'Evde Kal' konserleri tıklım tıkış

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Sevdiğimiz sanatçılarla aramızdaki mesafeleri kaldırmak için yola çıkan Red Bull, yeni bir müzik deneyiminin öncüsü oluyor. Red Bull Sunar: Evde Çal (#EvdeÇal) canlı konserleri alternatif müziğin sevilen seslerini evlerimize taşıyor. Nilipek, Kalben, Gaye Su Akyol gibi isimlerin konuk olduğu konser serisi 1 Nisan’da Gökhan Türkmen’le devam ediyor. 3 Nisan’da rock müziğin yükselen ismi The Ringo Jets, 8 Nisan’da da Eda Baba evlerimize konuk olacak. Bu harika etkinliği Red Bull Türkiye’nin resmi Instagram hesabından izleyebilirsiniz. Konserler 21.30’da, evinizin rahatlığında, bir tık uzağınızda...

KRALİYET OPERASI ARŞİVİNİ ÜCRETSİZ ERİŞİME AÇTI

Koronavirüs salgını nedeniyle Londra’da bulunan Kraliyet Operası da birçok opera ve bale kuruluşu gibi internetten gösterilere başladı. Gösterileri izlemek için Kraliyet Operası’nın sitesine ücretsiz olarak üye olmak gerekiyor. Kraliyet Operası’nın “Dünyanın her tarafında bulunan seyirciler için ücretsiz olarak erişebilecekleri bir etkinlik programı oluşturduk” diyerek erişime açılacağını duyurduğu gösteriler ise: 3 Nisan 19:00 Acis ve Galatea (2009), 10 Nisan 19:00: Così fan tutte (2010), 17 Nisan 19:00: Metamorfoz (2013). Opera ve bale sevenler kaçırmasın!

SALT ’IN HAZİNELERİ ONLINE PLATFORMDA

SALT Beyoğlu ve SALT Galata, kapılarının kapalı olduğu bugünlerde yılların birikimi koleksiyonlarını ve filmlerini online olarak erişime açtı. SALT’ta geçen ocak ve şubat ayında gösterilen filmlere 14 Nisan’a kadar ücretsiz ulaşabilirsiniz.

20 Mart’ta aramızdan ayrılan mimar Cengiz Bektaş’ın 60 yıllık mesleki birikiminin eserleri de arşivde. 40 yılı aşkın sanat pratiğinde göç, yerellik, kimlik, kültürel farklılık ve toplumsal cinsiyet gibi konuları farklı açılardan ele alan Gülsün Karamustafa’nın arşivi de saltonline.org adresinde sizi bekliyor.

‘EVDE TEK BAŞINA’ KALMAYIN

Pera Müzesi Film Programları, evden çıkamadığımız bu günlerde kendimizi yalnız hissetmeyelim diye şahane bir işe imza attı. Sizler için Pera Müzesi’nin internet sitesinden ulaşılabileceğiniz bir kısa film seçkisi hazırladı.

‘Evde Tek Başına’ başlıklı bu seçkide gündelik hayatımızda yaşadıklarımızın bize hissettirdiği duyguların peşinde sürükleneceksiniz. 30 Nisan’a kadar online olarak erişime açık olacak. İyi seyirler.

DÜNYA PARMAKLARINIZIN UCUNDA

Mobil seyahat uygulaması Piri, evden çıkmamamız gereken bu günler için içinizdeki keşif meraklısını tatmin edecek bir hizmet sunuyor. Avrupa’nın görkemli saraylarından ‘Game of Thrones’ dizisinin çekildiği yerlere, dünyanın her yerindeki festivallerden ülkemizin çok bilinmeyen saklı cennet rotalarına kadar toplam on sanal tur rehberi sizleri bekliyor.

Bu ücretsiz sanal turların yanında 20 ülke 30 şehirde 150’den fazla sesli dijital tur da uygulamada yer alıyor. Sesli dijital turlar, ünlü rehber Saffet Emre Tonguç, Anadolu bilgesi Ali Canip Olgunlu ve dünyaca ünlü gurme Vedat Milor gibi isimlerin sesinden sunuluyor.

Haftanın filmi

İNSANLIĞI CESARET VE DAYANIŞMA KURTARACAK

Bu haftanın film önerisi Toronto Film Festivali’nde görücüye çıktıktan birkaç ay sonra Netflix’te gösterime giren İspanyol filmi ‘El Hoyo’, İngilizce adıyla ‘The Platform’. Tüm dünyanın koronavirüs salgınıyla evlerinde baş etmeye çalıştığı bu günlerde Netflix’in en çok seyredilen içeriklerinden biri haline gelen ‘The Platform’ aslında dünyanın geldiği nokta hakkında söyleyecek çok sözü olan bir yapım.

Ancak baştan uyaralım: ‘The Platform’ oldukça sert, izlemesi pek de kolay olmayan bir film. Film; dikey şekilde inşa edilmiş, her katta iki mahkumun yer aldığı, kaç katlı olduğunu filmin sonuna kadar öğrenemediğimiz hapishane benzeri bir yapıda geçiyor. Filme adını veren platform, ortasında kare şeklinde bir boşluğun olduğu bu binada yemek servisi için kullanılıyor.

Sıfır noktasında, yani en tepede özenle hazırlanan yemekler bu platforma yerleştirilip, her katta kısa süre kalacak şekilde aşağı gönderiliyor. Haliyle, platform altlara indikçe mahkumların yiyecekleri tükenmiş oluyor. Kahramanımız Goreng’in film ilerledikçe kendi isteğiyle içeri girdiğini öğreniyoruz. Hücre arkadaşı ise yanlışlıkla katil olmuş yaşlı bir adam.

Sık sık bahsi geçen yönetim kurallarını, kimlerden oluştuğunu bilmediğimiz bir güç belirliyor. Herkes hücresinde bir ay geçirdikten sonra yerleri değişiyor. Alt katta aç kalanlar birden yukarıya yani yemeğin bol olduğu yere gidebiliyorken, en tepedekiler açlığın kaçınılmaz olduğu diplere inebiliyor. Burada hayatta kalmak, şansınıza hangi katın çıktığına bağlı...

İçeri oldukça nahif bir biçimde, yanına sadece ‘Don Kişot’ romanını alarak giren Goreng’in süreç boyunca geçirdiği değişimi izlerken zorlu koşulların insanları nasıl birer canavara dönüştürdüğüne şahit oluyoruz. Tüm bu zorluklara rağmen evrensel değerlere tutunmayıp hâlâ ırkçılığa, hasete, açgözlülüğe, bencilliğe yenik düşüldüğünü görüyoruz.

Tek mekanda geçmesine rağmen sürükleyici bir film olan ‘The Platform’ vahşi kapitalizmin, neoliberal politikaların, adaletsizliğin ve eşitsizliğin hakim olduğu yeni dünya düzeni hakkında biraz kör göze parmak olsa da başarılı bir alegori. İzlerken zorlayıcı ama bitince insanlığın kurtuluşunun özveri, dayanışma, cesaret ve hakça tercihlere bağlı olduğunu düşündürmesi adına önemli bir film.

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder