Erkut Can Şahane bir şey yaşamak
HABERİ PAYLAŞ

Şahane bir şey yaşamak

İstanbul Erkek Lisesi’nden tanımadığım, ama Sarı-Siyahlı arkadaşım Erem Ertekin, WhatsApp grubumuza belgesel niteliğinde bir YouTube videosu göndermiş. Ve demiş ki: 1977 yılında Ayla Algan ‘Kara Kartal’ parçasıyla, SOPOT Müzik Festivali’nde Ergüder Yoldaş’ın 100 kişilik senfoni orkestrası için düzenlediği, Fransızca başlayıp, İngilizce bitirdiği ve 32 ülke arasında birinci olduğu eserin icrası ile ilgili görüntüler bunlar. Çıplak ayak, özgün kıyafet ve bandanasıyla Kızılderililere ithafen yorumladığı şarkı. Yasağa rağmen Algan iki kere bis yapmış. Bu müthiş yorumu izleyin derim.

Ben de tekrarlıyorum. Aşağıdaki linkten mutlaka izleyin. Sanata ve sanatçıya verilen değeri görün. Hem de 45 yıl önce.

https://www.youtube.com/watch?v=EuBDGEXOKp0

ALDIRMA SEZEN ALDIRMA

Bu videoyu seyrettikten sonra, ülkemizin sadece sanatıyla değil, aynı Ayla Algan gibi (bir dönem hariç) dik duruşunu izlediğimiz Sezen Aksu’nun başına gelenlere bakın. O, Türkiye’nin sadece sanatçısı değil, bana göre vicdanıdır da. Ama vicdan yoksunları, 2017 yılında çıkan bir şarkısının sözlerinden, cımbızla çektikleri bir kelime yüzünden linç kampanyası başlattılar.

Şahane bir şey yaşamak

Belki onlar da biliyorlardır Adem ile Havva’nın mitoloji kahramanı olduklarını. 4.3 milyar yıllık dünyadaki canlı yaşamında hiç var olmadıklarını ama amaç farklı. Türkiye’nin siyasal ve ekonomik gündemini takip edenler, ses getirecek bir şeyin aranıp bulunduğunu çok iyi biliyorlar. Aniden Sezen Aksu’yu hedef alan linç kültürü başlatıldı. Hakkında suç duyurusunda bulunuldu, evinin önünde gösteri yapıldı. Hatta kazancına el konulması bile istendi. Ama linç dindarlık değil, kindarlıktır. Boş ver Sezen, bu da geçer. Senin dediğin gibi “Şahane Bir Şey Yaşamak!”

Şiddetin sağlığı yerinde

Sağlık Bakanı, karda bir çocuğu hastaneye yetiştirirken üstün gayret gösteren sağlık çalışanlarına, “Sizlere ne kadar saygı duyulsa azdır” dediği günlerde, gözü dönmüş saldırganlar Türkiye’nin her yerinde doktor ve hemşireleri darp ettiler. Birinin bileği çatladı, birinin kolu kırıldı, bir hamile hemşire yerlerde karnından tekmelendi. Düşünüyorum da, biz nasıl böyle olduk? Bize neler oluyor? 10 sene öncesine kadar büyük saygı duyduğumuz bu kişilere nasıl böyle davranabiliyoruz? Çok yazık…

Bizim çocuklar

Sağlık Bakanı, her gece test, vaka ve vefat sayılarını, sık sık da yaş aralıklarına göre vaka sayılarının yüzdelerini açıklıyor. Nedense 0-12 yaş arası bu sıralamada yer almıyor. Demek ki, özel bir genetik yapıya sahip bizim çocuklar. Hepsi aslan gibi maşallah. Bakalım, toplu etkinlik, seyahat, kamu ve özel işyerlerinde aşısız ve aşı süreci tamamlanmamış kişiler için getirilen PCR testi zorunluluğunun kaldırılmasından sonra neler göreceğiz. Gevşetilen bu ortam toplum sağlığını tehlikeye atıyor. Farkında mıyız?

Sıradaki haber yükleniyor...
holder