YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

İlişkiler konusunda uzman değilim. Fakat yıllardır astroloji yorumları yaparken; öyle çok hikayeler dinliyorum ki. Al birini vur ötekine. "Bu hikayelerin içinde elle tutulur olanı yok mu?" diyeceksiniz. Tabii ki var, fakat benim aklımda kalanlar hayata dair yaşanan ilginç olanlar. Dünya güzeli bir kızımızla yaş artık kemale ermiş bir beyefendinin aşkına bir dokunduralım isterseniz. 

Kızımızla bu beyefendi iki yılı aşkın bir süre bir ilişkinin içindeler. Gel zaman git zaman beyefendi aniden bu güzel kızımıza "Biraz ara verelim" der de, kızımız bu konuda neler der. Ben her zamanki Marko Paşa kıvamında ve dert dinleme modunda genç kızın anlattıklarına yorum yapmaya çalışırken; aklıma takılıverdi. Beyefendi on sekiz yıllık bir evliliğini sona erdirdikten tam beş yıl sonra genç kızla tanışıyor ve iki yıl süren bir beraberliğin ardından "evliliğimin yorgunluğunu üstümden atamadım ara vermek istiyorum" gibi saçma sapan bir kaosun içine giriyor. Beraberliklerin bitmesine eyvallah. Mezara kadar hangi aşk sürüyor ki... Hele uzmanların "aşkın ömrü üç yıl" dedikleri ve üstelik ispat ettiği bir dönemde... Gerçi artık üç yıl gibi bir sürenin bile uzak bir ihtimal olduğunu gördüğümüz, yaşadığımız şu günlerde beyefendinin gerekçesi tuhaf geldi. "Evliliğimin yorgunluğunu üstümden atamadım." Vücut toksini mi bu? Belli ki kızımız yormuş beyefendiyi de, kibarlıktan çoktan unuttuğu karısının üzerine atıvermiş koskoca yalanı. "Ara verelim" ne saçma bir cümle. İlişki arası reklam. Daha sonra filmin ikinci yarası. Her şey ne kadar ucuzladı. Kibarlıkla kaçışlarda bile kocaman bir kabalık yatıyor. Benim kafam basmadı. Peki sizin? 

Ya bir gün karşılaştığımızda “düşman” gibi değil de, “pişman” gibi bakarsak? Hiç düşündün mü? (anonim)


Yazarlarımızdan

27 Ocak 2021, Çarşamba 11:02
27 Ocak 2021, Çarşamba 07:00
27 Ocak 2021, Çarşamba 07:00
27 Ocak 2021, Çarşamba 07:00
Sıradaki haber yükleniyor...
holder