27 Mayıs hikayesi

26 Mayıs 2019, Pazar 08:00
AA

Yarın 27 Mayıs. Türkiye’deki darbelerin ilkinin yaşandığı gün. Ama öncesi var tabii. 28 Nisan. İstanbul Üniversitesi öğrencilerininbahçede toplanıp Demokrat Parti rejimine karşı harekete geçtikleri gün.

18 yaşın gençlik heyecanı ile benim de katıldığım protestolar. Hadi gelin anlatayım. Türkiye tarihindeki bu kilometre taşını, sonraki nesiller ve gençlere yaşatmaya çalışayım. İstanbul Erkek Lisesi son sınıfındayım.

Beyazıt’ta olaylar varmış diye haber geldi. 8-10 kişi yanımızdaki Çifte Saraylar isimli gazinonun duvarından bir şekilde kaçtık. Koşa koşa Beyazıt’a geldiğimizde, polislere, atlı polislere, silahlara karşılık öğrenciler sadece taşlarla karşılık verebiliyorlardı.

Tam meydana ulaşırken, vurulan üniversiteliyi hastaneye ulaştırabilmek için arkadaşlarının araba bakındığını gördüm ama araba ne gezer, bulunamadı. Ertesi gün gazetelerden öğrendik. Turhan Emeksiz’miş bu arkadaş. Bu arada ben de, herkes gibi çok cop yedim tabii.

Kışladan kaçış

Üniversitenin bahçesine sığındık ama, çıkartmıyorlar. Sonra hepimizi cemselere doldurup Rami Kışlası’na götürdüler. Aç, susuz bekleşirken, sabaha karşı 2 teğmen geldi. “Sizi kaçıracağız” dediler.

Sokakta kimse yok. Geçen linyit kömürü kamyonlarını durdurup bizi bindirdiler. Kömürlerin üzerinde Aksaray’a kadar geldik. Sonra ben Cağaloğlu’na eve. Ailem ayakta, ben kömür tozundan simsiyahmışım. Ertesi gün de babam okula göndermedi.

30 Nisanı ben başlattım

Dedim ya serde gençlik var. 30 Nisan’da da ben lisemizden yürüyüş organize ettim. Ömer Yasa ile. Cumartesi bayrak töreninden sonra Beyazıt’a yürüyecektik ama okulun dışı polis dolu.

Bölünerek hepsini atlattık. İstanbul Kız Lisesi’nden de katılımla yürümeye başladık. Tanklar Divanyolu Caddesindeydi ama sivil-askerdayanışması ile üstleri insan doluydu. Çarşıkapı’ya geldiğimizde ben de birinin üstüne çıkmaya çalıştım. Egzoz gazı kaşlarımı, kirpiklerimi yakınca vazgeçtim.

Yanımdaki, bizim 8’inci sınıf öğrencisi Nedim Özpulat, tanka çıkmaya çalışırken, asıldığı tank durunca, arkasındaki geldi vurdu. Nedim, göğüs hizasından iki tank arasında ezildi ve düştü. Hemen tıp öğrencileri koşup uğraştılar ama ölmüştü.

Bir yılım gitti

Okula koştum ve bayrağı yarıya indirdim. Ancak müdür Ahmet Özbey’e yakalandım. 3 gün okuldan uzaklaştırıldım. Sonradan, yürüyüşü benim organize ettiğimi öğrenmiş bir daha uzaklaştırılınca o yıl mezun olamadım.

30 Nisan’dan 26 Mayıs’a kadar bu olaylar bütün üniversitelerde devam etti. Ta ki, 27 Mayıs sabahı Alpaslan Türkeş’in TRT’deki ihtilal konuşmasına kadar. Bir tarih o konuşmayla sonlanmıştı. Yarın, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın biten bölümlerinin açılışını yapacağı Yassıada’ya toplanmaya başladı Demokrat Partililer.

Şehitlerle Ankara’ya

Gelelim, Emeksiz ve Özpulat’ın cenaze törenine. Haydarpaşa’dan, trenle Ankara’ya hareket ettik. Yol boyunca herkes istasyonlardaydı. Eskişehir’de durduk. Beni bulan akrabalarım, ne sordular biliyor musunuz? “Ölenler çokmuş, kıyma makinalarında kıyıp, sonra da üzerlerine asfalt dökmüşler doğru mu?” Ankara Garı’ndan diğer 3 şehidin beklediği Cebeci Camii’ne gidiş ve top arabalarına konan cenazelerle Anıtkabir’e hareket.

10 Haziran sıcağında, 4 saatlik yürüyüşten sonra Anıtkabir’e vardığımızda yüz derilerimiz soyuluyordu. Ha, bu arada unutmadan. Lisemizin şehidi Nedim’in resmini ben taşıyacaktım ama bir ağabey kaptı. Kimdi o?

Bozkurt Nuhoğlu. Önceki Kadıköy Belediye Başkanı Aykurt Nuhoğlu’ndan öğrendim ki, amcasıymış. Neyse. Top atışlarıyla 5 şehidi Anıtkabir’in yamacında açılan bir alana gömdük. Sonra biliyorsunuz sessizce oradan çıkarılarak Cebeci Şehitliği’ne nakledildiler. Atamızın yanında sadece silah arkadaşı İsmet İnönü var. Yakışanı da oydu.

Çare ihtilal değil

Hikayenin sonunda yine dönelim Yassıada’ya. DP’liler yargılandılar. Sonradan çocukları arkadaşımız olan 3 idam, bir intihar. Ne var ki, bu idamlar bugün acı ve üzüntü ile hatırlanıyor. İtibarları iade edildi ama neye yarar. Ruhları şad olsun. Hala ihtilal rüyası görenlere de ders olsun. Çünkü çare, hiçbir zaman ihtilal değil. Birlik, beraberlik, kardeşlik, hak, hukuk, adalet, laik ve özgür düzen olmalı. Bilmem anlatabildi mi?


Sıradaki haber yükleniyor...