Bu çocuğa yazık etmeyin

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Hafta başından beri bir fenomen kazandı sosyal medya. Herkes onu konuşuyor. 10 yaşındaki Atakan’ı. 250 kitap okumuş. Felsefi kitapları seviyormuş. Sürmeli gözlü Atakan’a hemen bir de ad takıldı. “Filozof.”Videolarını tekrar tekrar izledim. Ama bir türlü karar veremedim. Üstün zeka olduğu kesin de, bu tutkusu onu nereye götürür bilemiyorum. Konuşması yaşına göre hayret verici. Mimikleri, jestleri, elini, kolunu kullanışı şaşırtıcı ama neredeyse tik seviyesinde.

*

İstekleri de var tabii. O, tek kişilik sınıf isterken, annesi arkadaşlarından kopmasını istemiyor. Peki nasıl olacak bu. Bir yanlışlık mı var. Okuduğu devlet okulunun küçümsenip, özel okulların özendirilmesi hoş değil. Kimse de demiyor ki, o, devlet okulundaki öğretmenleriyle bu yeteneğini geliştirdi.

Zaten Atakan da biraz daha ileriye gidip, “Ben onların anlattıklarının çoğunu biliyorum” diyebiliyor. Tamam. Hayal gücü, zekası, hafızası ve idrak yeteneği çok yüksek de, bakışları çok boş. Konuşurken başka şeylerle de ilgilenebiliyor. Çünkü, her şeyi kendi kendine öğrenmiş. Böyle de devam eder herhalde. Karşısındakinin müdahalesine imkan vermiyor. Karşı tezi ezberden hazır.

*

Bir görüş de, onun çocukluğunu yaşayamamış olması. Enerjisini boşaltacak, ilgi duyduğu bir şey yok. Şu takımı tutarım, şu sporcuyu çok severim diye bir şey söylemedi daha. Yok çünkü. Evet, özel eğitime alınmalı ama yalnızlaştırılmadan. Ona eğitim verecek üstün zekalı öğretmenleri de bulunur herhalde. Mutlaka arkadaşı olmalı. Bazıları o oyun oynayamaz diyor ama oynamalı. Oynamaya zorlanmalı. Felsefe okumak herşey olmamalı.

*

RAM (Rehberlik Araştırma Merkezi) diye Milli Eğitim Bakanlığına bağlı bir kurum var. İstanbul’da da her ilçede. Ücretsiz özel eğitim ve psikolojik danışmanlık hizmeti veriliyor. Sınıf öğretmeninin mutlaka oraya yönlendirmesi lazım. Üstün zeka olup olmadığı orada belirlenebiliyor.

Bakan Selçuk da en doğrusunu söyledi: ”Bu konuyu kapatmak istiyorum. Hem kendisine, hem de diğer çocuklara zararı dokunacak” diyerek. Çünkü böyle giderse, tam medya oyuncağı olur ve itici bir medya nesnesi haline gelir ki, yazık olur. Çünkü bu ilgi onu birsüre sonra şımartacaktır. Başlığı tekrarlayayım. Bu çocuğa yazık etmeyin. Ne olur.

Mahalle farkı

Sevgililer Günü geçti ama, benim aklımda ne kaldı biliyor musunuz? Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi spor yüksek okulu öğretimgörevlisi Ömer Gürsoy’un garip paylaşımı. Dedi ki: “14 Şubatı kutlayıp Müslüman mahallesinde salyangoz satmayalım. Müslümanın sevgilisi olmaz. Eşi olur, hatunu olur.” Ona göre. İsterseniz o mahalleye gitmeyin siz.

Cemreye çağrı

Birinci cemre düştü. Havaya. Bu hafta da suya düşecek. Sıra toprağa gelecek ama, diyorum ki, bu sene toprağa düşmesin. İnsanlığa düşsün. Düşsün ki, sevgi tohumları yeşersin. Birlik, beraberlik, samimiyet, dostluk, kardeşlik çiçekleri açsın. Bu benim kadar, sizlerin de isteği biliyorum ama karar cemrenin. Bir kere de büyük sözü dinlese ne kaybeder.

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder