2020 dev konserle geliyor

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

İstanbul’da Anadolu yakasının gözde konser mekanlarından Bostancı Gösteri Merkezi, yeni yılda dev isimleri ağırlayacağı bir konser serisine hazırlanıyor. 11 Ocak’ta Şebnem Ferah ile başlayacak Atlantis Yapım Konserleri, senfoni orkestrası eşliğinde Yeni Türkü, Nil Karaibrahimgil, Pinhani, Haluk Levent, MFÖ ve Selda Bağcan’la bahara kadar devam edecek. Konser biletleri biletix.com’da.

YENİ YILA ‘KLASİK’ BİR BAŞLANGIÇ

Zorlu PSM’in yeni yıl konserinde iki iddialı isim bir araya geliyor. Klasikleşmiş opera aryalarını ve popüler İtalyan Müziği’ni bir araya getirerek uluslararası bir üne kavuşan vokal dörtlüsü ‘The Four Italian Tenors’, 200 yıla yaklaşan tarihi ile dünyanın en köklü sanat kurumlarından biri olan Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası ile yılbaşına özel unutulmaz bir konsere imza atacak. Bu unutulmaz gecenin şefliğini Prof. Rengim Gökmen üstlenecek. 3 Ocak Cuma Akşamı 21.00’da Zorlu PSM Tukcell Sahnesi’nde.

YILBAŞINI EVDE KUTLAYACAKLARA FESTİVAL!

Yeni yılı kutlarken evinde, rahat koltuklarına kurulmak isteyenlerdenseniz iyi bir haberimiz var: ‘Yeni Bi’ Fest’, sizler için harika bir yılbaşı programı hazırladı. Sunuculuğunu Asuman Krause ve Bülent Şakrak’ın yapacağı ‘Yeni Bi Yıl’ yılbaşı özel programı, 31 Aralık akşamı saat 20:20’den itibaren ‘Yeni Bi’ Fest’ YouTube kanalında izleyenleri eğlenceye ve müziğe doyuracak. Programda Emel Sayın, Selami Şahin, Gaye Su Akyol, Can Bonomo, Eda Baba, Suzan Kardeş ve daha birçok sürpriz isim var. Çerezler, mezeler, meyveler hazırsa siz de hazırsınız demektir!

KADINLARIN 2020 AJANDASI: ARŞİVİM NEREDE?

Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi Vakfı’nın çıkardığı tematik ajanda, 26 Aralık tarihinden itibaren raflarda. Ajandanın 2020 teması: Arşivim Nerede? Ajandada ilk kadın belediye başkanı Müfide İlhan’dan, siyaset bilimci ve kadın hakları aktivisti Şirin Tekeli’ye; yazar, siyasetçi, öğretmen Halide Edib Adıvar’dan, Latife Uşaklıgil’e; Sümerolog Muazzez İlmiye Çığ’a kadar alanında ikonlaşmış özel kadınları tanıtan bilimsel kütüphanecilik deneyimiyle yazılmış metinler yer alıyor.

DERVİŞ'TEN 'EMİNE'

1972’de hayatını kaybeden Suat Derviş, Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde gazeteciliğe başlamış, ülkenin öncü gazetecilerinden biri ve döneminin en üretken yazarlarından oldu. ‘Emine’, Suat Derviş’in gazete ve dergilerde tefrika edilen ve onun edebiyat yolculuğunda mihenk taşları sayılabilecek ‘Emine’ ve ‘Sonu Güzel’ adlı romanlarından ve ‘Yurdumun Işıkları’ ve ‘Kadın Aşksız Yaşamaz’ isimli novellalarından oluşuyor. ‘Emine’, hem yazıldığı dönemin ruhunu yansıtması hem de genelde insan, özeldeyse kadın psikolojisine dair işaret ettikleriyle ayrı öneme sahip. İthaki etiketiyle raflarda...

SEVGİ SADECE KALPTE Mİ BÜYÜR?

Avusturyalı yönetmen Jessica Hausner, 2019’da Cannes’dan En İyi Kadın Oyuncu ödülüyle dönen son filmi ‘Little Joe’/ ‘Küçük Joe’ ile yılın son haftasında beyaz perdeye konuk oluyor. Bilim kurgu ve gerilimi harmanlayan film, teknolojik gelişmelerde çığır açan insanlığın, yürüdüğü bu yolda içine düştüğü açmazı ele alıyor.

Bekar bir anne ve başarılı bir bir bilim insanı olan Alice, genetiğiyle oynanmış bitkiler üreten bir araştırma şirketinde çalışmaktadır. Alice, yaşaması için mutlaka sıcak ve sevgi dolu bir ortama ihtiyaç duyan, saldığı kokuyla insanı mutlu eden bir çiçek üretir. Ülkedeki en önemli çiçek fuarına yetiştirmeye çalıştığı ve üstün bir satış grafiği beklenen bu çiçeğe, oğlu Joe’dan esinlenerek ‘Little Joe’ adını verecektir.

Çiçekle ilgili güvenlik testleri bitmediği ve yasak olduğu halde Küçük Joe’yu evine getirir ve oğluna hediye eder. Bu tuhaf çiçek, parlak kırmızı rengi ve görüntüsüyle bakan herkesi büyüleyecek güzelliktedir. Ancak çiçeği koklayan kimse artık eskisi gibi ol(a)maz... Sevilme ve onaylanma ihtiyacıyla yanıp tutuşan modern çağ insanları olarak, içine düştüğümüz açmazlar çok.

Birliğe, birlikteliğe, sıcaklığa ihtiyaç duydukça, tam tersi uzaklıklara sürüklenip duruyoruz. Doğamız gereği özlem duyduğumuz her şeyi artık laboratuvar koşullarında üretmeye çalışmıyor muyuz? İnsanları yanımızda istemiyorsak, elimizden hiç düşürmediğimiz küçük ekranların içine düzinelercesini hapsedip ara sıra onlara bakmıyor muyuz? ‘Little Joe’ işte buna benzer sorulardan yola çıkıp, oldukça stilize bir görsel ve işitsel dünya kurarak, insanın Tanrı rolüne soyunduğunda başına gelebilecekleri, tıpkı ‘Frankenstein’ örneğinde olduğu gibi ele alıyor.

Gelişmenin önünü açarken içine düşeceğimiz etik yanlışlar bizi ele geçiriyor ve yaşadıklarımızın gerçekliği konusunda şüpheye düşmemize sebep oluyor. ‘Little Joe’, bir sinema filmi olarak maalesef gerçekle/ yanılgı arasındaki sır perdesini yerinde tutmakta zorlanıyor ve izleyiciyi avcuna almasını sağlayacak tüm sorularla ilgili peşin hükümlerde bulunarak, seyir zevkini azaltıyor. Yine de ele aldığı konuyu hikâyeleştirmedeki ilginçliği, ödülle taçlanan başrol oyuncusunun başarılı performansı ve yaratmakta oldukça başarılı olduğu atmosferiyle ilgiyi hak ediyor.

Yazarlarımızdan

06 Nisan 2020, Pazartesi 07:00
06 Nisan 2020, Pazartesi 07:00
Sıradaki haber yükleniyor...
holder