Halkın barışı PKK'nın savaşı

06 Kasım 2015, Cuma 19:00
AA

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bir süre önce çözüm sürecinin bitmediğini, buzdolabında olduğunu söylemişti. Önceki gün muhtarlara hitaben yaptığı konuşmasında ise bundan sonra adımların “Milli Birlik ve Kardeşlik” adı altında süreceğine işaret etti.

Erdoğan’ın bu açıklamasını devletin sürece dönüş yönündeki iradesi olarak okuyorum. Ancak atılacak adımlar üniter devletin sınırları içinde olacak. Özyönetim, özerklik gibi arayışlara kapı kapalı. Çok önemli bir şey daha var. Kamuoyu barışa güçlü şekilde sahip çıkıyor.

IPSOS Sosyal Araştırmalar Enstitüsü’nün CNN Türk için yaptığı ankete katılanların yüzde 60’ı çözüme dönülmesinden yana olduklarını söylediler.

Bütün bunları alt alta topladığımda önümüzdeki günlerde tekrar olumlu gelişmelerin yaşanabileceğine dair umudumu koruyorum. Ancak PKK’nın önceki gün tek taraflı ateşkesi bitirdiğini ilan etmesi düşündürücü. Seçim öncesinde kanlı terör saldırıları düzenleyerek HDP’yi baraj sınırına iten PKK kan akışından rant elde etmeye dayalı sistemin parçası olduğunu bir kez daha gösteriyor.

PKK ve uzantılarının tek çıkış yolu iç savaş çıkarmak. Dünyada hiçbir devlet ayrılıkçı kalkışmalara seyirci kalamaz. Erdoğan’ın “Terör örgütü silahlarını bırakıp gömene kadar, tüm elemanları teslim olmak veya ülke dışına çıkmak suretiyle tasfiye oluncaya kadar bu mücadele devam edecek” sözü devletin bu konuda geri adım atacak hali olmadığını ortaya koyuyor.

Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun kış süresince operasyonların kesintisiz süreceğine dair açıklaması Ankara’daki kararlılığı pekiştiriyor. Liderlerin sözlerinden de anlaşılacağı üzere devlet PKK’ya hiçbir şekilde güvenmiyor. Örgüt inanılmaz düzeyde silahlanıp barış sürecini bütünüyle sabote etti.

***

IPSOS’un yukarıda sözünü ettiğim “1 Kasım 2015 Genel Seçim Sandık Sonrası Araştırması”nda “en başarılı liderler” Erdoğan, Davutoğlu, Kılıçdaroğlu ve Bahçeli şeklinde sıralanıyor. Araştırma, parti liderlerinin TV konuşmalarının ve medyada onlarla ilgili çıkan haberlerin sonuçta çok etkili olduğunu gösteriyor.

Bu aslında dünyada herkesin bildiği bir gerçek olmasına rağmen MHP lideri Devlet Bahçeli oylarını artırabilecek somut imkanı elinin tersiyle itti ve çok az medya iletişimi gerçekleştirdi. AK Parti Genel Başkanı Davutoğlu ise tam tersini yaptı çok çalıştı, bütün imkanları sonuna kadar zorladı, hatta Facebook mülakatına bile katıldı. Kılıçdaroğlu çoğunlukla klasik CHP’li seçmene ulaştığı mecraları kullandı.

Oyunu CHP’ye vermeye zaten kararlı kitleye bildikleri şeyleri tekrar tekrar anlatmak zaman kaybından başka bir şey değildi. CHP geniş imkanları ve kurumsal hafızasına rağmen iletişim acemiliklerinden kurtulamıyor.

CHP’nin olduğu yerde sayması sadece parti vitrinindeki sorunları değil bugüne kadar izlenen iletişim stratejisinin başarısızlığını da gözler önüne seriyor

Sıradaki haber yükleniyor...