Kadınlar vazgeçemez mi?

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

İlişkiler söz konusu olduğunda tüm dünyada genel geçer kurallar ya da noktalar olduğunu söyleyebilirim. Ama aynı zamanda ülkeden ülkeye değişen bazı özel hususlar da var. Bunların benim rastladığım ve sizin de hiç şaşırmayacağınız birisi; ilişkileri kurtarma işinin kadınlara düşmesi, görevmiş gibi kadınlara yüklenmesi ve kadınların da nesillerdir bunu üstlenmiş olmaları. Üstelik sosyal sınıf, ekonomik düzey ayırt etmeksizin. Bunun nedenlerinin en başında şu geliyor; maalesef ülkemizde kadınların kaybedeceği daha çok şey oluyor. Uzun ilişkisi bitse adı çıkıyor, boşansa döndüğü yerde kabul görmüyor, ekonomik olarak ayakta kalamıyor, aldatılsa eksikleri aranıyor, güçlü bir kadınsa gücünden şüphe ediliyor. Dolayısıyla emek vermeye meyli var mı var evet ama aynı zamanda mecbur da kalıyor. Emek iyidir ama hak edilenden fazlası yüktür kişiye. 

İlişkilerin tükendiğini kabullenmek, insanın kendine yapacağı en büyük iyilik. Kadın olsun erkek olsun, emek verilecek bir şey kalmadığını anlamaktan kaçmamak gerekiyor. Zira sonrası yüz göz olmak. Yüz göz olunan ilişkilerin çoğu tükenmiştir ya da tükenme yolundadır. Kavga ederken birbirine hiç çekinmeden acı söz söylemek ve bunun alışkanlığa dönüşmesi, tarafların birbirlerinin uyarılarına isteklerine aldırış etmemesi, şiddetin tekrarlanması ve affedilmesi, ailelerin sürekli kavga konusu olması ve ilişkiye müdahalesi gibi durumlar da bu yüz göz olma halini çok ama çok beter ediyor tahmin edersiniz ki. 

Bir tarafın daha çok sevmesi problem midir?

Peki kadınlar neden ilişkinin bittiğini görseler de emek vermeyi sürdürüyorlar, yalnızca mecburiyetten mi yoksa daha mı çok seviyorlar? Diyelim öyle; bir tarafın daha çok sevmesi bir problem midir? Kadınlar emeğe dayalı bir sevgi anlayışına sahiptirler. Erkekler kadar şiddete meyletmez ve güç gösterisi yapmazlar. Ama kadınlar daha çok sever demek yanlış olur. Zira sevgiölçer diye bir şey henüz yok. Kimin kimi ne kadar sevdiğini dışarıdan bakarak bilemezsiniz. Çünkü herkes sevgisini aynı biçimde ve derecede de gösteremez. Ancak partnerler kendi ilişki dinamikleri içinde bunu çözmüş olabilirler pek tabii. Ama iki tarafın sevgisi, ilgisi ve özverisi arasında bir uçurum varsa evet bu bir problem. Çünkü seven tarafta ağırlık, sevilen tarafta da bıkkınlık yaratır bir süre sonra. Net olarak söyleyebileceğimiz şey ise şudur; şiddete başvuran taraf seviyor olamaz.  

Bir ilişkiyi sürdürülebilir kılan şeylerden biri de elbette dürüstlük ve kadınların genel olarak erkeklere nazaran daha şeffaf olduğunu söyleyebiliriz. Ancak bu erkeklerin yalancı oldukları anlamına gelmiyor elbette. Fakat kadınların tahmin edilebilir, tüm detaylarıyla bilinir ya da kolay ikna edilebilir bulunması, erkeğin kaybetme korkusunu da, merakını da epey azaltıyor. Peki burada suç kadında mı? Asla! Kimseyi stratejik davranmak yerine açık davrandığı için suçlayamazsınız. Ancak kendindeki bu özelliklerden rahatsız ve de bunun zararını görmüş kadınlar varsa önerim; kendinizi merak ettirin ve hep keşfedilecek yanlarınız olsun. Dolayısıyla birbirinizle ilgili detayları zamana yayın derim hep. Sohbetleriniz hayata dair de olsun ki birbirinizde o güne dek duymadığınız, görmediğiniz bir bakış açısı da buluverin. Yeni bir şey duyun, yeni bir bakış yakalayın. Buna rağmen yürütemediğiniz insanlara da sizden ayrı bir yol verin. İnanın öyle de yürüyebilirsiniz. Ve şunu da belirtmek isterim ki kadınların vazgeçişleri daha keskin ve kesindir. Çünkü öncesinde epey yol denenmiştir. 

Yazarlarımızdan

16 Ocak 2021, Cumartesi 15:01
16 Ocak 2021, Cumartesi 11:41
16 Ocak 2021, Cumartesi 07:40
Sıradaki haber yükleniyor...
holder