Sırrı aşka teslim olmaktı

14 Mart 2013, Perşembe 12:20
AA

Müslüm Gürses, geçen hafta bu dünyayı şarkıları kadar ızdıraplı terk ederken arkasında efsanevi bir aşk öyküsü bıraktı. Kendisinden 21 yaş büyük Muhterem Nur’la, kem gözlerden uzak 30 yıllık tükenmez aşkının sırrı neydi? Dayanışma, sevgi, saygı, adanmışlık? Arşivlere bakınca Müslüm Baba felsefesinden bir kelime en öne çıkıyor: Teslimiyet

Aşk tesadüfleri sever/ Büyük aş klar fırtınalı baş lar

Muhterem Nur ile Müslüm Gürses, Malatya’da gazinoda tanışır. Hem de ne tanışma. Öfke, şiddet, samimiyet, tesadüf. Aşkın tüm klişeleri o tanışmada. Yıllar içinde parça parça anlattıkları anılarından şöyle bir diyalog çıkıyor.

Müslüm: Adana’da onun filmlerini hiç kaçırmazdım. Platonik olarak seviyordum. Onu görmek rüya gibi bir şeydi o zamanlar. (Padişah’ın kızına vurgun Keloğlan, Anadolu gencinin rüyalarını temsil eder. Masal gibi)

Muhterem: Kendisini hiç tanımıyordum. ‘Ben İnsan Değil miyim’ diye bir şarkısı vardı, dinleyip dinleyip ağlıyordum ama sahibini bilmiyordum. Sadece güzel bir şarkı diye dinliyordum. (Alın size ruhani alamet. Adam görmeden kadının ruh ikizi olup gönlünü fethetmiş bile.)

Müslüm: Naci Uyanık diye bir menajer vardı. 1982’de “Seni Malatya’da sahneye çıkarayım” dedi. İstemedim. Sonra programa baktım; o da sahneye çıkacak. Kabul ettim.

Muhterem: Malatya’da benden sonra çıkacaktı. Bozuldum. Çok şöhretli olduğunun farkında değildim daha.

Müslüm: Malatya’da münakaşayla tanıştık. Ama hayallerim gerçek oldu. (30 yıl Baba hiç ‘tokat’ dememiş. Hep münakaşadan bahsetmiş. O kadar maço değil. Utanıyor belli ki.)

Muhterem: Malatya’da Müslüm’ün repertuarından şarkıyı, inat ettim okudum. Sahne arkasında münakaşa ettik. Bir tokat attı, kulağıma.

Müslüm: Sonradan yaptığımın haksızlık olduğu kanaatine varınca çok üzüldüm. (Müslüm Baba’nın Malatya’ya sırf onunla tanışmak için geldiği halde, platonik aşına tokat atmaya cüret etmesi: Aşk cesurları da seviyor.)

Muhterem: Üzerime de yürüdü. Çok üzüldüm. “Özür dilemezse gazinodan ayrılıyorum” dedim. Tanıyanlar, “Asla özür dilemez” demişti. Ama ben de kötü sözler söylemiştim.

Müslüm: Bazı arkadaşlar beni ona menfi tanıtmış meğer.

Muhterem: Ayrılacaktım. Ertesi gün otelde odasına gittim. Kapısı açıktı yatağa oturmuş bağlama çalıyordu. “Geç otur” dedi. (Baba, çok şanslıydı ya da mizanseni önceden ayarladı. Şöhretli adam yatakta bağlama çalarken kapıdan giren kadın çok etkilenmiş olmalı.)

Müslüm: “Affınıza sığınıyorum, sizi dün üzdüm, kırdım, özür dilerim!” dedim. Affedici bir insanmış. (Derler ki, bırak gitsin dönerse senindir. Müslüm Baba burada iradeyi koymuş ve kazanmış. Aşkına vurduğuna pişman ama ona gitmemiş, beklemiş, kazanmış.)

Muhterem: O olay bizi birbirimize yaklaştırdı sanıyorum. Müslüm: O an nasıl oldu bilmiyorum? Bir elektrik oldu. O savaştan sonra arkadaş olduk. Hani derler ya “Gönülden gönüle yol gizli gizli” diye. Aynen öyle. (Nasıl mı oldu? Baba, sen teslim olmuşsun)

Muhterem: Samimiyeti ve tevazusu o gün beni etkiledi. (Ama bağlamalı mizansen de işe yaramış olmalı)

Gönülden gönüle yol gizli gizli

- Muhterem Nur 1932’de Makedonya Manastır’da Olga adıyla doğdu. Nüfustaki Adı, Ayşe Muhterem Kısa’dır.

- Müslüm Gürses, 1953’te Şanlıurfa’da sonradan değiştirdiği Müslüm Akbaş adıyla doğdu.

- Muhterem Nur annesini doğumda kaybetti.

- Müslüm Gürses’in babası annesini öldürdü.

- Muhterem Nur’u teyzesi 2 yaşında İstanbul’a getirip büyüttü.

- Müslüm Gürses ailesiyle 3 yaşında Adana’ya göçmüştü.

-Muhterem Nur yoksulluk içinde büyüdü.

- Müslüm Gürses yoksulluk içinde büyüdü.

-Muhterem Nur ilkokuldan sonra okuyamadı, fabrika işçiliği yaptı.

- Müslüm Gürses ilkokuldan sonra okuyamadı, terzilik ve ayakkabıcılık yaptı.

- Muhterem Nur filmlerde bahtsız köylü kızı oynar, taşralı seyirci bayılırdı.

- Müslüm Gürses kendine “itilmiş, ezilmiş” diyen kökü kırsalda gecekondu çocuğunun sesiydi.

- Muhterem Nur’un yıldızı 1970’lerde söndü.

- Müslüm Gürses 1970’lerin sonunda parlamaya başladı.

- Muhterem Nur, parasız kalınca eski şöhretinin desteğiyle, sesi pek olmasa da şarkıcılık, dansözlük yaptı.

- Müslüm Gürses o sırada alkolizm ve bilumum kötü alışkanlığın pençesine geri dönülmez şekilde düşmek üzereydi. Maddi, durumu alarm veriyordu.

Ayrı kültür aynı kader

Ayrı kültürlerde, ayrı zamanlarda olsa da aynı kaderi paylaştıkları net değil mi? Siz bir de Müslüm Gürses ve Muhterem Nur, 30 yıldır gazete haberlerinin satır aralarında sevdalarını nasıl anlatmışlar buradan okuyun.

Müslüm: O da topluma mal olmuş bir insan. Halk insanı, iyiyi kötüyü bilen bir insan, ezilmiş bir insan. Biz de ezilmiş insanız. O ezilmişliğin yanında güzellikleri de sunabilmiş bir insan.

Muhterem: “Onun köyler dolusu akrabası var; yine de çok yalnız bir adam. Benim hiç akrabam yok; yalnızım. Yerden bitme mantar gibiyim.. (Müslüm Gürses, babası annesini öldürünce köyüne hiç gitmedi. Kardeşi de o köyde tuhaf bir çatışmada öldürüldü. Bunları yıllarca basından sakladı. ‘Hayatımı film yapmasınlar' diye vasiyet bırakması da geçmişini unutturmak istemesindendi)

Müslüm: Her insana bel bağlamam ama Muhterem Hanım, bu dünyanın insanı değil. (Tam bir arabesk teslimiyet anlatımı)

Muhterem: “Mazimde olan mazimde kalmıştır. Müslüm’ünki de öyle. Kendimi ana ocağından yeni çıkmış, ilk defa Müslüm’e gelmiş gibi görüyorum. Müslüm de öyle diyor.” (Muhterem Nur’un albümünde Müslüm Gürses’le tanıştığı 1982 öncesinde çekilmiş tek fotoğraf yok)

Müslüm: Ondan önce benim yaşamım pek de dengelidir diye söylenemez. Muhterem: Allah bana ‘Sonradan gül’ demiş. O benim için bir piyango gibi. Müslüm: Bir kadın tanıdım çok ağlıyordu.

Muhterem: "Ondan önce yaşamıyordum. Mutlu olmayı, huzur anladım. Eğer bir gün gözlerim görmez, ayaklarım tutmaz, kollarım da yukarıya kalkıp ona yardım etmezse, o zaman Müslüm’ü yalnız bırakırım.” (1995’te söylemiş bunu. İşte adanma. Müslüm’ünü ölüm döşeğine kadar yalnız bırakmadı. 30 yıl bir gün bile ayrılmadıklarını söylüyor.)

Muhterem: Ben ona hayatımı verdim? O ise bana benim ona yaptığımın on mislini yaptı. Bana yeniden hayat verdi. (Buraya Türkçe’nin nefis sözcüklerinden biri yakışır: Dayanışma)

Nikahta keramet varmış

1980’lerin gazete arşivleri taranınca “Şöhretli 29 yaşındaki adam, kendinden 21 yaş büyük eski şöhreti acıyıp bataktan çıkardı” anlamı çıkan yazılara rastlanıyor. ‘Aşk değil reklam’ havası da yayılmış. Aslında iki ünlünün evliliği, otelde aynı odada rahatça kalabilmek için formalite gibi başlamış. Ama “Nikahta keramet vardır” derler. Bu öyküye uysun diye söylemiş sanki atalar. Aşağıdaki her cümlenin akla getirdiği kelime ‘saygı’. 30 yıllık beraberliğin en büyük sırlarından biri bu olmalı. Sonrasını onlardan dinleyelim:

Muhterem: Çok samimiydi. Önce arkadaş olduk. Sonra flört.

Müslüm: Tek adam ne yapar? O bar senin bu pavyon benim. Zaman israfından başka ne yapacak ya?

Muhterem: 4 sene flörtten sonra bir gün evde oturuyorduk. Usanmıştım, gittiğimiz yerlerde nikah cüzdanı istiyorlar. “Oraya buraya gidiyoruz, bu şekilde yaşamak çok doğru değil. Benimle evlenir misin?” dedim.

Müslüm: Otele gidiyorduk bizi aynı odada bırakmıyorlardı, ayrı odalarda kalıyorduk. Halbuki gönül bir olduktan sonra, ne bu ya!

Muhterem: Baktı, “Nasıl istersen” dedi. O kadar masum söyledi ki! (Tam bir Müslüm Baba yanıtı. Detaya dalmadan kısa, net. Ani soruyla, açık düşüp teslim olmuş.)

Müslüm: Adam demiş taşın kalbi yok ama onu da yosun sarar.

Muhterem: 1985’te evlendikten sonra. “Sen artık çalışma, evde otur, benim haracımı ye” dedi. (Muhterem Nur bu sözlerden sonra hiç aklından geçirmediği halde çalışmayı bırakmış. Eşe duyulan güven ve adanmışlık.)

Müslüm: Nikahta keramet vardır.

Muhterem: Muhteşemdir. 30’uncu yılda evliliğimiz, dışarıda bana hep Muhterem Hanım diye hitap eder. Bir gün dedim ki “Müslüm, bari evdeyken ‘Muhterem’ de!”

Müslüm: Muhterem Hanım’ın evlendikten sonra üzerimde payı büyüktür. (Yıllarca kanserle mücadele eden Muhterem Nur’u yurtdışına götürüp tedavi ettirdi, kendisi bu fedakarlığı söylemese bile çok zorlu günleri omuz omuza geçirdiler.)

Teslim olmanın neresi kötü?

Bu aşkın aslında üç kahramanı var. Üçüncü kahraman Müslüm Gürses müziğini felsefi akım haline getiren Müslümcüler. İşte bu üç kahramanın aşklarını en iyi anlatan üç söz: İnternette Muhterem Nur’la Müslüm Gürses’in fotoğrafı altına yorum yazan bir Müslümcü: Bu aşk Baba’ya yakışır! Sevdik mi, bir kere... damardan can-ı gönülden severiz işte. Delikanlılık budur.

Muhterem: “O çocuk gibidir. O benim her şeyim; annem, babam, ağabeyim, çocuğum her şeyim... Orada yatan sadece Müslüm değil; benim kalbim yatıyor orada.”

Müslüm: Teslimiyetçi olmak kötü mü? Sevdiğine teslim oluyorsun sonunda. Bu alçaltıcı bir şey olmasa gerek. (30 yılık aşkın en büyük sırrı bu son sözde. Çünkü teslim olunca vazgeçmek yoktur)

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.