Gökçen Erdoğan Kadın bakışı ve erkek bakışı elbette farklı
HABERİ PAYLAŞ

Kadın bakışı ve erkek bakışı elbette farklı

Yıllardır kadınların erkekler tarafından anlaşılmadığına dair bir klişe üzerinden şakalar yapıldı, diziler, filmler çekildi. Yer yer kadınlarla alay edildi, yer yer erkeklerle. Ama aslında ikisinin de elinde değildi. Farklıydılar. En basit haliyle bahsedelim mi biraz? Belki ışık tutacak yatak odanıza bile.

Erkek beyni, anı düz biçimde işliyor. O an olan şey, o an oluyordur. Bunda tartışılacak, ötesine berisine bakılacak bir şey yoktur. Kadın beyni ise anı yaşarken dünü hatırlıyor, yarını hayal ediyor, olasılıkları düşünüyor. Bu konudaki farkı en güzel ne anlatır biliyor musunuz? Kadının, bir duygu durumunu, bir hissini, bir rahatsızlığını anlatmak için verdiği örnekten beklentisi, “Aaa sevgilim demek benim öyle davrandığım durumda sen böyle hissediyorsun. Bunu fark etmemiştim, özür dilerim ve bir dahaki sefere bu hassasiyetini gözeteceğim”i duymaktır. Erkeğin cevabı ise şudur “İyi de o gün ondan şöyle olmuştu, ben öyle dememiştim ki.Ne alakası var?”

Misal;

Kadın: Sen yemekte bana hiç sormadan “Biz de Bodrum’a geliriz” dedin. Beni yok sayıyorsun, kendi aramızda konuşmamızı, benim fikrimi almayı dahi beklemiyorsun. Kararlarını ben de arkadaşlarınla birlikte öğreniyorum ve yalnızca dahil olmak kalıyor. Sen hep böylesin zaten.

Erkek: Yahu sen zaten Bodrum’a gitmek istemiyor muydun, iyilik de yaramaz. Zaten bildiğim şeyi orda ne diye sorayım, sevinirsin sandım, buna da mı takıldın, pes!

Erkek geniş düşünmez, sorundur. Ama kadın da fazlaca geniş düşünürse bu da sorundur.

Ayrıca erkeklerin düşünce sistemlerine hormonları hükmederken, kadınlarınkine duyguları hükmeder. Bu da önemli bir farktır. Örneğin bir erkek, bir kadından hiç özür dileyeceği yoksa bile eve gidince sevişebilmek için özür diler.

İlişkilerimizi hormonlarımız mı yönetiyor, toplumsal öğretiler mi?

İkisi birlikte yönetiyor aslında. Şöyle ki cinsel yaşamın sürekliliğine dair istek, çoğu insanı evliliğe sürüklüyor. Ama toplumsal öğretilerin etkisi de çok fazla. Kadının alttan almasının gerekliliği, kadınların orgazm olmasa dahi sesini çıkarmadan kocasını mutlu etmesinin gerekliliği, erkeğin ihanetini affetmenin kadına düşen bir fedakarlık olduğu, kadının ihanetinin affedilemez bir şey olduğu, kadınların belli bir yaşa gelip hala evlenmemeleri halinde evde kalmış sayılmaları, erkeklerin askerlikten sonra evlilik için hazır olduklarının düşünülmesi, karısını döven bir erkeğe çok da şaşırılmayıp kocasını döven bir kadının inanılmaz bulunması, erkeklerin yatakta iyi buldukları eşlerinden işkillenmeleri…hepsi bunun göstergeleri.

Evlilikten, ilişkiden kim ne bekliyor? Boşanmaların, ihanetin, mutsuzlukların sebepleri neler?

Erkek, düzenli ve dilediği gibi seks, düzenli yaşam ve işlerinin kolaylaşmasını bekliyor, hoş tutulmayı, onore edilmeyi bekliyor. Kadın ise maalesef çoğu zaman mutluluktan da önce kalıcı barınma ve ihtiyaçlarının karşılanmasını bekliyor. El üstünde tutulmayı istemiyor mu? Aşk beklemiyor mu? Elbette bekliyor. Hatta sevgi, kadın için gerçek ve en büyük öncelik. Çünkü duygularını geriye atamıyor. Ama bunlar yoksa bile ‘evine bakan erkek’ figürüyle teselli bulabiliyor. Çünkü ona bunu öğretmiş oluyorlar.

Ancak şunu söylemeliyim; cinsel yaşamında tatmin edilen ve mutlu olan kadın da erkek de ilişkide çok daha anlaşmaya yatkın oluyor. Dolayısıyla cinsel ilişki tüyolarını aman ha hafife almayın.

Sıradaki haber yükleniyor...
holder