḥicca" ayı “Hac’cın Sahibi” olan aydır ve bu aydan sonra yılın döngüsü Muharrem ayı ile yenilenir. 

Osmanlı'da kurban etleri halka ve öğrencilere dağıtılırdı

Kurban Bayramının başlamasından önceki gün arefe ya da arife olarak adlandırılır. Sanıldığının aksine arife günü sadece Kurban Bayramı için verilmiş bir isimdir. Arife köken olarak “bilme” anlamını taşır ve “irfan” kelimesi ile akrabadır. Öyle ya o zamanlar gözlem yaparak kutsal takvimin önemli tarihlerini bilmek ilim ve irfan gerektiren bir iştir. 

Kurban Bayramı Osmanlı’da da coşku ile kutlanmış, sarayda kurban törenleri olduğu gibi halk da gücü yettiğince kurban kesmiştir. Tabii o zamanlar kurban etleri tanıdık ve akrabalarla değil, fakir olanlarla, tulumbacı, bekçi gibi görevlilerle hatta medrese öğrencileri ile paylaşılmıştır. 

Saray’da da Kurban kesilir, padişah için “Saya Ocağı”nda yetiştirilen özel koçlar kesilirdi. Bu koçların etleri ise halka ve özellikle medrese öğrencilerine dağıtılırdı. 

Top atışları ile müjdelenen bayram, halk tarafından olduğu kadar Saray tarafından da coşku ile kutlanırdı. Belli bir zamana kadar bayram namazları için padişahların tercihi Ayasofya Camii olmuş sonra Sultanahmet ve diğer camiler de kullanılmıştır.  

Bayramlar tatillere dönüştükçe eskiye ait olanlar unutuluyor ve coşku kayboluyor. Geçmişi bilmek geleceğe daha sağlam basmaktır. Bayram coşkunuzun hiç kaybolmaması dileği ile nice bayramlara.

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder