'Irkçılık' mı dediniz?

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

TRT’nin, Eurovision Şarkı Yarışması’nda Türkiye’yi temsil etmek üzere seçtiği Can Bonomo günlerdir gazete ve televizyonlarda “Vallahi ben Türk’üm” demek zorunda kalıyor. Bonomo’nun yaptığı müzikten, yetenekleri ve hedeflerinden çok kökeni sorgulanıyor. Çok talihsiz bir durum bu. Tamam, çok tanıdığımız bir isim değil ama kendisini anlattı ve öğrendik.


Can Bonomo

Hâlâ “Şöyle miymiş böyle miymiş, yok bir Yahudiyi Eurovision’a göndermeli miymişiz?” gibi konuşmalar ne kadar rahatsız edici. Can Bonomo, İzmirli bir genç insan. Soyadının anlamı Latince’de “iyi insan” anlamına geliyor. Sefarad Yahudisi ailesi İspanya’dan göç etmiş. Annesi Güneş’i geçen yıl meme kanserinden kaybetmiş. Göğsündeki, Güneş’i sembolize eden damgayı, annesiyle arasındaki özel bir bağ gibi vücudunda taşıyor. Can Bonomo’nun seçilmesi “Kimse tanımıyor” diye eleştirildi.

Hepimizin iyi bildiği gibi Eurovision sadece tanınan isimlerin başarılı olduğu bir platform değil. Hatta hiç tanınmayan yüzlerce isim bu yarışmayla adını duyurdu. Bu nedenle Bonomo’nun ne kadar tanındığından çok, nasıl bir şarkıyla gideceği önemli. İşin müzikal boyutundan ziyade konunun köken tartışmasına takılmasını vahim buluyorum.

Almanya ve Fransa gibi ülkelerde ırkçılığın yükselmesinden söz ederken bizdeki kafatasçılığın hayli yaygın olduğunu unutuyoruz. Ailesi 550 senedir Türkiye’de olan bir insan, buralı olduğunu açıklama ihtiyacı duyuyorsa ciddi bir sorun var demektir. Anadolu sanki uzaydan yeryüzüne tek tip ve tek kökenden insanların yaşadığı bir kara parçası olarak indi! Can Bonomo olayı bu yönüyle ilk değil. Rumlar ve Ermenilerle ilgili söylemlerde de benzer bakış hakim.

Mesela Türkiye’deki Rumları Yunan, Ermenileri de Ermenistanlı sanıyoruz. Birçok kişinin Yunanistan’la ilişkilendirdiği Rum Patriği Bartholomeos aslında Gökçeada doğumlu Ortodoks dinine mensup bir Türk vatandaşı. Hatırlar mısınız? Eskiden Afrika kökenli siyah tenli futbolcuların tamamına da “arap” derlerdi. Hâlâ böyle diyen futbol yorumcuları yok değil. İnsanlar kafatası ve köken ayrımı yapmaya meraklı. Din ile millet arasındaki farkı öğretmeyi başaramayan eğitim sistemimizin de maşallahı (!) var.

Kanal D ve Genç Bakış


Abbas Güçlü

Kanal D’de yayınlanan ‘Genç Bakış’ Türkiye televizyon tarihinin en önemli programlarından biri. 10. yılını kutluyor. Benim de konuk olmaktan büyük keyif aldığım ‘Genç Bakış’ şimdiye kadar 50 şehre gitmiş, 330 kez izleyiciyle buluşmuş. 800 konuşmacı ağırlamış ve 250 bin öğrencinin sesi olmuş.

Kanal D gibi yüksek reyting beklentisi olan bir kanalda eğitim- kültür içerikli bir programı bu kadar uzun süre başarıyla sürdürmek çok zor iş. ‘Genç Bakış’ üniversitelerin sustuğu bir Türkiye ortamında öğrencileri konuşturdu. Çok geç saatte yayınlanmasına karşın yüksek izlenme oranlarına ulaştı. “Bu programı bitirin” baskılarına rağmen yoluna devam eden Abbas Güçlü ve ekibini yürekten kutluyorum.
 

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder