Yazarlar Eşeğime 'çüş' dedi
HABERİ PAYLAŞ

Eşeğime 'çüş' dedi

Hepimiz aşağı yukarı biliriz: Nasreddin Hoca fıkraları çok eski çağlardan günümüze kadar aktarılmış ders verme özelliği geçmişte olduğu gibi bugün de devam etmektedir. Bu fıkraların hem güldürüp hem eğitme özelliği vardır. Nasreddin Hoca halk tarafından oldukça tanınan biridir ve komik bir yanı vardır. Halka yakın olması nedeniyle adeta bir sosyolog yaklaşımında bulunmuş ve çevresini iyi çözümlemiştir.
Günümüzün birçok olayını mercek altına aldığımız zaman görüyoruz ki; Nasrettin hocayı defalarca rahmetle anmak için o kadar çok nedenimiz var ki...
Yaşadığımız her şey neredeyse trajikomik olayların kat sayısı. Delilik diz boyu da, aklımıza toz konduranın vay haline. Herkes haklı. Haksız yok. Adam evlenmiş boşanmış eski karısını sürekli takipte. Neymiş efendim çocuklarının annesi; onun izni olmadan tatile bile çıkamazmış! Fakat bu adam karısına üç senelik nafakayı da takmış. Kadın yirmi dört saat çalışmaktan canı burnunda, üstelik eski kocasının gölgesi sürekli üzerinde, korku içinde bir yaşam mücadelesinde.
Üst ve alt komşular sürekli didişmekten yorulmuyorlar. Her gün yeni bir dedikodu yaratarak popüler olma savaşı veriyorlar.
Adliye koridorlarında olayları takip etmeye kalksanız, tiyatrolara gitmenize gerek kalmaz. Kanlı sülale kapışmalarını cephelerde göremezsiniz. Hele miras, hak hukuk davalarının sonu belli değil. Hayatınızda bir kez görmediğiniz akrabanızla para uğruna can ciğer enişte bacı oluverirsiniz alimallah.
Gelin kaynana ilişkilerinin gizemi henüz çözülmüş değil. Geline evlilik arifesinde eşya seçilirken; evini baştan aşağı yenileyip müstakbel geline fark atan kayınvalideler.
Hele hele balayında çiftlerin peşine takılmalar.. Otelin en iyi odasını kendisine ayıranlar.
Artık aramızda her şey bitti. Eski kocamla arkadaş gibiyiz. Hatta onun şimdiki eşiyle hep birlikte tatile bile gidebiliyoruz diyecek kadar modern görüntü vermeye çalışıp, tatil sonrası eski kocaya fırça atanlar... Yakın takip olaylarından bunalmış zavallı kocalar.
Medya ve sanat dünyasının akılalmaz oyunları. Sherlock Holmes gelse çözemez. "Elim elin üstünde elim kimin üstünde" tuhaflıkların sonu gelmez saçmalıkları.
Sahnede "Beni siz yarattınız" sloganlarının yerini kuliste "Aman kimseyi içeriye almayın. Bunaltmasınlar beni" yakınmaları..
Dobra ablalar, delikanlı abilerin perde arkası dramları.
Sakinlik ve huşu halinden söz edip günde üç posta yoga, meditasyon yaparak akşam evine gittiğinde istediği tatile gitmeyen kocasına kıyametleri koparanlar.
Cömertlik gösterileri yaparak çevresine hava attıktan sonra, en yakınlarını cimrilikten inim inim inletenler.
Eline minicik bir süs köpeği alıp "Hayvanlar başımızın tacı onları koruyalım" dedikten sonra hayvan dernekleri için beş kuruş yardım etmekten korkanlar.
Çarşı pazar dolaşmaktan yorulup lüzumsuz birçok eşyayı toplayıp, dağıttıktan sonra tutumlu olmanın faydalarından bahsedenler.
Özel hayatlarında bir türlü mutluluğu yakalayamayan fakat onlarca kişiye danışmanlık veren terapistler.
Televizyonlarda dedikodu programlarında cümle alemi konuşup iki arkadaşıyla bir araya geldiğinde "gıybet"ten nefret edenler. Üstelik (Haşaaa!) günün kritiğini yaptığını savunanlar.
Estetik cerrahlarla adeta akraba olup, organik ve doğal güzellikten dem vuranlar.
Daha yüzlerce örneğin içinde; rahmetli hocanın kaçırdığı hikayelerin karşısında söyleyeceğimiz tek şey var:İnsanlık bıraktığı yerde duruyor. Bir adım bile ilerlemedi. Arzı aleme çıksak aynıyız.
Sonuç şu ki; Kimsenin eşeğine "çüş" demezsen kimse seni tepelemez.

Eşek bile düştüğü yere, bir daha düşmez. - Anonim

Sıradaki haber yükleniyor...
holder