İsrail’le normalleşme adımları atılabilir

27 Ağustos 2019, Salı 08:00
AA

Kıbrıs açıklarında zengin doğalgaz yataklarının ortaya çıkmasından bu yana Akdeniz’de çok hareketli günler yaşanıyor.

Mısır, İsrail, Kıbrıs Rum Kesimi, Yunanistan birlikte hareket ediyor. Ortak anlaşmalar imzalanıyor. Bu alandaki yakınlaşma ekonomik temelli gibi gözükse de belli askerî alanlarda da işbirliğine gidiliyor.

Doğu Akdeniz’de Türkiye’ye karşı bir blok oluştu ve maalesef her geçen gün daha fazla ülke bu ittifaka katılma eğiliminde. Ankara ile çok yakın ilişkileri bulunan Katar’ın bile Doğu Akdeniz’de Türkiye’yi dışlayan belli işbirliklerini değerlendirdiği gibi bir iddia var. ABD ve Avrupa Birliği, Rum- Yunan ikilisinin yanında duruyor.

Türk tezlerine yakın bir ülke yok denecek kadar az. Hatta geçtiğimiz günlerde Çin Deniz Kuvvetleri de Mısır ile ortak tatbikat gerçekleştirdi. Bu coğrafyada çok uzun bir kıyı şeridine sahip olan ve Kıbrıs’ta garantör ülke sıfatını taşıyan Türkiye’nin eli kolu bağlı oturması düşünülemezdi.

Nitekim son dönemde atılan hızlı adımlarla Türk tarafı sismik analiz, arama ve sondaj çalışmalarında belli bir düzeye ulaştı.

Karşı karşıya kaldığımız kuşatmayı aşabilmek için ilave bazı diplomatik adımlar atmanın çok gerekli olduğunu düşünüyorum.

Özellikle gerginlik yaşadığımız bazı ülkelerle normalleşme yolunda ilerleme sağlanabileceği kanısındayım.

Kendi kıyı şeridinde zengin doğalgaz yatakları olduğunu keşfeden ilk ülke İsrail olmuştu. İsrail bu gazı dünyaya ulaştırmak için en verimli ve ekonomik yolun Türkiye olduğunu çok iyi biliyor. Hatta geçmişte iki ülke enerji bakanları arasında bu konularda belli bir görüş birliği ortaya çıkmıştı. Geçen zaman diliminde “One Minute”, “Mavi Marmara” krizleri ve İsrail’in Kudüs, Gazze ve Filistin’le ilgili politikaları iki ülkeyi uzaklaştırdı.

Politik şartlar nedeniyle İsrail, Rum-Yunan ikilisiyle birlikte hareket etmeye başladı. Ben İsrail’in bu eğilimini kalıcı bir stratejik tercih olarak görmüyorum. İsrail, şartlar olgunlaştığında birçok önemli konuda Türkiye ile yürümeyi tercih eder. Bütün sorunları bir kenara koyup Türkiye ve İsrail arasında liderler düzeyinde üst düzey bir trafik başlatmanın zor olduğunun farkındayım ancak bakanlar ve bürokratlar seviyesinde yürütülebilecek çok şey var. Türkiye “kazan kazan” ilkesi çerçevesinde ulusal çıkarlarını korumak için yeni bazı kararlar alabilir.

Bunu yaparken de Filistin ve diğer temel konularda İsrail’i eleştiren ilkesel duruşunu ve itirazlarını devam ettirebilir. Türkiye’nin temel tezlerinden biri bu coğrafyada ezilen ve hedef alınan Arapların haklarını korumaktı. Yıllar içinde korumak için seferber olduğumuz Arap başkentlerinin çoğu bize cephe aldı, önemli bir kısmı İsrail ile birlikte hareket etmeye başladı. Bu ortamda Türkiye ve İsrail arasında belli boyutta bir yakınlaşma gerçekçi ve iki ülkenin de çıkarına olur.

Sıradaki haber yükleniyor...